TARİHTEN BİR SAYFA, NEVŞEHİR YÖRESİNDEKİ SU DEĞİRMENLERİ.
Değirmenlerin işlemesinde enerji en büyük faktörlerden birisidir. Enerji ihtiyacını Borus çayı sağlanmıştı. Önceleri daha gür aktığını da bilmekteyiz. Borus Çayının suyu buğdayları yıkayacak kadar da temiz olduğunu unutmamak gerekir. Taneli cisimleri öğütüp un haline getiren, makineler ve faaliyet gösteren yerlere değirmen adı verilmektedir. Değirmenlerin oldukça eski zamanlara uzanını bir geçmişi vardır. Günümüzden 4000 yıl önce rüzgârla işleyen yel değirmenleri olduğu bilinmektedir. İlk insanlar taneli tahılları, özellikle de buğdayı bir çeşit havan denile bilecek içi çukurca taş kaplarda ezmek suretiyle öğütüyorlardı. Bu gibi işlemler çağlar boyunca çeşitli aşamalardan geçtikten sonra daha iyi kullanılır hale getirilmiştir. İlkel değirmenler kocaman sert yassı taşlardan yapılmış, üst üste iki silindir biçimini almıştır. Taban taşı hareketsiz olup, üsteki silindir tabakanın üstünde dönerdi.
Yöremiz değirmen taşı bakımından oldukça şanslıdır. Zengin ve oldukça çeşitli kaya türlerine rastlanmaktadır. Kılıç Dağı “Yapraklı Seki” mevkiinden değirmen taşı keserlermiş. Bu taş sert olduğu için üst taş olarak kullanılırmış. Avanos dan ağızlık taşları getirilirmiş. Bu taşlar oldukça dayanıklı ve diğer taşlara göre oldukça pahalıymış. Yeri gelmişken kısaca bahsedelim. Çakmaklık mevkiinden çakmak taşı çıkartılır ve satılırmış. Kara Yazıdan Sarı taş, başka bir yerden kara kepez, Sulusaray taşı ve daha başka taşlar. Tabi bunları işleyen işçi ve ustalar… Tüm bu taşlar, taşı olmayan veya işlemesini yapamayan başka yerlere de satılırmış. Ekmeğini taştan çıkartmak deyimi sanki bu iş için söylenmişti.
Değirmenlerdeki mekanik aletin belli bir köşesinden dökülen taneler hareket halindeki ağır taşların altında ezilip un haline geldikten sonra taşların yüzeyindeki yivlerin etkisiyle dışarı atılır. Döndürme yoluyla sağlanan ezme gücü değirmenlerin bu metotla gelişmesini hazırladı. Bu dönüşü sağlamak için sırayla; İnsan, hayvan ve sonraları rüzgâr ve su gibi doğa güçlerinden yararlanıldı.
Buğdayın bünyesinde bulunan % 12,5 kepek ve diğer ürünü meydana getirecek % 2,5 oğulcuk ile % 85 besi, dokuya karışarak undaki kaliteyi düşürüyordu. Bu engelde çeşitli yollarla aşılmıştı. Buğdaylar ilk önce elenir, temizlenirdi. Zamanımız da elektrikle çalışan un fabrikaları bu işi çok iyi ve teknolojik olarak yapabilmektedirler.
Gelelim değirmenlerdeki suyun rolüne; Akmakta veya dökülmekte olan suyun doğrusal hareketini, dönme (dairesel) harekete dönüştürmektedir. Değirmenler dolayısı ile mekanik bir aygıt görünümü sergilemektedir.
Temel olarak bir tekerleğin çevresine yerleştirilmiş paletlerden oluşur. Hareket etmekte olan suyun, paletlere uyguladığı gücün çarkı döndürmesi ve bu dönme hareketinin de çarkın merkezindeki mil aracılığı ile iletilmesi ilkesine dayalı olarak çalışmasıdır.
BORUS ÇAYI VE YÖRESİNDE BULUNAN DEĞİRMENLER
Günümüzde kuru bir sel yatağı olan Borus Çayı, Aşıklı Dağının eteğindeki Yuvvanni pınarlarından yer yüzüne çıkar. Çeşitli vadilerden geçerek Kızıl Irmağa kadar uzanır. Sayısız pınarlarla ve akarsularla beslenen Borus Çayı geçtiği vadilere güzellikler katar ve bir çok değirmeni gönderirdi.
