Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde düzenlenen Zeki Soyak Sempozyumu’nda, eğitimci ve teşkilatçı Zeki Soyak’ın Mefkûreci Öğretmenler Derneği’nden Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’e uzanan mücadele mirasını anlattı. Yalçın, “Büyük teşkilatlar bir günde kurulmaz; onları mümkün kılan aidiyetler, mücadeleler, fedakârlıklar ve kurumsal hafızalardır” dedi.

Nevşehir’de, eğitimci, yazar ve Enderun Eğitim Vakfı’nın kurucularından Zeki Soyak’ın hayatını, fikirlerini ve mücadelesini ele almak amacıyla Zeki Soyak Sempozyumu düzenlendi. Enderun Eğitim Vakfı tarafından Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi’nde gerçekleştirilen sempozyumda, Soyak’ın eğitim anlayışı, teşkilatçılığı ve gelecek nesillere bıraktığı kurumsal miras değerlendirildi.

Sempozyuma Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Enderun Eğitim Vakfı Genel Başkanı Mustafa Aydoğdu, Enderun Eğitim Vakfı İstişare Kurulu Başkanı Nurettin Soyak, İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Semih Aktekin ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bayram Deviren katıldı.

Programda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Zeki Soyak’ın eğitimci kimliğinin yanı sıra öğretmenlerin örgütlenmesine ve kurumsal bir mücadele geleneğinin oluşmasına sağladığı katkılara dikkat çekti.

“Eğitim, şahsiyet inşa etmektir”

Zeki Soyak’ın eğitim anlayışının merkezinde insan yetiştirmenin bulunduğunu belirten Yalçın, onun öğretmenliği yalnızca bir meslek olarak değil, nesillerin karakterini ve istikametini şekillendiren önemli bir sorumluluk olarak gördüğünü ifade etti.

Eğitimin yalnızca bilgi aktarmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Yalçın, öğretmenin aynı zamanda değerleri ve şahsiyetiyle örnek olması gerektiğini dile getirdi.

Yalçın, Zeki Soyak’ın nitelikli insan ve nitelikli öğretmen yetiştirme anlayışının günümüzde de önemini koruduğunu belirterek, eğitim faaliyetlerinin insan ve toplum inşasındaki rolüne işaret etti.

Mefkûreci Öğretmenler Derneği’nden Eğitim-Bir-Sen’e uzanan mücadele

Zeki Soyak’ın teşkilatçı kimliğinin en önemli örneklerinden birinin Mefkûreci Öğretmenler Derneği olduğunu kaydeden Yalçın, derneğin kuruluş sürecinin dönemin ulaşım ve iletişim şartları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Nevşehir’den Türkiye genelinde faaliyet gösterecek bir dernek kurma hedefinin önemli bir kararlılık örneği olduğunu belirten Yalçın, yürütülen çalışmalar sonucunda derneğin kısa sürede birçok ilde teşkilatlandığını ve üye sayısının 15 bini aştığını ifade etti. Derneğin genel merkezinin Ankara’ya taşındığını ve Mefkûre dergisinin 12 Eylül darbesine kadar yayımlandığını da hatırlattı.

Mefkûreci Öğretmenler Derneği’nin Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen’in mücadele tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Yalçın, “Biz Mefkûreci Öğretmenler Derneği’ni Eğitim-Bir-Sen’imizin öncülü bir kuruluş olarak benimsiyor, Zeki Soyak hocamızı ve arkadaşlarını da mücadelemizin öncülerinden kabul ediyoruz” diye konuştu.

Yalçın, geçmişten devralınan bu birikimin eğitim çalışanlarının ortak irade etrafında buluşmasına ve sendikal mücadelenin kurumsallaşmasına katkı sunduğunu belirtti.

“Büyük teşkilatlar bir günde kurulmaz”

Teşkilatların kalıcı olabilmesi için geçmişten gelen deneyimlerin ve mücadele kültürünün gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini dile getiren Yalçın, kurumsal hafızanın önemini şu sözlerle anlattı:

“Büyük teşkilatlar bir günde kurulmaz. Onları mümkün kılan, yıllar içerisinde oluşan aidiyetler, mücadeleler, tecrübeler, fedakârlıklar ve kurumsal hafızalardır.”

Eğitim-Bir-Sen’in bugün ulaştığı teşkilat gücünün geçmişte atılan temellerle yakından ilişkili olduğunu ifade eden Yalçın, Zeki Soyak ve yol arkadaşlarının ortaya koyduğu çalışmaların sonraki nesiller için önemli bir miras niteliği taşıdığını söyledi.

“Fikir, hayata temas etmiyorsa yalnızca bir kanaat olarak kalır”

Konuşmasında fikirlerin uygulamaya ve kalıcı kurumlara dönüşmesinin önemine de değinen Yalçın, Zeki Soyak’ın düşünce ile faaliyet arasındaki mesafeyi kapatmaya çalışan bir anlayışı temsil ettiğini belirtti.

Yalçın, “Fikir, hayata temas etmiyorsa yalnızca bir kanaat olarak kalır. Teşkilata dönüşmeyen fikir, kişisel bir düşünce olarak kalabilir. Kuruma dönüşmeyen teşkilat ise kurucusunun ömrüyle sınırlı kalabilir” ifadelerini kullandı.

Enderun Eğitim Vakfı’nın çalışmalarının da insan yetiştirme, eğitim, kültür ve sosyal dayanışma bakımından önem taşıdığını kaydeden Yalçın, vakıf geleneğinin toplumsal sorumlulukların kalıcı yapılar aracılığıyla gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağladığını ifade etti.

“Zeki Soyak’ın asıl mirası nesillere uzanan mücadeledir”

Günümüzün eğitim meselelerine de değinen Ali Yalçın; öğretmenin itibarı, gençlerin yön arayışı, karakter eğitimi ve sivil toplumun insan yetiştirme kapasitesinin önemine dikkat çekti.

Zeki Soyak’ın mirasının yalnızca yaptığı çalışmalarla değil, yetişmesine katkı sunduğu insanlar ve bu insanların oluşturduğu kurumlarla değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yalçın, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“İnsan yetiştirenlerin en büyük eseri, yetiştirdikleri insanların eserleridir. Mefkûreden insana, insandan teşkilata, teşkilattan kuruma ve kurumdan nesillere uzanan çizgi, Zeki Soyak’ın asıl mirasıdır.”

Yalçın, Zeki Soyak’ı rahmet, minnet ve şükranla anarak ailesine, yol arkadaşlarına ve onun fikirlerini yaşatmaya devam edenlere teşekkür etti. Sempozyumun, Soyak’ın hayatını anmanın yanı sıra eğitim, insan ve toplum anlayışının yeniden değerlendirilmesine katkı sunması temennisinde bulundu.