YERBİLİM ( jeoloji-jeomorfoloji ) KİTAPLARI
1 Ekim 1985 günü Dicle Üniversitesi'nde göreve başladım.
İlk izlenim pek de olumlu değildi.
Güneydoğu Anadolu Bölgemizde lise sonrası eğitim veren ilk yüksek okul burada açılmıştı : Diyarbakır Eğitim Enstitüsü...
Daha Gaziantep gibi büyük bir şehirde bile bu düzeyde okul yoktu.
DEE, ortaokullara öğretmen yetiştiriyordu. Özellikle öğretmen okullarının denetlenmesi sırasında başarılı görülmüş eğitimciler buraya öğretim görevlisi olarak alınmışlardı.
Her iktidar, her eğitim bakanı kendi düşüncesine koşut ( muhalif olmayan ) kişileri görevlendirmişti.Suyun başında olmak önemliydi.
1980 sonrasında ülkemizdeki tüm öğretmen okulları eğitim enstitüsü, tüm eğitim enstitüleri de yüksek öğretmen okulu yapılmıştı.
Tabela değiştirmekle eğitimin kalitesi yükseliyor muydu ?
Göreve başladığımda adı artık Eğitim Fakültesi olmuştu ve MEB' na değil, YÖK'e, Dicle Üniversitesi'ne bağlı durumdaydı.
Dersleri verenler eski eğitim enstitülerinde lise ya da öğretmen okulu sonrasında 2 yıl öğrenim görmüş olan orta yaşlı eğitimcilerdi. Benle aynı yaşta olanlar da vardı ( 40 öncesi ) .İçlerinde başarılı, idealist, özünü eğitime, öğretmen yetiştirmeğe adamış insanlar olmakla birlikte, hangi ölçütlere göre alındığını öğrenemediğim bay ve bayanlar da vardı.
Bir örnek vermeliyim. Kendi bölümümde öğretim görevlisi AÇ adlı bir hanım, elinde artık güncelliğini yitirmiş , 30 yıl öncesinin ders notlarını öğrenciye yazdırıyordu.
'' Yazın bakiim... Türkiye'nin nüfusu 24 milyon...''
'' Hocam, şu anda Türkiye'nin nüfusu 50 milyon, 664 bin 450 ...''
'' İtiraz istemem. Burada ne yazıyorsa o. Siz yazın. ''
Böyle bir ders ilkokulda bile verilmez. Fakat o hanım derslerini böyle yürütmüş yıllar boyunca. Yarıyıl tatili sırasında emekliye ayrıldı da, bölüm,öğrenciler kurtulmuş oldu.
Bu arada Yüksek Öğretmen Okulu çıkışlı, DTCF'dan arkadaşım Şerif Ali Yavuz'u burada saygıyla, sevgiyle, minnettarlık duygularıyla anıyorum. Akçadağ, Fatsa, Konya Ereğlisi gibi beldelerde ortaöğretim kurumlarında görev yaptıktan sonra, açılan sınavla Diyarbakır Eğitim Fakültesi'ne gelmişti. Bu, öğretmen yetiştirmede bir milat, bir rönesans anlamına geliyordu.
Şerif Ali arkadaşımın bir dersine hazırlıksız girdiğine hiç tanık olmadım. Ders 50 dakika; asla 49 dakika işlemez; son derece dakik...Sesinin tınısı son derece uygun. Öğrencisine karşı saygılı...Ciddi ama soğuk değil; sevimli...Tahtayı ideal biçimde kullanır. Sınavlarda ''cevap anahtarı'' hazırlar, yazılı kağıtlarını ona göre değerlendirir . Kuyumcu terazisi hassasiyeti...
Diger öğretim görevlileri Orhan Aslan ve Sadık Atuk da görevlerine bağlı, öğrencilerle diyalogu iyi olan elemanlarımızdı.
Araştırma görevlilerimiz Aydoğan Meşeli ( Şimdi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi'nde Dr Öğretim Üyesi ) ile Ertuğrul M. Özgür ( Şimdi DTCF'de Profesör Doktor ) yüksek lisans tezlerini hazırlıyorlardı.