Değirmenler; Yazlık ve kışlık olarak ikiye ayrılır. Kışlık değirmenler çayın yukarı kısımlarında yer alır ve bu yüzden Göre değirmenleri ve Nevşehir Değirmenleri kışlık olarak bilinirmiş. Zira vadinin tabanı hep bağ-bahçe olduğu için sular daha çok sulamalarda kullanılırdı. Ancak güz ayından sonra sular değirmenlere yönlendirilirmiş. Borus Çayı vadileri geçtikçe katılan sular nedeniyle çoğalıyordu. Nar Kasabasının değirmenleri bu yüzden yazlık değirmenler olarak değerlendirilmektedir. “Türkmen akarı” da denilen ılıca suyunun katılmasıyla Borus Çayı büyümekteydi. Kanlı Göl’de bu çayı destekliyordu. Değirmenleri yerleri ve isimleri itibarıyla sırasıyla incelemeye çalışalım.
BUCAK DEĞİRMENİ: Göre Kasabasında bulunan bu değirmene “Kelepe” Değirmeni de denilirmiş. “Kelepe” suyu az olduğu için az öğüten anlamındadır.
İNİŞ DEĞİRMENİ : Göre Kasabasının özlerinde bulunan kışlık bir değirmen olduğu biliniyor.
BEY DEĞİRMENİ : Eski Niğde yolunda idi.
DİVRİNOĞLU DEĞİRMENİ: Bey Değirmeninin hemen 150 metre altındadır. Bu iki değirmen eski İstiklal İlkokulunun hemen alt solundadır.
Bundan 20 yıl öncesine kadar Divrinoğlu Değirmenin de kalıntıları duruyordu. Şimdi ise hafriyat dökülmek ve kepçelerle sıyrılmak suretiyle iyice kayıp olmuştur. Sadece Horasan harcıyla yapısında kullanılan birkaç parça cingi taş olarak kalıntıları göre bildik.
Bey Değirmeni, kesme taş bileziklerden yapılmış kalıntıları zamanımıza kadar gele bilmiştir. “Çark evi” ufak bir mağara şeklinde durmaktadır. Değirmene gelen suyun yatağı ise ancak dikkatli bir şekilde bakıldığı zaman küçük bir gevel şeklinde görülmektedir. Yine aynı mekânda kadim zamanlardan kalma dev bir palamut ağacının (Çınar meşesi) gövdesi yatmaktaydı. Neyse ki bizler onu fotoğraflayarak kayıt altına almıştık. Bey değirmenine çiftenin üstü, Divrinoğlu değirmenine çiftenin altı denirmiş. Bu iki değirmenin altından borus Çayına bir yol gider. Yolun hemen kenarında küçük bir maşatlık bulunurmuş. Maşatlık Hıristiyan mezarlığıdır. Tarihimize “Karamanniler” olarak geçen Hıristiyan Türklerdir. Aynı mekân üzerinden “Susa”ya (Tarihte kral yolu olarak bilinir) Başka bir deyişle Eski Niğde yoluna çıkan dik bayırın da adı “Karamanlı bayırı” olarak geçmektedir.
GEBELEK DEĞİRMENİ: Meteristen inen eski Kayseri yolundaki Altınöz otelinin yakınında bulunuyormuş. Değirmen taşı iki parçadan yapılırsa “Gebelek” denirmiş. Taşlar sağlam perçinlerle birbirin tutturulup öyle kullanılıyormuş. Bu değirmenin bir özelliği de ters dönmesindeymiş.
ŞATIROĞLU DEĞİRMENİ : Gebelek değirmeninden çıkan su, Şatıroğlu Değirmenine gele bilmesi için Tabakhanenin, bu günkü Endüstri Meslek Lisesi, Motor Atölyesinin olduğu yerde suni bir göl bulunurmuş. Bu suni su birikintisi Küçük Dağın Hezenci mevkiinden kaynamakta olan, İç Akar da denilen suyla da beslenirmiş.
HOCANIN DEĞİRMENİ: Şatıroğlu değirmeninden çıkan su Hocanın Değirmenine varırmış. Adı geçen değirmende kışlık değirmenmiş.
YENİ DEĞİRMEN: Yine aynı mevkide bulunan bir kışlık değirmenmiş.
HACERETOĞLU DEĞRMENİ: Nar Kasabasına yakın, Kadirah Deresinde bulunan yaz değirmenidir. Bu değirmenin özelliği güçlü bir değirmen olmasıdır. Saatte 4 Kile buğdayı un edermiş. Yeri gelmişken İstanbul kilesinden bahsedelim. 1 İstanbul kilesi 2 teneke buğday ile ölçülürmüş.
