PUL TOPLAMA - PHILATELIE
1965 yılında Ankara'da DTCF öğrencisiyiz.
Televizyon yok.
Bilgisayar yok.
Cep telefonu da yok. Ne akılsızı, ne akıllısı...
18 yaşındaki taşralı bir insan- çocuk / genç arası - ne yapar? Nasıl vakit geçirir Ankara’da ? ...
Haftanın 5.5 günü okulumuzdayız. Cumartesi günü saat 13'te sona eriyor dersler.
Hafta sonu dinlencemiz 1 tam ve 1 yarım gün. Ankara'nın dağdağasında ne çabuk geçiyor.
Nitelikli filmlerin gösterildiği sinemalar var Ankara'da. Çok sayıda değil; 3 tane.
Ulus Sineması, Büyük Sinema, Gölbaşı Sineması...
Öyle sık sık film değiştirme yok.
Haftada bir gidip film seyrediyoruz.
Çok yeğlenen filmler için uzun bilet kuyrukları oluyor.
Ankara'nın ünlü ayazında , üşüye üşüye bir iki bilet için bir,iki saat bekliyoruz.
Neden iki bilet ? Dostluklarda bilet ikramı önemli .
Sonuçta 120 dakikalık bir film... Entelektüel yaşam düzeninde gerekli görüyoruz.
Kitabevleri…Yerli, yabancı eserler. Öğrenci harçlığımızla yabancı kitaplardan alabiliyoruz.
Kültür Merkezleri…Amerikan, Fransız, Alman, Britanya…Kütüphaneleri pek varsıl. Sinema salonlarında güzel filmler gösteriliyor. Ben resim sergilerinin düzenli izleyicisiyim. Ahmed Arif’in çarpıcı şiirleriyle varsıllaşmış Fikret Otyam tablolarını, Erdoğan Munis’in, Zeki Müren’in, Balaban’ın resimlerini burada tadına vara vara izlemişimdir.
Havanın güzel olduğu günlerde banliyö trenine binip Atatürk Orman Çiftliğine gidip geziyorum, domates suyu içip ders çalışıyorum. Aşevinde kebap yiyecek param yok.O bir lüks bizler için.
Ankara: 646 bin nüfuslu, güzel, gökçe gövertili bir başkent…Büssing otobüslerin , elektrikli tramvayların düzenli çalıştığı…
…………………
Ereğlili arkadaşım Eyüp, bir gün, ilkokul defteri gösterdi bana.
'' Bende heves kalmadı. İstersen sana devredeyim, '' dedi.
40 yapraklı…Sayfalar arasına yerleştirilmiş 1960'lı yılların pulları vardı defterde.
Hesapladı. Pulların üzerindeki ederi üzerinden...Ödedim karşılığını ve ''yeniden'' pul kolleksiyoneri oldum.
Yeniden diyorum, çünkü 1958'de MGO öğrencisi olduğum zaman da pul topluyordum.
PTT yurt dışında harika pullar ( Viyana, Roma…Daha Ajans-Türk üretimi yok ) bastırıyordu. 20 kuruşluk, 5 kuruşluk '' Memleket Serisi. '' 67 İlimizin merkezi olan kentlerden görüntüler. Mavimsi, kahve renkli...İstekle, coşkuyla, severek bekliyor, gidip alıyordum yeni çıkan pulları.
Kolleksiyonculuğun kuralları olsa da, biz onlardan haberdar değildik. Örneğin arkasındaki yapışkan yere parmakla iz bırakmamak gerekiyordu. Pul cımbızı için paramız yoktu. Nevşehir'de onu satın alabileceğimiz bir kırtasiyeci de yoktu. Bilseydim, Yücel ağabeyime mektup yazar Ankara'ya, bana bir pul cımbızı göndermesini isterdim. Gidip gelen eksik değildi Ankara'ya. Ağabeyim onlardan birisiyle gönderirdi onu bana.
Pul klasörü, albümü var mıydı ? O da yoktu. Dere Mahalle'de Mustafa adlı bir arkadaşımla yarış halindeydik. Kimin daha çok pulu olacak !
Bir okul defterinde özenle saklıyordum pullarımı.
Lise öğrencisi olduğumuzda da sürdü bu güzel alışkanlık. Pen friend dediğimiz mektup arkadaşlarımız vardı. Karşılıklı pul göndermeğe başladık. Belçikalı , Fransızca mektuplaştığım Jeannine Philippet adlı kız bana epey Belçika, Kongo, Pays Bas , Fransa pulları gönderdi. Güzeldi onlar. Mustafa'ya hava atabilirdim. Ne var ki O, artık Lise'de okumuyordu.