Bölüm Başkanı Doç Dr Ejder Kalelioğlu ile ancak bir hafta birlikte çalıştık. O '' rotasyon''la gelmişti, süresi dolunca DTCF'ye, kendi okuluna döndü.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,
Fırat Üniversitesi'ndeyken İstanbul'a gide gele, binbir engellemeyle uğraşarak, bıkmadan usanmadan çalışarak Dr unvanını almıştık. Artık burada öğretim üyesi idik. Unvanımız Yard Doç Dr...Üniversite, klasik devlet memurlarının ocağı değildir. Bir memur 8-17 mesaisi yapar. Saat 17 oldu mu, bırakır evrakını masada, çeker evine gider. Öğretim üyesi bu davranışta olmaz. Saat 18'de dersimiz bitince , evimize gidince kısa bir dinlenmeden sonra, ertesi günün dersleri için hazırlık yapmak gerekir. Değişik kitaplar taranacak, dergilerden yararlanılacaktır. Yılların biriktirdiği ders notları gözden geçirilecek, öğrenciye verilecek olanlar ayrılacak...Geceyarısını geçer vakit, gündoğusunda güneş erken doğar; birkaç saatlik uykudan sonra yeni güne merhaba ! Öğrencinin karşısına çıkmak için hazır mıyız ?
...............................
Lise ve ortaokullara öğretmen yetiştiren bir Fakültede görev yapmanın sorumlulukları ağırdır. Derslikte 17 yaşının üzerinde gençler var, çocuk değil. Gençlik psikolojisini bileceksin. Geçmişte öğrenmemişsen okuyup öğreneceksin. Diplomamızda '' Öğretmenlik Sertifikasını almıştır, '' yazıyor. Bu, yeterli mi ? Ortaokul ve liselerde 1971'den 78'e değin ders vermişiz. Elbet deneyimlerimiz var. Fırat Üniversitesi'nin birçok fakültesinde de kalabalık salonlarda onurla, gururla, iyi hazırlanmış olarak derslere girrmişiz. Fakat noksan yönlerimiz vardır. Mesleki kitaplar yanında eğitbilim, pskiyatri eserleri de okumalı. Özcan Köknel, Orhan Çaplı, Mithat Enç, Cezmi Tahir Berktin, Halis Özgü, Atalay Yörükoğlu gibi alanında usta kalemlerin kitapları ne güne duruyor ? Oku, öğren !
.............................
Coğrafyacı olmanın temel koşullarından biri temel jeoloji bilgisine sahip olmaktır. Buna dayalı olarak da jeomorfoloji bilinmelidir.
1986-87 ders yılında ilk kez Genel Jeoloji dersini Dekanlığa, Rektörlüğe önerdik. Kabul edildi ve o dönem bu dersi biz vermeğe başladık.
Ord Prof Dr Hamid Nafiz Pamir'in Dinamik Jeoloji kitabından çalışarak, faküülte ve MTA Enstitüsü notlarımı kullanarak o ders yılında temel jeoloji bilgilerini öğrencilerime aktardım.
Her gün çok değişik konularda jeolojik harika, blokdiyagram, kesit çizerek aydınger kağıdına, biriktiriyordum.
Bir sonraki yıl da Jeomorfoloji dersi programda yerini aldı. Prof Dr Reşat İzbırak'ın, Prof Dr Sırrı Erinç'in kitaplarından yararlanarak bu dersi de gayet dakik, düzenli olarak işledim.
Tek başıma, öğrencilerimle yaptığım gezilerde çektiğim binlerce diyapozitif vardı. Topografyaları işlerken bunları görsel gereç olarak kullanıyordum. Bir dia projektöre sahip olduktan sonra bu konu daha verimli duruma geldi, daha iyi işlendi.
Giderek kendi kitaplarımı yazmam gerektiği düşüncesi bende yer etmeğe başladı.
