banner461

Bu ilçenin taşı toprağı altın

Türkiye’nin en uzun nehri konumundaki Kızılırmak’ın ikiye ayırdığı Nevşehir’in Avanos ilçesi ’nin taşı toprağı altın haline geliyor.

banner15
Bu ilçenin taşı toprağı altın
26 Nisan 2022 Salı 14:02

banner517
banner134

Türkiye’nin en uzun nehri konumundaki Kızılırmak’ın ikiye ayırdığı Nevşehir’in Avanos ilçesi ’nin taşı toprağı altın haline geliyor.

Günümüzden 5 yıl öncesine kadar dayanan çanak ve çömlekçiliği ile Türkiye’nin en önemli el sanatları merkezleri arasında ilk sıralarda yer alan Avanos’tan turistik el sanatları olarak iç pazarda değerlendirilen çanak ve çömlek ürünleri son yıllarda dünyanın değişik ülkelerinde aranılan bir toprak ürünü haline geliyor. 

Kapadokya’ya gittiğinizde aklınızda kalacak ve anılarınızı dolduracak yeganelerin peribacaları, yeraltı şehirleri, uçsuz bucaksız vadilerle sınırlı kalacağını sanmayın! Geçmişin bilgeliğiyle vakur görünen bu yörenin halkının aslında atadan babadan, kısacası genden gelen sanatçılar olduğunu Avanos çömleklerini görünce anlayacaksınız. Hatta görmek yetmeyecek, belki geçeceksiniz çarkın başına, siz de denemek isteyeceksiniz.

Avanos Çömleklerinin Özellikleri

Ürgüp, Göreme gibi Kapadokya’nın üç turistik merkezinden biri olan Avanos’un orta yerinden akan nice bilinmeyene sırdaş Kızılırmak, tüflü kızıl toprağını asırlardır bir hediye gibi geçtiği yerlere bırakırken, aslında bir sanatın doğmasına da vesile olmuş. Bu kırmızı toprak ve mil karışımıyla elde edilen seramik hamuruna Avanoslu sanatçıların el emeği göz nuru değmiş ve dünyada Nevşehir Avanos çömlekleri denilince akla gelen bir yer haline getirmiş.

Nevşehir’in 15 km. kuzeyinde kalan ve antik dönemde adı ‘Venessa’ olarak anılan Avanos’un tarihi M.Ö. 2000’li yıllara, Hititlere kadar uzanıyor. Nevşehir Avanos Çömleklerinin tarihi de tüm Kapadokya’ya yön veren Hititlerden bu yana kesintisiz olarak süregeliyor. Çok eski zamanlarda Avanos çömleklerinin atların, eşeklerin üzerinde civardaki köy ve kasabalarda pazarlandığı biliniyor ki, bu usül Osmanlı döneminde, hatta Cumhuriyet kurulduğunda bile devam etmiş. Çömlek yapmayı bilmiyorsa kız verilmeyen Avanos’un erkeklerinden oluşan kervanlar Kayseri – Gülşehir – Aksaray yolunu izleyerek çanak çömlek satmak için çıktıkları yolculuklarda, pazar alanlarında ‘dolusuna pirincine, bulguruna, peynirine, tuzuna’ diye çığırırlar, takas yöntemiyle verilen çömleğin dolusu kadar üretilen üründen alırlar ve böyle geçinirlermiş. Bu yolculuklarda kırılan çömlekler ise yol kenarına atılır, Avanos yollarının kenarlarında birikerek hatlar oluştururmuş.

Avanos çömlekleri nasıl yapılıyor?