CİNGİLLİ DEĞİRMENİ: Haceretten çıkan buz gibi su, Cingilli değirmenine ulaşıyor. Burada suyun miktarı ve arazinin eğimi de artmıştır.
SIRTI DAĞA DAYALI DEĞİRMEN: Yazlık bir değirmenmiş.
ŞIKININ DEĞİRMEN : Bu günkü Taskobirliğin karşısındaki Kanlıgöl mevkiinde bulunurmuş. Ilıca suyu ile de beslenirmiş.
ÇİFTENİN ÜSTÜ : Şıkının değirmeninden gelen su, çiftenin üstü denen ve iki değirmen bulunduğu söylenen bu yazlık değirmene gelirmiş.
ÇİFTENİN ALTI: Çiftenin üstünden gelen su bu değirmeni çalıştırırmış.
KİRAZLI DEĞİRMEN: Nar Kasabasında yazlık bir değirmendir.
KAYA DEĞİRMENİ: Nar Kasabasında bulunan başka bir yazlık değirmen.
BESİMİN DEĞRMENİ : Yazlık değirmenler arasında yer alır. Bu değirmenle çay Nar arazisini terk ederek Sulusaray arazisine girmiş olur.
HABİLİN DEĞİRMENİ: Sulusaray Kasabası girişi PTT altı (Tek değirmen)
İBRAHİM AÇIKGÖZ DEĞİRMENİ : Kasaba içi belediye karşısında.
ARIK DEĞRMENİ: Aşağı öz mevkiinde Rifat Şengül tarafından işletilmiş, hali hazırda kuyusu mevcut bir değirmenmiş.
ÇATAL DEĞİRMEN: Karacaviran mevkiindeymiş.
KATRANCI DEĞİRMENİ : Avanos sınırında…
KÖR DEĞİRMEN: Kızılırmak kenarı, koval mevkiindeymiş.
ÇİFTELER DEĞİRMENİ : Gülşehir- Sulusaray sınırında bulunurmuş.
Aynı konu üzerinde konuştuğumuz şehrimiz esnaflarından Süleyman Özyılmaz; “Önceden mezbaha ile Kadirah Deresinin içinde 8 değirmenin olduğunu” Söylemişti.
Osmanlı zamanında bu değirmenlerin daha çok olduğunu düşünmekteyim. Zira Borus Çayı o zamanlar daha gür akmaktaymış. Değirmenin ana yapısı kabul edilen değirmen taşları da yöremizde yapıldığı düşünülecek olursa, değirmenin yapılışında sadece emek kalıyor. O da Nevşehir’de bulunuyor. Tamamen yerli üretim diye biliriz.
YÖREMİZDE DEĞİRMENLERİN İŞLEYİŞİ
Yöremiz değirmenleri tahıl öğütmek için kullanılsa da bazı özel değirmenler Keten tohumundan bezir, Izgın bitkisinden de yağ üretmek için faaliyet gösterirlermiş. Günümüzde keten bitkisi yetiştirilmiyor. Bitki tarama çalışmalarımda özel olarak dikkat ettiğim konulardan biri de buydu. Tarımı yapılmış, liflerinden heybe gibi dokunmuş ve sonra keten tarımından vaz geçilince değirmenleri de kapanmıştı. Izgına gelince bir çeşit yabani rokadır. O da aynı şekilde kullanılmış. Küspesini hayvanlara yedire bilmek için kaynar suya atılıp acısı alındıktan sonra verilirmiş. Ürgüp pazarında otantik tohumlara bakıyordum. Tesadüf eseri ızgın tohumlarıyla karşılaştım. Satıcıya bu bitkinin neden sonradan piyasaya çıktığını sorduğumda, satıcı ızgının iyi bir arıcı bitkisi olduğunu keşfettiler arıcılar bu tohumları adeta kapıştıklarını söylemişlerdi.
Yöremiz insanı civar köy ve kasabalardan tahıllarını öğütmek için mevsimine göre yazlık ve kışlık değirmenlere gelip işlerini görürlermiş. Özellikle Bey Değirmenin önü geniş bir meydan olduğu için hayvanların otlaması ve özellikle Borus Çayından temiz su içme imkânları da vardı. Kervansarayları ve hanları işlerken de bahsedeceğim. Nevşehir hanlarında hayvanlara yer kalmadığı zamanlarda kervan hayvanları buralarda muhafaza edilirmiş.