Eski Eğitim Enstitüsü yapısından ayrılıp Üniversite Yerleşkesi içinde Diş Hekimliği 'nde en üst kat bize ayrılmıştı. Doğuya bakan odamda nice günler, güneşin doğuşunu orada karşıladım. Sabaha karşı 4 gibi evimden çıkıyor, düşüne düşüne, yarım saat yürüyor, odama varıyordum.Tan yeri atmadan, şafak sökmeden çalışmaya hazır durumdayım. Önce su ısıtmalıyım, kahvemi içmeliyim. Müzik setimde Vivaldi; Four Seasons...Bugün cumartesi. Öğrenci yok. Ortalık sakin. Yoğunlaşabilirim işime. İstekte bulanan, dikkatimi dağıtan kimse yok. Güneş doğuyor ve hemen sıcaklık 20 C'yi geçiyor. Sonra 25 C, 30 C. Odamda serinletici aygıt yok. Odam tropikal bölgede bir ofis sanki. Savna gibi...
Terim aydıngere damlıyor. Düştüğü yer kabarıyor. Haydi, yeniden çiz haritayı...
Tek parmak kullanıyorum bilgisayar klavyesini...Hava kararıyor. Yerleşke içindeki baraj gölcüğü kıyılarına piknik yapmağa gidenler tefli, zurnalı, dümbelekli, lorke lorke türküleriyle evlerine dönerken ben hala dosyamı geliştirme çabasındayım. Kaydetmeyi unutuyorum. Nerde kaldı ? Yok; silinmiş. Nasıl olur, bunca emek boşa mı gitti ? Anlaşıldı, yorgunluk kendini gösteriyor. Ardarda kahveler midemde sancıya yol açıyor. Üzgünüm, kayıtları bulamıyorum. Nerdeyse ağlayacağım. Tamam, odadan çıkma zamanı gelmiştir. Evime dönüyorum.
İlerleyen yıllarda, Genel Jeoloji ve Jeolmorfoloji derslerini, Dicle Üniversitesi adına Ankara'da doktora programına katılmış ve Dr unvanı almış olan Gürcan Gürgen'e devrettim. Sevgili Gürcan yıllarca bu dersleri son derece vukufla, dirayetle, verimli olarak yürüttü. Ben ondan sonra Çevre Sorunları, Turizm Coğrafyası, Ülkeler Coğrafyası, Beşeri ve Ekonomik Coğrafyası dersleri vermeğe başladım.
.........................
2 adet DVD...
Yerbilim I: Jeoloji... Yerbilim II : Jeomorfoloji...
Birini Prof Dr Oğuz Erol öğretmenime, ikincisini Prof Dr Reşat İzbırak öğretmenime ithaf ediyorum.
Bir İstanbul yolcusuyum. Çantamda DVD'ler. Ne olur ne olmaz kopyaları da var. Kitaplarının niteliğini pek beğendiğim Altın Kitaplar Yayınevi'ni ziyaret ediyorum. Güzel bir görüşme oluyor. Fakat programlarında böyle bir dizi yer almıyor. Beni Jeofizik Mühendisi Kenan Kocatürk'e gönderiyorlar. Literatür Yayınevi. Gidiyorum. Mucize. Kenan Bay'in gözleri sevinçle ışıldıyor. DVD'leri bilgisayarında inceliyor. Mutlu. Beni kutluyor. Emel Atik Hanım'la muhatap olacağım bundan sonra.Sözleşmeyi imzalayıp oradan umutla ayrılıyorum.
Ve iki cilt YERBİLİMLER I-II aynı anda çıkıyor. Kenan Bey te'lif bedeli ödemek yerine herbirinden yüzer tane gönderiyor adresime...
Bu fakir engin gönüllü bir eğitimci, jeomorfologdur . Fakat, bu 2 kitabım için mütevazı olmayacağım. Tevazuyu bir yana bırakıyorum şimdilik. Belki 150 yıllık yerbilim-jeoloji-arziyat eğitiminde en nitelikli, dolgun eserdir bunlar.
Sevgili Kenan Kocatürk dostuma bin saygı, bin selam, bin şükran...Yaşımız 80 oluyor. Son isteğimi de buradan bir kez daha iletiyorum kendisine. 2 cildi birleştirip MÜHENDİSLİK JEOMORFOLOJİSİ adıyla, oylumlu, kapsamlı, nitelikli bir eseri bilim dünyasına kazandırmasını diliyorum. Umuyorum , bekliyorum , bu da gerçekleşecektir.
-------------------------------
5 Şubat 2026. Ürgüp