Avanos çömlekleri ustasının çarkındayken kolay gibi görünse de, aslında hiç de öyle kolay yapılmıyor. Avanos çömlekleri özellikleri hem maharet, hem yaratıcılık gerektirdiğinden olsa gerek, adına ‘Avanos sanatı’ da deniyor. Çömleklerin yapım aşamaları ise oldu bittiye gelecek kadar kısa bir süreç değil. Sorana ‘Avanos’tan yıllar önce almıştım’ diye göstereceğiniz masanızın, sehpanızın üzerindeki o şık eser, bakın aslında nasıl doğuyor;

Çömlek hamurunun Hazırlanması

Avanos Dağları’nın eteklerinden ve Kızılırmak yataklarından toplanan yağlı ve yumuşak kil toprak, elendikten sonra suyla yoğurularak önce hamur haline getiriliyor. Hamurun kullanıma hazır hale gelmesi için 1 hafta kadar bekletilmesi gerekiyor. Yapılacak Avanos çömleklerinin cinsine göre hamurun özellikleri de değişiyor. Toprağın sertliği veya yumuşaklığıyla, içerdiği silisin pişirme ısısına tepkisi hamurun niteliğini belirliyor.

Şekil Verme

Hamura şekil verme aşamasında birkaç yöntem uygulanıyor. Seri üretim ve çok parça çanak çömlek üretimini hızlandırmak için tabak gibi düz parçalar çark yerine, çarka eşdeğer bir makineyle şekillendirilebiliyor. Ya da Paris sıvası da denilen kalıp yöntemi uygulanıyor ki, sıvı hamur alçılı kalıplara doldurulup katılaşması bekleniyor.

Ama ruha iyi gelen bir meşgale olarak doktorların da önerdiği çömlek yapımı en çok eski tip tornada olduğunda keyif veriyor. Çömlekçi ustası özenle hazırladığı hamuru ayaklarıyla vurarak hızlandırdığı çarkına yapıştırdığı anda görsel şölen başlıyor. Usta önce elleriyle hamura bastırarak, sonra başparmaklarıyla tam merkezden bastırıp içini boşaltarak hamuru bir forma sokuyor, son aşamada ise yarım ay şeklindeki metal parçayla karın oluşturup çömleğe dönüştürüyor. Erbap elinden çıkan bir Avanos çömleğinin yapımının tornada incelip yükselerek 4- 5 dakika sürüyor olmasına şaşırıyorsunuz belki, ama bazen elinize aldığınız ufak bir kasenin yapımı boyaması ve işlenmesiyle günlerce de sürebiliyor.

Zırhlama ve perdahlama

Şekil verilen Avanos çömleklerinin kurutmaya geçmeden üstünün boyanmasına ve süslenmesine Kapadokya’da ‘zırhlama’ deniyor. Zırhlama yapıldıktan sonra çömlekler deri sertliği kıvamına gelene kadar 2 gün bekletiliyor. Hamur henüz tam kurumamışken yüzeyinin parlatılmasına ise ‘perdahlama’ deniliyor ki, bu işlem sacdan bir aletle (masat) yapılıyor.

Kurutma

Çömleklerin 20 dakika güneşe çıkarılması nemin atılmasını sağlıyor. Eğer güneş yoksa ‘yanalak’ da denilen işlik odalarında bir gün bekletiliyor. Kulplu bir ürün ise kulpları takılıyor ve pişirme sürecine geçiliyor.

Pişirme ve Sırlama

Avanos çömleklerinin kullanıma hazır hale gelmeden önce son aşaması fırınlanması ve sırlanması. Kuruyan ürünler geniş küvetlere yerleştirilip ev eşyası olarak tasarlanmışsa 1.000°C’de, su geçirmez daha sert kaplar ise 1.400°C’ye varan ısılarda 1-3 gün arasında pişiriliyor ve fırın soğuyuncaya kadar da içinde bekletiliyor.

Sırlama işlemini yapmadan önce ise toz kıvamında sır, inceltilmiş çakmaktaşı, kurşun oksit, feldispat gibi camsı maddeler suyla karıştırılarak sır eriyiği hazırlanıyor. Pişmiş çömlekler bu eriyiğin içine daldırılarak tekrar fırınlanıyor ve çömleklerin yüzeyinde camsı bir görünüm de bu şekilde sağlanıyor.