Misli Ovası köyleri ve Kasabalarının genellikle değirmenlere kağnılarla geldikleri söylenmektedir. Uçhisar, Ortahisar gibi yerleşim bölgelerinden gelenlerde “Kertelerinden tanınırmış. Buğdaylarını kertelerle götürüp öğütürlermiş. Kerte: Uçhisar ve Ortahisarlıl arın kullandığı iki küçük çuvaldan oluşan heybedir.
DEĞİRMENLERİN ÜRÜNLERİ
SERT BUĞDAY: Yöre bu tür buğdayı “Şahman” olarak isimlendirmiş. Öteki buğday cinslerine göre daha ağır olan bu cins buğday bulgurluk olarak da üretilirdi. Aynı zamanda arı un olarak da denilen bu buğday türünden; Mantı, makarna börek gibi yiyeceklerde yapılırmış. O zamanlar bu buğdayın kilesi 12 liraymış.
AĞ BUYDAY: Albustan olarak da bilinirmiş. Genellikle ekmeklik, yufkalık olarak kullanılan bu budayın kilesi 10 Liraya satılırmış.
UĞRA: Çavdar ve arpanın unundan yapılır, günümüzde ekmeğin fırına veya küreğe yapışmaması için hamurun altına serilirmiş.
ZAVAR: Arpa ve çavdarın kalın çekilerek hayvanlara yem olarak verilirmiş.
KEPEK : Tahıl tohumlarının bitkiye tutunan kabuklarıdır. Değirmenlerde ayrılan kepek; İneklere, develere ve diğer hayvanlara yemlik olarak verilir, samana da katılırmış.
DEĞİRMENLERDE ORTAKLIK HİSSELERİNİN İŞLEYİŞİ
Hisse sahibi hissesi kadar gün olarak değirmeni işletir ya da işlettirip gelirini alırmış. Örnek verecek olursak, konuşulan ve sözleşmeye alınan 7 Hissesi varsa, “Tam hisse 7 Hisse” Denir. Bu sektörde bir tür sermayenin, kazancı çeşitlendirdiğini de görmekteyiz. Aynı zamanda istihdamı da geliştirdiği gibi çalışanlara tatil hakkı veya daha fazla çalışma imkânı sunmasını unutmamak gerekir.
Değirmenler tarihimizde bir süs olarak, sadece o günleri gören yaşlılarımızın anlarında kalmıştır. Günümüzde sular çekildi. Bors Çayı dâhil birçok pınar kurudu. Sadece birkaç iç akarımız sular azalsa da inatla akmaya devam ediyor. Biz insanlar sa hala un tüketmeye devam ediyoruz. Deyip duruyoruz ya, su meselesi; 1. Dereceden çevre ve hatta can derdidir. Aynı zamanda farkında lık ve eğitim meselesidir. Binlerce yılda oluşmuş bu hazineyi birkaç on yılda bir miras yedi gibi harcan ı vermesini gerçekten kaldıramıyorum.
Suların çekildiği, değirmenlerin dönmediği günümüzde imdadımıza teknoloji yetişmiştir. Un fabrikaları değirmenlerin yerini aldı. Buğday oğulcuğunu bile ayırıp tonlarca buğday un olup karşımıza gelmektedir.
Günümüzde de buğdayın çok ilgi çekici hikâyeleri olduğuna inanıyorum.
Bahadır Dedeoğlu/ Araştırma makalesi
KAYNAKLAR :
1. Abdullah Hayri Özçiftci- Nevşehir 1936 Doğumlu
2. Süleyman Özyılmaz-Esnaf Nevşehir/Nar Kasabası Doğumlu.
3. İbrahim Pekşen/ Sulusaray Belediye Başkanı.
4. Ana Britanica Ans. 28.Cilt.
5. Cumhuriyet Ansk. 4. Cilt.
6. T.D.K. Türkçe sözlük.
Kahveci Dağı ağaçlandırma bölgesinde bir anız yangını sonrası. Çam fidanlarının kıl payı kurtulduğun görüntüleri. Dedeoğlu arşivi.
Cumhuriyet Mahallesi; Gavur hamamı ve kral ağaçları… Ağustos ayında bitkiler kuruduğunda ağacın canlı yapraklarına dikkatinizi çekerim.
Ağşıklı Dağı, Yuvanni pınarları yakınları… Kaçak pomza ve kaçak çöplük. Suların kirletilmesi, kaçak pomza çıkartılması…Dedeoğlu arşivi.
Meryem ana kilisesinde restorasyondan önce, Yapının duvarında büyüyen incir ağacı oldukça manidar duruyordu. Dedeoğlu arşivi.
.