ZAMAN VE ÖMÜR

ZAMAN VE ÖMÜR

İnsanlığın kadim ve en derin sorgulamalarından biri, zaman ve ömür’ ü ele almak iki kavramın birbirinin içinde olduğu, sıkı sıkıya bağlığının yanında, çok farklı anlamlar taşıdığını düşünmemek elde değil.

Ayırarak baktığımızda; zaman bizim dışımızda işleyen, durduramadığımız hiçbir anına hükmedemediğimiz; saattir, takvimdir, mevsimlerdir. Kronolojik olarak doğanın ve evrenin bir düzen içinde ilerlemesi aynı zamanda döngüsüdür. Hızlı ya da yavaş hissettiğimiz halde aynı hızla akışına müdahil olamayız. Başlangıç ve sonu hakkında fikir yürütebiliriz düşüncemiz olabilir hatta bu döngüye müdahil olmak isteriz, isteyenlerde vardır. Bu döngünün sonsuzluğunda nizam karşısında müdahiller akli ve fikri olarak yön belirleriz veya belirlerler. Ömür sonsuz değildir. Zaman kavramının içinde, biziler için ayrılan küçük, az hatta şöyle söyleyeyim bir an, bölüm. Dünyaya geldiğimiz an, yani doğumla başlayıp ölümle biten, zaman çizgimiz, yaşam çizgimiz sadece bu kısımdır. Herkes için aynı olan gerçeğe dayalı yargımız anlamlandırmamız, yaşayanın yani bizlerin gördüğümüz. Doğduğumuzda ömür, keşfedilmemiş, o an keşfedemediğimiz uzun bir yol, yaşlandığımızda dönüp arkaya baktığımızda daha dün gibi gördüğümüz kısacık bir andır.

Zaman geçerken, bizler ömür tüketiriz. Ama asıl mesele, geçen zamana karşılık ömrümüze ne koyduğumuz, nasıl anlamlandırdığımız. Kaç yıl yaşadığımız dan ziyade, o yılları nasıl ne kadar anlamlı kıldığımız. Boş geçmiş bir gün veya uzun yıllar, ömrümüzden çalınan veya çaldığımız zaman dilimidir. Dolu yaşanmış an, kısa ömür, boş, hatta uzun bir ömürden çok daha kıymetli ve anlamlıdır. Öyle ki boş uzun yaşamak sadece zaman doldurmak yani ömür doldurmaktan ibaret iken, kısa yaşanmış dolu anlamlı ömür daha anlamlı olabilir. Asıl olan o anlamlandırdığımız ve değer kattığımız ömür dediğimiz zamanın toplamıdır.


Zamanın hızlı geçtiğini düşünürken, aslında ömrümüzün hızla tükendiğini, tükettiğimizin farkına varıyoruz. Esasta zaman hızlı akmıyor, zaman bir saat gibi işliyor hızlanması yavaşlaması söz konusu değil aynı tempoda. Ömrümüz öyle değil, eriyor, tükeniyor erimeye, tükenmeye bizim yaktığımız ateşin şiddeti anlam katıyor.

Zaman ve ömür dediğimizde aklımıza gelen, pişmanlıklar, çaresizlikler, tüh lerimiz. Halbuki zaman ve ömür dediğimizde güzellikler, iyilikler, faydalı olmalar, kıymet, değer katmalar doğru olan.

İhsan BİÇKİN

14.03.2025