Türkiye’nin en tanınmış tarihçilerinden ve kültür insanlarından biri olan Prof. Dr. İlber Ortaylı, sağlık sorunları nedeniyle bir süredir yoğun bakımda tedavi görüyordu. 13 Mart 2026 tarihinde 78 yaşında hayatını kaybeden Ortaylı’nın vefatı, ailesi tarafından sosyal medya hesabından duyuruldu.

Ailesi mesajında şu ifadelere yer verdi:

"Ailemizin büyüğü İlber Ortaylı'yı kaybettik. Uzun süren ve giderek karmaşıklaşan sağlık sorunlarına rağmen hayata duyduğu merakı, insanlarla bir arada olma arzusu hiç azalmadı ve gücü yettiğince bildiği gibi yaşadı. Okurları, öğrencileri ve sevenleri onu hiçbir akademisyene nasip olmayacak büyüklükte bir sevgi ve saygıyla sarmaladılar. Onun adına derin bir şükran duyuyoruz. Cenazesiyle ilgili bilgileri daha sonra paylaşacağız."

Ailesi, cenaze ve anma töreni detaylarını daha sonra duyuracak. Türkiye, önemli bir tarihçi ve kültür insanını kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor.

Kapadokya Anılarıyla İlber Ortaylı

Prof. Dr. Ortaylı, 2023 yılında sosyal medya hesabından paylaştığı anılarında Kapadokya’ya olan ilgisini anlatmıştı:

"Kapadokya’ya ilk kez 1963 yılında eğitim amaçlı gezilere katıldım. Alacahöyük, Boğazköy, Göreme ve Gordion gibi bölgeleri gördük. Ürgüp ve Göreme’deki tarihi yapılar, Selçuklu ve Bizans uygarlığının izlerini taşıyor. Bölgede yapılan gözlemlerimiz hem eğitim hem de kültürel miras açısından çok kıymetliydi. Kapadokya, Anadolu’ya ışık tutan eşsiz bir bölge. Bugün turizm ve seramik atölyeleri ile gelişmiş olsa da tarihi değerlerinin korunması gerekiyor."

Ortaylı, bu anılarında Kapadokya’nın kültürel ve tarihsel zenginliğine duyduğu hayranlığı ve bölgedeki insanlarla olan gözlemlerini de paylaşmıştı.

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Mirası

Ortaylı, akademik çalışmaları, tarih alanındaki derin bilgi birikimi ve Kapadokya’ya olan ilgisiyle Türkiye’nin kültürel ve bilimsel hafızasında iz bıraktı. Tarih ve kültür alanında yetiştirdiği öğrenciler, yazdığı kitaplar ve televizyon programlarıyla milyonlarca kişi tarafından tanındı ve sevildi.

İlber Ortaylı Kimdir?

Prof. Dr. İlber Ortaylı, 1947 yılında Avusturya’nın Bregenz kentinde dünyaya geldi. İki yaşında ailesiyle Türkiye’ye göç eden Ortaylı, ilk ve orta öğrenimini İstanbul ve Ankara’da tamamladı. 1965 yılında Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun olduktan sonra, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden 1968 yılında mezun oldu.

Ortaylı, Viyana Üniversitesi’nde Slavistik ve Orientalistik alanlarında yüksek lisans eğitimi aldı ve Chicago Üniversitesi’nde Prof. Halil İnalcık ile çalışmalar yaptı. 1974 yılında “Tanzimat Sonrası Mahalli İdareler” konulu teziyle doktorasını tamamladı. Akademik kariyerinde 1979’da doçent, 1989’da profesör unvanını aldı.

Galatasaray ve Bilkent başta olmak üzere birçok üniversitede ders veren Ortaylı, 2005–2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü olarak görev yaptı ve 2018’de Kültür ve Turizm Bakanlığı’na danışmanlık yaptı. Ayrıca televizyon ve YouTube kanallarında tarih ve kültür konularında düzenli olarak görüşlerini paylaşarak geniş bir izleyici kitlesine ulaştı.

İşte ünlü tarihçi İlber Ortaylı gözünden Kapadokya Üniversitesi;

Prof. Dr. İlber Ortaylı Kapadokya Anılarını 2023 Yılında Okuyucularıyla Paylaşmıştı;

Tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, 2023 Yılında şahsi sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kapadokya’ya ilk kez 60 yıl önce gittiğini belirterek bölgeye dair anılarını paylaştı; Kapadokya bölgesine ilk kez 60 yıl önce ayak bastım. 1963 Nisanında bundan 60 yıl önce eğitim amaçlı gezilere katıldım. Konaklama imkânımız olmadığı için Alacahöyük, Boğazköy’e, Göreme’ye, Gordion’a, Konya’ya gittik. O zamanın Konyasını görmek büyük bir şanstı. Pek tabii asıl büyük kazanç Göreme. Aksaray kavşağından sonra şose yolla ulaşılan Ürgüp ve Göreme’nin bizim literatürden tanıdığımız bacaları vardı ama mekteplerde bacaların dışında en hafif bir bilgi verilmeyen kaya kiliseleri, manastırlar hepimizi büyülemişti. Nevşehir ve Ürgüp Selçuklu medeniyetinin, Bizans’ın kaynaştığı yerlerdi. Doğrusu yaptığımız işlerden çok keyiflenmiştik. Ankara gibi İstanbul’un aksine dış dünyaya kapalı görünen bir başkentte dünya ile temas ediyorduk. Hatırlıyorum, lise birinci sınıftaydım. O yılın sonunda eylül ayında ne yapıp edip Bursa, İzmir ve Burdur üzerinden Antalya’ya gittim. Bu gezi için rahmetli annemle epey mücadele ettik. Ama Türkiye henüz bakirdi. O bakir Antalya ve Alanya’yı bir daha görmem mümkün olmadı. Aynı şeyi ikinci sene okulun turizm kolunda, oralarda tertiplediğim bir geziyle sağladık. Rehber öğretmenimiz kimyacımız Osman Bey’di. Efes’i ve Bergama’yı görmüştüm, Selçuk’a bakmıştım. İzmir’den demiryolu ile ulaştığımız Selçuk kasabasından Efes Harabeleri’ne tırmanmak ayrı bir keyifti. Kapadokya o zaman da çalışkan insanların bölgesiydi. Nevşehir, Türkiye’nin en büyük kamyon filosuna sahipti. Kayaların içindeki depolar birtakım sebze ve meyvenin depolanıp uygun bir mevsimde yüksek fiyata satılmasına müsaade ederek bir servet getiriyordu. Haklarıdır. Bölgenin çocukları cin gibiydi. Her aileden birkaç kişinin bürokrat olması ananeydi. Yavaş yavaş Avanos’un klasik çanak çömlek üretimi bugün seramiğe dönüştü. Bugün Kapadokya artık otellerin ve seramik atölyelerinin bulunduğu bir bölge haline geldi. Fakat burada bir sınırlama gerekiyor. Fazla tabela var. Otel sayılarını da bölgelere sınırlamak gerekiyor. Bölgenin insanı ilk anda çok bilmiş bir girişimcilikle dağa tepeye otel yapmaya kalktı. Bugün bunun kontrol altına alınmasına çalışılıyor. Bu bölgenin tarihi Anadolu’ya ışık tutuyor. Korumamız lazım."