TEMİZER HOCA
'' Amirullah Efendi oğlum, şu görünen muntazam bünyad Mekteb-i Baytariyye' midir ? ''
Harput Kalesinden çevreyi gözlüyoruz. Soran kim ? Atatürk Üniversitesi'nden gelip Türk Dili Edebiyatı öğrencilerine ders veren, kimi genç asistanların doktora tezlerini inceleyen Prof Dr Kaya Bilgegil...Ben O'nun adını Gazi Eğitim Enstitüsü'nde okumuş birçok öğretmenden duymuştum. Herkeste iyi iz bırakmış iyi bir eğitmen. Osmanlıcayı, Divan Edebiyatını bildiği kadar Fransızcayı da iyi biliyor, devlet onu 1950'lerde Fransa'ya göndermiş çünkü.
Kaya Bilgegil
Bilgegil Hocam konuk burada. Dekanlık'ın verdiği otomobille yukarı kente çıkmışız. Türk Dili ve Edebiyatı asistanları var o kümede : Sabahattin Küçük, Adnan İnce...Fransızca okutmanı Ahmed Necmi Yaşar, Toplumbilim asistanı Mahmut Atay...Coğrafyacılardan Dr Hilmi Karaboran, ben...
'' Evet Hocam. Orası Fırat Üniversitesi Rektörlüğü ve Veteriner Fakültesi. Aynı binada. ''
1950 ortalarında doğru Doğu Anadolu'da bir büyük beldede yeni bir üniversite kurma düşüncesi gündemde. Elazığ mebusları seslerini fazla çıkaramıyorlar. Erzurum baskın geliyor ve Üniversite orada açılıyor. Oysa Elazığ'da çiflik bile hazırlanmış Tarım Fakültesi uygulamaları için...
Prof Dr Bilgegil Hocamın parmağıyla gösterdiği Veteriner Fakültesi'nin dekanı Hümeyra Hanım. Rektör ise Mustafa Temizer.
MT Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi...Memleketine bir yüksek okul açtırmak için canla başla çalışıyor. Doçent olunca özgüveni de artıyor. Elazığ parlamenterlerine, Harput doğumlu yüksek bürokratlara sürekli ziyaretlerle baskı uyguluyor. Biliyor ki, liseyi bitiren birçok genç memleketinden ayrılıp, başka bir yerde yüksek öğrenim göremeyecek kadar yoksul. Öyleyse o gençlere yardım etmeli. Ne yapılabilir ? DMMA var Elazığ'da; yeterli mi ? Bir de Veteriner Fakültesi açılmalı. Ankara'daki VF yanında, bu, ikinci olacak. Doğu Anadolu Bölgemiz ekonomisinde hayvancılığın birinci kesim olduğunu bilmeyen var mı ? Yok. Öyleyse açılmalı VF.
Üniversitenin başlangıcı böyle oluyor.
Ben 1978 yılının 5 Haziran günü Fırat Üniversitesi elemanı olduğumda 3 fakülkte vardı:
Veteriner Fakültesi,
Fen Fakültesi,
Edebiyat Fakültesi.
5 yıllık olan VF bünyesinde 2 yıllık Su Ürünlleri Yüksek Okulu da öğrenci yetiştiriyordu. Sonradan bu okul Su Ürünleri Fakültesi'ne dönüştürüldü.
Rektör Prof Dr Mustafa Temizer, alışılagelmiş bir üniversite üst yöneticisi değil. Bir halk adamı. Kentte gezerken gören birisi onu bir köylü, bir işçi, bir esnaf, bir köy öğretmeni zannedebilir. Herkesle ilgilenir. Hal hatır sorar. Sert görünüşlü olsa da, güleryüzlü, babacandır. Fakültelerde ders veren öğretim üyeleri yeterli değildir. '' Uçan hocalar'' doldurur boşluğu. Ankara'dan, Erzurum'dan, Çukurova'dan birçok doçent, profesör gelir. Derslerini verip dönerler. Temizer onları buraya temelli bağlamak için tüm gücünü kullanır. Şölen verir, çiftliğine götürür, ünlü Elazığ çileğinden ikram eder. Yeter ki , öğretim üyesi sayısı artsın, Fırat, Türk üniversiteleri arasında adını duyırsun, bir numara olsun.
Mustafa Temizer
.........................
'' Duydum, duydum. Meziyetleri olan bir gençmişsin. ''
'' Sağolun efendim. ''
'' Senin odana giren çıkmak istemiyormuş. Herkes sohbetinden müstefid oluyormuş. Bu arada ''kış iksiri'' hazırlıyomuşsun.''
'' Uygun bir zamanda siz de buyurun Sayın Rektörüm. Size iksir sunmakla mutlu oluruz. ''
Ben 31 yaşındayım. Temizer Hoca 60'ın ortalarında.
Daha güneş doğmadan odamdayım. Veteriner Fakültesi'nde bir koridor bize ayrılmış. Bağımsız binamız yok daha. Saat 6. Rektör kapıyı tıklatıyor. Temizer giriyor içeri. Yüzünde geniş bir gülümseme.
'' Bu üniversitede odasına en erken gelen bir sen varsın, ne mutlu ! '' diyor.
Nereli olduğumu, babamın mesleğini , işini soruyor.
'' Babam 41 yıl öğretmenlik, gezici eğitmen denetmenliği yapmış, iki kez askere alınmış. Bu süre içinde bir kez bile , hasta da olsa, rapor almamış. Süvari Başmuallim olarak ün kazanmış. ''
Baktım, gözleri yaşarmış...Su ısıtıcı hazır. Bardaklar temiz. Ada çayı, kekik, gülburnu karışımı kış iksiri...Soğuk algınlığına birebir. İkram ediyorum.Mutluluğu yüzünden belli. Esmer yüzü aydınlanıyor. Gözlerinin içi gülüyor. Yeniden dolduruyorum bardağını.
Doktora tezimi, konusunu, yerini soruyor.
'' Keşke Harput, Hazar Gölü, Sarıkamış, Palu , Keban Barajı gibi yerlerden alsaydın,'' diyor. '' Ben sana jeep de verirdim.. ''
Elazığ ve Fırat Üniversitesi
Bu, mutlu bir buluşma.
'' Benim yapabileceğim bir şey var mı, söyle ! '' diyor.
Orta Kızılırmak Bölgesinde gezerken çektiğim diyapozitiflerden karta bastırdığım fotograflardan armağan ediyorum. Kaya koniler, silindirik, piramidal oluşumlar. Açıklıyorum. Gülümsüyor.
'' Bu kayaların arasında kim bilir ne hoş keklikler olur, değil mi ? '' diyor.
Rektörümüz Prof Dr Mustafa Temizer'i ,birlikte geçeneğin ucuna değin yürüyüp uğurluyorum.
Rektör ziyaretime gelmiş. Bu ne demektir ! Babacan insan, beni kucaklıyor.
Elazığ' da yeni bir gün başlıyor.
-------------------------------------
14 Şubat 26.