Eğitimci-yazar Tuncay Zeyd Sesli, öğrencileriyle gerçekleştirdiği Bursa, Çanakkale ve Suriye ziyaretlerinden hareketle tarihin yalnızca anlatılarak değil, yerinde görülerek ve yaşanarak öğrenilmesi gerektiğine dikkat çekti. Sesli, “Tarihi anlatmayalım, yaşatalım” mesajı verdi.

Eğitimci-yazar Tuncay Zeyd Sesli, yaklaşık 80 öğrenci ve öğretmen arkadaşlarıyla gerçekleştirdikleri Bursa ve Çanakkale gezilerinin ardından Suriye’nin Humus ve Şam kentlerine yaptıkları ziyareti kaleme aldı.

Bir hafta içerisinde farklı coğrafyalarda gerçekleştirilen ziyaretlerin kendisine eğitimci olarak önemli düşünceler kazandırdığını belirten Sesli, Bursa’da Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin türbeleri, Çanakkale’de şehitlikler, Conkbayırı ve Sahra Hastanesi ile Şam’da Emeviyye Camii ve Kâsiyûn Dağı gibi tarihi mekânların öğrenciler açısından önemli birer öğrenme alanı olduğunu ifade etti.

“ARTIK ANLATMAK YETMİYOR”

Tarihin sınıf ortamında anlatılmasının önemli olduğunu ancak öğrencilerin tarihi mekânları yerinde görmesinin öğrenme sürecini farklı bir boyuta taşıdığını belirten Sesli, Bursa ve Çanakkale ziyaretlerinin öğrenciler üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Sesli, öğrencilerin Osman Gazi ve Orhan Gazi’nin türbelerini ziyaret etmelerinin, Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde Osmanlı’nın kuruluş dönemini görmelerinin ve Çanakkale’de şehitlikler arasında dolaşmalarının ders kitaplarındaki bilgileri somutlaştırdığını kaydetti.

Sesli, “Bilmek başka, görmek başka; görmek başka, yaşamak bambaşka” ifadeleriyle yerinde öğrenmenin önemini vurguladı.

ÇANAKKALE’DEN ŞAM’A

Çanakkale ziyaretinden yaklaşık bir hafta sonra Şam’a gittiklerini aktaran Sesli, Emeviyye Camii’ni ziyaret ettiklerini, cuma namazını Şam’da kıldıklarını ve Kâsiyûn Dağı’ndan şehri izlediklerini belirtti.

Bu ziyaretlerin yalnızca tarihi mekânları görmekten ibaret olmadığını ifade eden Sesli, Şam’ın İslam medeniyetindeki yerinin yanı sıra Halep, Humus ve Anadolu ile tarih boyunca oluşan ilişkilerin de öğrenciler açısından değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Sesli, Çanakkale’de farklı coğrafyalardan gelen insanların aynı cephede mücadele ettiğine dikkat çekerek, geçmişteki tarihi coğrafyanın bugünün siyasi sınırlarından daha geniş bir perspektifle ele alınabileceğini ifade etti.

“İYİLİĞİN DE BİR HAFIZASI VARDIR”

Suriye ziyaretinde karşılaştıkları insanlarla ilgili gözlemlerini de paylaşan Sesli, Türk olduklarını öğrenen bazı kişilerin kendileriyle iletişim kurduğunu ve ikramlarda bulunduğunu aktardı.

Birkaç günlük bir ziyaret üzerinden geniş bir toplum hakkında genelleme yapılamayacağını özellikle belirten Sesli, kendi karşılaştıkları örneklerin kendisine iyiliğin ve misafirperverliğin insanlar arasında uzun süre hatırlanabildiğini gösterdiğini ifade etti.

Sesli, “İyiliğin de bir hafızası vardır” sözleriyle bu deneyimin kendisinde bıraktığı izlenimi aktardı.

“GEZİ, DUVARLARI OLMAYAN BÜYÜK BİR SINIFTIR”

Gerçekleştirilen gezilerin öğrencilerin yalnızca tarih bilgisine değil, sosyal gelişimlerine de katkı sunduğunu belirten Sesli; birlikte hareket etme, zaman yönetimi, sabır, paylaşma, dayanışma ve sorumluluk alma gibi kazanımların da bu tür organizasyonlarla desteklenebileceğini söyledi.

Sesli, doğru planlanan bir gezinin öğrenciler için “duvarları olmayan büyük bir sınıf” olduğunu ifade ederek, Çanakkale’deki bir şehit mezarının, Bursa’daki bir türbenin veya tarihi bir mekânın sınıftaki ders kadar öğretici olabileceğine dikkat çekti.

“TARİHİ ANLATMAYALIM, YAŞATALIM”

Yazısının sonunda eğitimde tarih öğretimine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tuncay Zeyd Sesli, çocukların geçmişi yalnızca kitaplardan değil, tarihi mekânları görerek ve yaşayarak öğrenmesinin önemine vurgu yaptı.

Sesli, öğrencilerin Çanakkale’yi görerek şehitlerin hangi şartlarda mücadele ettiğini, Bursa’yı ziyaret ederek Osmanlı’nın kuruluş sürecini ve Şam, Halep ve Humus gibi şehirleri tanıyarak tarih ve medeniyetin farklı coğrafyalardaki izlerini daha iyi anlayabileceklerini belirtti.

Sesli, değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı:

“Tarihi sadece anlatmayalım, yaşatalım. Yaşatalım ki değerlerimiz hatıraya, hatıralarımız şahsiyete dönüşsün. Ve tarihimiz, bizi biz yapan değerlerle birlikte gelecek yüzyıllara taşınsın.”

Tuncay Zeyd Sesli
Eğitimci-Yazar