SAVAŞ TUTSAKLARININ ANILARI

SAVAŞ TUTSAKLARININ ANILARI

Dr Emrullah Güney

Eskiden harp esirlerinin hatıratı denirdi.

Savaşta tutsak olmak nedir ?

Güllük gülistan bir ortamda yaşamak mıdır ?

Tutsak olmanın bir bedeli var, ödenecek.

Açlık, ağır çalışma koşulları, sayrılık, ilaçsızlık, bile bile , göz göre göre sakat kalmak...

Birinci Dünya Savaşı'nda Çarlık Rusyasının orduları Doğu Anadolu'muzu Erzincan batısına değin işgal etti.

Sarıkamış'ta kırıldı, dondu kaldı Türk ordusu. Tek kurşun atamadan tutsak düştü binlerce zabitan, erat...

Ruslar, hayvan taşınan vagonlarla , günlerce süren meşakkatli yolculukla , Türk tutsakları Vetluga Irmağı koyağında Kostroma Kampı'na koydular.

Tutsak insanın ruh dünyası...Hiç kimse bir digerine benzemiyor. Davranışlar çok değişik. Felaketi fırsata çevirmek...

Kostroma ve diger yerlerde Rus ordularına karşı savaşırken tutsak düşmüş Alman, Avusturyalı, Çek, Slovak subaylar var. Galiçya' savaşlarındaki tutsakları alıp Rusya'nın değişik yerlerindeki kamplara yerleştirmişler.

Yalnız subaylar değil, erler de var tutsaklar arasında.

Organize olmak nedir; zaman nasıl değerlendirilir ? Bunu tutsakların anılarından öğreniyoruz. Ah ile vahile dövünmek gereksiz. Başa gelmiş bir felaket, çekilecek. Yaşamak için direnmek gerek.

Daha ilk günlerde bir planlama yapılıyor. Prusya otoritesi, Germanik inat,sebat,Doyçe kararlılığı, Alman zekası, tekniğe yatkınlık, fen bilimlerine bağlılık, felsefi düşüncenin sağlamlığı...

General iyi rusca biliyor. Subaylardan, erlerden oluşan sınıfa ders verecek.

Albay mühendis: Hesap hendese biliyor, dakik, son derece planlı ders işleyecek.

Yarbay tarih doktoralı : Dünya tarihi, Napolyon'un Rusya'yı işgali ve sonuçları...Bismarck...

Binbaşı coğrafyacı idi sivil yaşamda. Dünya coğrafyasını ondan iyi kim anlatabilir.

Yüzbaşı hukukçu...Sivil yaşamında savcı idi. Hak, hukuk...Tutsaklar da insan...

Üsteğmen mimar...Yapı konusunda uzman. Erata, zabitana mimarlığın temel ilkelerini anlatıyor.

Teğmen yerbilimci...Yaşadıkları yerin jeolojisi...Giderek Avrasya'nın...

Çek tutsaklar Almanca öğreniyor...

Avusturyalı tutsaklar Çek dilini, slovak dilini öğreniyor.

Albay felsefe alanında bilim uzmanı...Eski Grek filozofisi, Gazali, İbn Rüşt...Ömer Hayyam...

Yüzbaşı spor eğitmeni...Bırakmak yok, bu tutsaklık bitecek bir gün. Her sabah o koyağın ünlü soğuğunda jimnastik hareketleriyle sağlıklı tutuyor insanları.

Binbaşı hekim...Sayrı düşenleri muayene ediyor. Zor da olsa, kendi kendine ilaç yapıyor, sağlığına kavuşturuyor askerleri.

Yarbay , sivil yaşamında resim yapmayı severdi. Dersler veriyor. Kostroma kenti çevresinin pitoresk görünümleri pek uygun resim için. Suluboya, yağlı boya, kurşun kalem desenler yapıyor. Tutsak kampının komutanı aracı oluyor, kentin en büyük sergi salonunda eserlerini sunuyor, takdir topluyor.

Lengüistik uzmanı dilbilimciler var; yaşadıkları beldede incelemelere başlıyorlar. Rus dilinin inceliklerini öğreniyorlar. İlk günlerden, ilk aylardan sonra giderek daha gevşek bir düzen yaşanıyor. Eski sıkı güvenlik önlemleri kaldırılınca kentin pek varsıl kütüphanesi keşfediliyor. Rus , Alman, Fransız yazarların kitapları...Orijinal...Bu bir hazine...Küme küme gidip bazı dersleri orada yapıyor eğitimci subaylar.

Yüzbaşı bir kompozitör,piyanist...Çaykovski'yi yorumluyor. Müzik salonunda konser veriyor.

Binbaşı ressam...Ayvazovski'yi inceliyor. Rus dilinde konferans veriyor, takdir ediliyor.

Her bilgi kayıt altında. Günü gününe işleniyor defterlere...Güzel yazısı olan erler bu işle görevlendirilmiş. Yıl yıl...Sınavlar yapılıyor. Kimse kuşkulanmıyor değerlendirmelerden. Kuyumcu terazisi gibi titiz...Başarısız olanlar bütünlemeye ( ikmal imtihanı ) kalıyor, çalışıp geçiyor sınıfını . Notlar işleniyor çizelgelere...

Tutsak kampına ortaokul mezunu olarak gelenler 3 yıl sonra binbir değişik yollardan memleketlerine dönünce lise mezunu olarak , kaldıkları yerden mesleklerini icra ediyorlar. Kimileri üniversitelere gidiyor, bilimsel çalışmalara katılıyorlar.

Hiçbir kurum bu belgeleri reddetmiyor. Olduğu gibi kabul ediyorlar. Asla şaibe yok.

Kostroma Tutsak Kampı...Açlık, yokluk, sayrılık...

Felaketi kader olarak kabul etmeyip, özünü yetiştirenler kurtuluyor...

1917 sonrası Rusya yeni bir döneme giriyor...Tutsaklar özgür kalıyor...

Herbir tutsağın yaşamı bir roman...

Bu yazıyı bize Dr Ali Nejad Ölçen'in yayına hazırladığı ve İngilizceye de çevrilen VETLUGA IRMAĞI adlı kitabı esin verdi, yazdırdı. Mühendis ve ekonomist Dr Ölçen, Sarıkamış'ta tutsak düşen babası Mehmet Arif Bey'in anılarını Osmanlı elifbasından Latin-Türk alfabesine aktarmış ve tutsak yazınının en dikkate değer eserlerinden birini bize sunmuştur.

Sarıkamış'ta, Galiçya'da, Filistin 'de, Basra-Bağdat'ta tutsak düşen askerlerimizin aziz hatıralarına derin saygı ile...

--------------------------------

9 Nisan 2026. Acıbadem