RADYO ÇOCUK SAATİ
Kıraç yazılar. Susuz tarım yapılan, yalnızca tahıl ekilen yazılar...
Tarla kuşları uçuşuyor.
Telaşla, kış gelmeden, yiyebildikleri kadar tahıl danesi...
Yaşam bir savaş, bir savaşım...
Gelengiler de boş durmuyor...Yuvalarının ağzı sap saman dolu.
Gökte kartallar, canalıcı...
Kızılcin köyü yakın...Zile de yakın...
Tuluca diye bildiğimiz buğday ekeneğimiz Yukarı Yazı'da...
Ekini biçilmiş yerler var...Biçilmemiş yerler var...
Gülşehir köylerinden gelen tırpancılar biçiyor ekinleri...
Artık biçerdöver de giriyor ekeneklere.
On tırpancının bir günde yaptığı işi biçerdöver bir saatte yapıyor.
Tarımda makinalaşma iyi güzel de, tırpancılar işsiz mi kalacak !
Biçerdöverin çalışamadığı yerler var. Pek eğimli. Orada insan gücü önemini koruyor .
Ne işim var Yukarı Yazı'nın kıraç ekeneklerinde !
Biçerdöver işlemiş Tuluca'daki buğdayı, traktörün vagonetine yüklemişiz tahılı. Fakat artık köye yarı götürülecek. Biçerdöver ustası, yağcısı, yamağı işi yarına bırakmışlar.
İçim kıpır kıpır...
Cumartesi günü Ankara Radyosu'nda saat 17'de Çocuk Saati programı başlayacak.
Saatim yok.Bakıyorum, saati olan kimse yok.
Güneşe bakıyorum. Erdaş Dağı'na doğru eğilmiş.
Düşünüyorum, saat 15.30 olabilir. Koşarak, hızlı bir yürüyüşle yetişebilirim. O yazıda, yabanda herkes bir işle uğraşıyor. Biçerdöver, traktör, yağlama, şu bu...Yorgun insanlar, uyuyanlar da var toprağın üstünde. Kimsenin benle ilgilendiği yok. Testide su var mı ? Son bir iki yudum. İyice ılımış.
Yola koyuluyorum...Kimi yerde düz yürüyorum, kimi zaman koşuyorum.
Taa doğuda puslu Erciyes...Doruğundaki buzul ıpıldıyor. Şimdi orada olmalı. Kim bilir nasıl serindir, buz gibi sular akıyordur, insan kana kana içebilir.
İşlenmemiş ekinler var toprak yolun çevresinde...Birisi yaksa tüm yılın emeği boşa gider. Köylerde olur böyle düşmanca olaylar. Güllük gülistan değil köy yaşamı...Öyleyse yanmadan, yakılmadan ekini biçip harman yerine taşıyıp daneleri samandan ayırmak gerek...Sonra da ambar...
Susamışım...Su yok...Merak edip soranlar var...
'' Tipi gibi niye iviyorsun böyle ! ''
El sallıyorum. Belki testilerinde su kalmıştır, ama onlara da acıyorum. İsteyemiyorum.
İşte ilk üzüm bağları...Salkımlara bakıyorum. Daha yenilecek gibi değil. Yine de birkaç koruk dane koparıp atıyorum ağzıma. Ekşii. Susuzluğum kalmıyor...Zerdali ağaçlarında altın gibi parlayan meyveler toplansa da, saklı kalmış olanlar var, yüksek dallarda, yapraklar arasında kalmış. Zıplayıp alıyorum, bir değnekle düşürüyorum. Tozunu toprağını silip yiyorum. Tamam, artık susuzluğum kalmadı.
Ballıkaya'dayım... Göre, Nevşehir, Nar, Sulusaray sanki uçaktan bakıyormuşum gibi önümde serilmiş duruyor. Kum serilmiş Niğde şosesi tozlu, kamyonlar geçiyor...Harman yerlerine tahıl taşıyor köylü...At arabaları görüyorum sap yüklü...Bitirmek gerek bu işleri bir an önce. Ne olur ne olmaz...
Göre...Köyümle gurur duyuyorum. İçim kıpır kıpır...Güzellemeler diziyorum. Her hafta aldığımız Hayat Dergisi'nde resimlerini gördüğüm köylerden daha güzel benim köyüm.
Saat 17 oldu mu acaba ? Kaçırmamalıyım o programı...
Ballıkayada çok durmak olmaz. Pek eğimli yamaçtan aşağı doğru kayarcasına iniyorum. Osman Emmimgilin evinin ordan yukarı çıkıyorum. Hüseyin gelse de birlikte dinlesek radyoyu. Evimize ulaşıyorum. Herkes bağda, bahçede, tarlada. Kimse yok. Testiden bir bardağa su doldurup içiyorum. Ooooh, dünya varmış. Radyomuzun olduğu babamın odasına giriyorum. Açıyorum mucizevi aletin düğmesini çevirip... Bataryası zayıflamış, sesi zayıf çıkıyor. Zararı yok. Dinleyebilirim.
Tam zamanında gelmişim. Biraz sonra kulağa pek hoş gelen açılış müziğiyle ÇOCUK SAATİ başlıyor. Açlığımı duyumsamıyorum. Tamamdır; artık dinleyebilirim.
Ne var bu programda !
Ankara'nın tiyatro sanatçılarının seslendirdiği kısa oyunlar ( skeç )... Ülkemizle ilgili bilgiler...Soru cevap...Şiirler...Klasik Batı Sanat Müziği parçası...Dinleyen ilkokul öğrencilerinin gönderdiği ilginç mektuplar, istekler...Nasıl güzel konuşuyorlar Türkçemi, sanki dil otu yemiş gibi.
Bir saat sürüyor bu izlence...
Her hafta...Tiryakisiyim...Ankara Radyosu, Uzun Dalga...1646 metre .Bin saygı, bin şükran bu izlenceyi bize sunanlara, hazırlayanlara, emek veren sanatçılara...Onların kimisi benle aynı yaştadırlar belki de...Seslerini duysam da, görüntüleri verilmiyor ki radyoda.
İlkokulda, eğitimin yetersizliğini biz radyo izlencelerini dinleyerek gidermişizdir.
1958 yazıydı.
----------------
30 Nisan 2026