SAPKINLIK (ANOMALİ)

SAPKINLIK (ANOMALİ)

İnsanlar var olan normların dışına çıkabilir, bu normal sayılır. Fakat toplumlar tarafından kabul edilemez fikirleri savunmak, kutsala, kimi toplumsal ve dini değerlere dil uzatmak, dil uzatmakla kalmayıp bunu değişik eylemlerle savunmak sapkınlıktır.

Sapkınlık aslında elastiki bir kelimedir, kimi toplumlar için sapkın kabul edilen bir olay kimi toplumlar için normal sayılabilir. Eşcinsellik, ateistlik, kutsal kitaplara saldırı gibi.

Sapkınlık kimilerinin düşündüğü gibi özgürlük kapsamında görülemez, bir düşünce özgürlüğü de değildir.

Sapkınlık, nefret duygusu ile saldırı ve şiddete yönelme halidir. Yoksa hiç kimse düşüncesinden dolayı sapkın olarak kabul edilemez.

Sapkınlık genel olarak asosyal bir olgudur. Sapkın sadece içinde bulunduğu ya da yaşadığı çevreye zarar vermekle kalmaz kendine de zarar verir. Psikolojik yönden rahat değildirler, durmadan bir şeyler yapmak, kırmak, dökmek, küfür etmek, saldırmak gibi eylemlerle iç huzursuzluğunu atmaya, ondan kurtulmaya çalışırlar.

Sapkınlar sürekli bir huzursuzluk içindedirler çünkü düşündükleri fikirleri çevre tarafından kabul görmez, desteklenmez, bu da onları yalnızlığa iter. Savundukları fikirlerin kimse tarafından kubul edilmemesi, paylaşılmaması onları bulunduğu çevrenin dışına iter, bu da var olan huzursuzluğu tetikler, nefretini daha da artırır.

Sürekli olarak yaşadığı bu huzursuzluk kişiyi yorar, yıpratır. Bu da ruhi çöküntülere ve erken yıpranmaya neden olacaktır. Sonuçta atasözünde belirtildiği gibi “keskin sirke küpüne zarar” vermiştir ve vermeye de devam eder.

Aslında sapkınlık “düz bir çizgi” de izlemez, hep inişli çıkışlıdır. Sürekli olarak bulunduğu çevre ile savaşmak, var olan normları kabul etmemek, bunun için sürekli mücadele etmek sonu belli olmayan yol gibidir, nereye çıkacağı belli değildir. Çoğunlukla bu yol ya hastane ya da hapishaneye çıktığı görülmeyen şeylerden değildir.

Sapkın tüm bunlardan kaçsa dahi ağır travmalardan kaçamaz, kısılıp kalır.

Sapkınlıkla mücadele nasıl edilir?

Sapkınlıkla mücadele bireysel olmamalı, toplumsal olmalıdır, sapkınlığın gelişip, güçlenildiği alanlar hedef alınmalı, bu alanlar yok edilmelidir.

Bunun çaresi ise, “tek tek sivrisinekle değil sivrisineğin üreyip çoğaldığı bataklık” ile mücadele olmalıdır.

Tüm bunlar için milli ve özgün bir eğitim sistemi gereklidir. Eğitilmiş, disipline edilmiş toplumlarda “sapkınlığı ortaya çıkaran etmeneler” yaşam alanı bulamayıp yok olup gidecektir.

En etkili çare budur.

Diğer pansuman tedbirler sadece geçici çözümler sunabilir.