ŞİKÂYET

ŞİKÂYET
   Bu günlerde herkes her şeyden şikâyet ediyor.
   İşte onlardan birine rastladım, başladı anlatmaya, daha doğrusu şikâyete.
   Yöneticiler, siyasi partiler, dernekler, sivil toplum kuruluşları vb. ama her şeyden şikâyet ediyor.
   Kâh milletvekillerini eleştiriyor kâh liderleri... Memurlar, imamlar, doktorlar, hemşireler, öğretmenler, işçiler ve esnaf da bu eleştirilerden nasibini alıyor. Örnekler veriyor, üzerinde düşünülmüş, hesap edilmiş örnekler ki, istesen de karşı çıkamıyorsun.
   İnsan bir umutsuzluğa düşüyor.
   Bunalıyor, daralıyor, sıkılıyor, ne diyeceğini bilemiyor, sadece dinliyorsun, bir cendere ki sıktıkça sıkıyor.
   Eskilerin deyimi ile 'kör bir kuyuya düşmüşsün' sanki, çık çıkabilirsen.
   Anlatıyor, anlatıyor, ağzından köpükler saçıyor âdeta, dur yahu bir soluk al, bir nefeslen, yok efendim, günlerce kurduğu-kurguladığı şeyleri ille anlatacak, sıkıntılarını bu yolla atacak.
   Çaresiz dinliyor ve izliyorsun.
   İtiraz da edemiyorsun.
   Konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor, bire beş, bire on, kimi zaman bire yüz katmayı da ihmal etmeyerek.
   ‘İyi de kardeşim!’ diyecek oluyorsun, diyemiyorsun ki.
   Mecburen bırakıyorsun, ‘bırak anlatsın’ diye düşünüyorsun.
   Nihayet bitiriyor.
   Öyle ya, sen de bir şeyler söylemek istiyorsun ama onun görevi bitmiş, söyleyeceğini söylemiş, içini boşaltmış, hafiflemiş, kuş tüyü gibi olmuş, dinlemiyor seni ve çekip gidiyor.   
   Evet, insanın fıtratı mı böyle acaba?
   Hiç düşünmüyor!
   'Tamam, ben şikâyet ediyorum ama ben tüm bu olumsuzlukların neresindeyim?'
   'Her şeyi doğru mu yapıyorum? Yoksa benim de yanlışlarım var mı? Bu olumsuzlukların içinde benim payım ne kadar?'
   Bunları aklına bile getirmiyor.
   Ona göre kendi ‘sütten çıkmış ak kaşık’
   Hatasız! 
   Günahsız!
   ‘Acaba, bizim insanımızın yapısı mı böyle?’
   Öyle ya, bazıları aynı davranışları sergiliyor, aynı şeyleri söylüyor, aynı şikâyetler ile ortaya çıkıyorsa, insan ister istemez böyle düşünüyor.
   Düşünmekte de hakkın var.
   Pekiyi ne yapmak gerekiyor, çözüm ne?
   İlk akla gelen ‘eğitim’ oluyor tabii ki, diyorsun ki bu insanlar iyi bir eğitimden geçirilmeli…
   Bu eğitim meselesinin söylemesi ve düşüncesi güzel ama uygulama da sorunlar var, hem de DEVASA… 
   Neredeyse toplumun düzelmesi kadar zor ve meşakkatli eğitimin de düzelmesi…
   Yani, sonuç olarak geriye şu kalıyor;
   Necip Fazıl Kısakürek'in deyimi ile;
   ALLAH TÜRK'E ACISIN, YALNIZ BUNU DİLERİM...