YILLAR SONRA

YILLAR SONRA

'' Senin kocan gitti Fatma Hanım. Benim de karım...''

'' Evet ya, öyle oldu ''

'' Eeee ! ''

'' Ne eeeesi ? ''

'' Yeni bir düzen kurmak gerekmiyor mu, diyorum ? ''

..................

41 yıl önce Murat Bey Onu ilk gördüğünde hayran kalmıştı.

Fatma Hanım, kamu lojmanlarının en güzel, dilber hatunuydu; havalı.

PTT memuresi...Kocası Ayıntap Lisesi almanca öğretmeni İsmet Bey...

Fatma Hanım bir efsane...

Boy bos, endam...Ne giyse yakışırdı...

Bir yürüyüşü vardı; esinti gibi...

Bir konuşması vardı ; şiir okurcasına...

Gözler bal rengi...

Bir gülüşü vardı; insanda dert bırakmaz.

Murat Bey'in aile düzeni sağlam olmadığından mı Fatma Hanım ona güzel görünüyordu ?

Bu soruyu yanıtlama cesareti yoktu.

Hanımı Ayşe okumaz, yazmaz cahil bir köylünün zırcahil kızıydı.Niğdeli.

Karayollarında tekniker Murat Bey, nasıl oldu da , neyin etkisinde kaldı da aldı o kızı ?

Hala kendi kendine sorar, yanıtını bulamaz.

Çocukları olmamıştı...

Ya Fatma Hanım'ın !

Herkesin çifter çifter çocuk doğurduğu 1970’ lerde onların da çocuğu olmamıştı.

Demek Murat Bey kadar, Lise öğretmeni İsmet Bey'in de üretgenliği yoktu; kısırdılar.

İsmet Bey emekliliğine bir yıl kala öbür dünyaya göç etti. Fatma hanım dul kaldı.

Ayşe Hanımın emekliliği yoktu;ev hanımı. O da aynı yıl içinde öldü gitti.

Erkekler için ''dul kaldı'' pek hoş bir tanım değil. Murat Bey artık dul bir erkek. Bu bir gerçek...

İnsan gerçekçi olmalı...Bu Akdeniz -GD arası beldede gerçekçi olmasan ne yaparsın !

Acılar yaşandı. Fatma Hanım da Murat Bey de yapayalnız kaldılar...

Tutumluydu İsmet Bey ile Fatma Hanım. Çocukları da olmadığından masraf kapıları açık değildi.İyi değerlendirdiler birikimlerini...Emekliliklerini yaşamak için Mersin Erdemli’den bir apartman dairesi aldılar. İsmet Bey gittikten sonra Fatma Hanım da emekliliğini istedi ve evini taşıdı Mersin'e...

Murat Bey Borlu...Behçet Kemal Çağlar'ın şiirinde dillendirdiği güzel Bor. Dede, baba evi duruyor. Kardeşleri yurdun her yerine dağılmış. Kimsenin gözü Bor’da değil. Emekli olunca onardı evini kendi elleriyle. Önünde kuyulu bahçe, bol sulu...Orta Anadolu'da ne yetişiyor sebze olarak; hepsi var. Ayrıca kiraz, elma, erik, dut, kayısı ağaçları...

Fakat emeklilikte dul erkek ne yapar !

Gözünde, gönlünde Fatma Hanım...O dipdiri, sapsağlam...

Tertemiz ev boş duruyor. Hanımsız ev saray olsa nedir ki !

Bir denese mi ? Cesaret !

Duramıyor, atladığı gibi otobüse; ver elini Mersin...Araya taraya buluyor Fatma Hanımın evini...Sıcaaaak ! Hem de nemli...Vay gözeller gözeli Fatma Hanımım vay ! Sen bu hamam sıcağında nasıl yaşarsın ? Gel benle Bor'a. Yaylaya çıkan yörük misali...Kurtul buradan. Kasım ortasında dönüp geliriz. Düzenimizi bozmadan...

Kapının zilini çalıyor. Karşıya bakıyor Murat Bey. İki büklüm bir kadın açıyor kapıyı, önce görmüyor yüzünü. Acebola evde yaşlı bir hatun mu var, Fatma Hanımın yardımcı olarak kullandığı...

12 yıl olmuş görmeyeli... Gözgöze geliyorlar. Murat Bey donup kalıyor...Gözyaşlarını tutamıyor. Kendini tanıtıyor. Unutmuş mu Fatma Hanım. Yüzünde hiç tanımışlık izi , bir devinim yok.

Yıprak bir ev...Eşyalar eskimiş, havı dökülmüş halı, bir yörük kilimi...Mobilyalar insanı ağlatacak denli eski...Vay Fatma Hanım, sen ne olmuşsun böyle !

'' Fatma Hanım, bir akrabamın düğününe davetliydim, bir de seni ziyaret edeyim dedim. ''

Yalan söylüyor Murat Bey...Siliyor belleğinde söylemek için hazır ettiği sözleri...

Karşısında 12 yıl içinde belki 30 yıl kocamış bir nine var sanki...Kırış kırış yüzü...Ağarmış saçları pek az kalmış...Nerede o lepiska saçlar ? Bal renkli gözler hala eski gözelliğinde yalnızca...

Fatma Hanım karşılık veriyor. Dişsiz ağzı yamulmuş gibi. Ne dediği anlaşılmıyor.

Gün geçmiş, devran dönmüş...

Otogara gidiyor Murat Bey, bir taksiye binip. Bor yolunda otobüs, Torosları geçerken ağlıyor, ağlıyor...Çocuk gibi ağlıyor, ömrünün her evresi gözünde canlanırken, yana yakıla...

Nerden nereye ? Fatma Hanıma neler diyecekti ? Neden diyemedi ?

.........................

25 Şubat 26