Topaç köyünden bir konuk gelmişti. Bir gece kalıp Nevşehir'e mahkemede hazır bulunmak için sabah kahvaltıdan sonra evimizden ayrıldı.
Odayı düzenlerken birden ayırdına vardım ki, pul albümü rafta yoktu. Ağlamaklı oldum. Babama söyledim.
'' Ben sana yenisini alırım, mühim değil, '' dedi.
Nasıl alacaktı eski pulları. 1958'den beri biriktiriyordum onları.
Bir anda hevesim geçti, gitti. Kırılmıştım.
......................
DTCF'yi bitirdik. MTA'da görev yaptık. Ankara'da, Bitlis Tatvan'da, Siirt Baykan'da, Şirvan'da, Pervari'de, Elazığ Palu'da, Arıcak'ta, Maden'de, Kahramanmaraş Göksun, Afşin'de ilk tanıştığım kişiler PTT müdürleri oluyordu. Onlar söyleşinin değerini bilen insanlardı ve daima ikram edecek çayları bulunurdu.
MEB...Ortaokul ve liselerde görev yaparken Nevşehir, Ürgüp, Sıvas Zara, Yozgat Kadışehri...Pul birikimine katkılar sürdü.
Göçer konar yaşamda bir pul albümünü sağlam tutmak, bozulmasını önlemek kolay olmaz. 1979 yılı ekiminde evimizi Ürgüp'ten Elazığ'a taşıdık. Yeni bir düzen kurmağa çalışıyoruz. 60 lar Sitesi adlı, Viroloji Enstitüsü karşısında bir avukatın evini kiraladık. Daha tam yerleştirmeden , ben fakülteye gidiyorum, Hatice Hanım ilkokullarda geçici görevle çalışıyor; kesin atanması yapılmamış. Evde Umut ve Mutlu kalıyor. Umut 7; Mutlu 3 yaşında. Bu sitede Elazığ'ın gıda toptancıları, müteaahhitler, motorlu araç bayileri yaşıyor. Varsıl aileler...Bir gün, biz evde yokken o ailelerin çocukları girip evimize darmaduman ediyorlar. Umut önleyemiyor onların yağmacılığını. Mutlu ağlıyor. Varsıl ailelerin çocukları; besili, semiz, fakat sinsi, görgüsüzler...Aile eğitiminde yoksun…Pul klasöründe ne var ne yoksa boşaltıyorlar. Arkalarında iki mutsuz çocuk bırakıp terkediyorlar dairemizi. Vandalizmdir bu.
Önce ayırdına varamadım. Umut bana söylemedi. Baktım dolaptaki albüm incelmiş. Kuşkulandım. Açıp bakınca beynimden vurulmuşa döndüm. Ağlamaklı oldum. Türk Kurtuluş Savaşı’nın 50. Yılı dizisinin pulları vardı. TBMM’nin açılışı, İnönü Savaşları, Sakarya Meydan Savaşı gibi. Altın kabartmalı, yok...Taa 1958'den kalma Memleket Serisi pulları vardı; yok...
Ertesi gün üst katlardan birinde yaşayan aileden bir yaşlı kadın kapımızı çalıyor. Yüzünde bir özür dileme ifadesi, utanç duyuyor, belli. Avucunda bir pul topu var.
'' Bunları bizim haylaz torunlar sizden aparmışlar, '' diyor. '' Gusura galman gayri.''
Bir an düşünüyorum. Alsam mı, almasam mı ? Bakakalıyorum. Kadın dineliyor kapının önünde. Çaresiz alıyorum.Gözlerim yaşarıyor.
Bir derin kap içinde ,suda bekletsem o pulları...Çözülüp açılırlar, ama, neye yarar ! Geçti, artık.
O gün, bugündür bir daha pul albümüne yeni pullar eklemedim.
O da bir hevesmiş. Geçti gitti.
Yapanlar var koleksiyonculuğu...Ciddi ciddi. Onlara imrensem de...
Pul biriktirme, kolleksiyonerlik…Batı dillerindeki karşılığı : Filateli…
Her işin , hobinin bir dönemi oluyor.Bizde hobinin sonu fobi…
------------------------------
17 Şubat 2026. Acıbadem.