Avanos Çömlek Atölyeleri

Kapadokya’daki misafirliğinizde Avanos’a gelmişken uğramadan gidilmez denilecek yerler arasında olan çömlek atölyelerini es geçmeyin. Avanos’un merkezinde mekan anlamında kullanılan chez adıyla başlayan birçok çömlek atölyesi var. Bunlardan en bilineni ise Guinness Rekorlar Kitabı’na da girmiş Saç Müzesi'yle bilinen Chez Galip. Ama civarda üretimini fabrikasyon yapan ve ihracata yönelmiş büyük seramik fabrikaları da var ki, Anadolu Çömlekçilik bunlardan biri. Bölgenin kayadan oyma 3700 m2 alan içeren en büyük mağazası ise Güray Çömlekçilik. İki katlı bu mağazada Nevşehir Avanos çömlekçiliğinin tarihsel aşamalarını da görebileceğiniz birçok örnek mevcut. Güray Çömlekçilik ayrıca Kapadokya Yeraltı Seramik Müzesi’ni kurarak Anadolu çömlek sanatını yansıtan parçaları bir araya getirmiş.

‘Kapadokya’nın El Sanatları ve Alışveriş Merkezi’ olarak tabir edilen Avanos’un merkezinde, tam da namına yakışır şekilde duran Çömlekçi Heykeli'ni göreceksiniz. Bu heykelin bir bölümünde dokuma tezgahında bir kız çocuğu ile bir kadın, diğer bölümünde ise çarkı bacakları arasına almış bir çömlekçi var.

Avanos çömlekçilerinde;

Evinizde mutfağınızda kullanabileceğiniz güveçler, küpler, testiler; aksesuar olarak kullanabileceğiniz Hitit ve Frig sanatını yansıtan mumluklar, tabaklar, kadehler, özellikle turistlerin çok ilgi gösterdiği gözyaşı şişeleri, Osmanlı ibrikleri,  sarkaçlar, şamdanlar, Hitit güneşi testisi.

Avanos'un Tarihi Köprüleri

Avanos´un iki yakasını, ikisi çevre yolu, biri taş, diğeri asma olan dört köprü ile birbirine bağlar.

Taş köprü, 

Sultan Abdülhamit döneminde sarayda görevli Avanoslu Kurena Arif Bey´in katkılarıyla 1898 yılında yapımına başlanmış, 1900 yılında hizmete açılmıştır. O günün parasıyla 3700 lira harcanarak yapılmış köprü, iki tarafındaki başlıklarıyla beraber, toplam 11 ayak üstüne oturtulmuştur. Ayakların yapımında kullanılan taşlar, Avanos yakınlarındaki çeç ve karadağ bölgesinden manda kağnılarıyla getirilip yerleştirilmişlerdir. Taşların hiçbir aşınmaya uğramaksızın, hala ayakta kalması, bugün bile dikkat çeken bir durumdur. Köprünün ayaklarının, halk arasında sarı-kara ustalar olarak bilinen Türk ustalarca yapıldığı söylenmektedir. Hatta, aynı ustaların 1895 yılında Avanos´un çarşı içindeki eski hükümet konağını da yaptıkları ileri sürülmektedir. Köprünün üstü, yapıldığında önce tahtayla kaplanmış ve 20 yıl boyunca geçiş ücrete tabi kılınmış, fakat tahtalar zamanla yıpranınca, o yıllarda Kırşehir Milletvekili olan Avanoslu Ali Rıza Bey´in yardımlarıyla 1924´te değiştirilmeye başlanmış, çalışma 1926´da tamamlanarak, beton haline getirilmiştir. Beton kısmın yapımı, Wolf isimli bir Macar ustanın öncülüğünde, bazı Türk ustaların da katılımıyla oluşan ekip tarafından, dönemin fiyatlarıyla 60. 000 liraya mal edilerek gerçekleştirilmiştir.

Uzunluğu 151 m. olan taş köprünün yaya bölümü 1995 yılında tadilat görerek genişletilmiştir.

Tahta köprü ise;

1973 yılında, 180 m. uzunluğunda, 2,30 m. eninde, sadece yaya yürüyüşüne uygun olacak şekilde ve demir ayaklar üstüne ahşaptan yapılmıştır. 1994´te onarım gören, Türkiye´nin 2. asma köprüsü olma iddiasındaki köprünün, özellikle Kızılırmak üstündeki bölümü hafif salıncak gibi sallanmasıyla, konuklarına keyifli dakikalar yaşatmaktadır.


Kaynak: MHA

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.