Kapadokya Alan Başkanı A. Cem Aslanbay, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Sobesos Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilsen Özdemir ile Bakanlık Temsilcisi Yasin Yıldız'ı ağırladı.
Gerçekleştirilen toplantıda, Nevşehir'in önemli arkeolojik değerlerinden biri olan Sobesos Antik Kenti'nde 2026 yılı kazı sezonunda yürütülecek çalışmalar kapsamlı şekilde ele alındı.
Toplantıda kazı programı, bilimsel araştırmalar, koruma ve restorasyon çalışmaları ile alanın kültürel mirasının gün yüzüne çıkarılmasına yönelik planlamalar hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Kapadokya Alan Başkanı A. Cem Aslanbay, toplantının ardından yaptığı açıklamada, Sobesos Antik Kenti'nde sürdürülen bilimsel çalışmaların bölgenin tarihi ve kültürel mirasının korunması açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
Aslanbay, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi, Sobesos Antik Kenti Kazı Başkanı Doç. Dr. Bilsen Özdemir ve Bakanlık Temsilcisi Yasin Yıldız ile bir araya gelerek Sobesos'a yönelik 2026 yılı kazı çalışmalarına ilişkin detaylı bir toplantı gerçekleştirdik. Nazik ziyaretleri ve sunumları için kendilerine teşekkür ediyorum."
Sobesos Antik Kenti'nde yeni kazı sezonuyla birlikte arkeolojik araştırmaların sürdürülmesi ve elde edilecek yeni bulguların bölgenin tarihine ışık tutması hedefleniyor. Kapadokya'nın önemli kültürel miras alanlarından biri olan Sobesos'ta yürütülecek çalışmaların, hem bilim dünyasına hem de kültür turizmine önemli katkılar sunması bekleniyor.
Sobesos Antik Kenti - Nevşehir
Kapadokya Bölgesinin dikkat çeken antik yerleşimlerinden olan Sobesos Antik Kenti Nevşehir İlinin Ürgüp İlçesine yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunan Şahinefendi köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Kent Damsa Vadisinin güneyinde etrafını saran alçak tepelikler arasında konuşlanmıştır. Sobesos’un tarihine dair veriler çok kısıtlıdır. Bununla birlikte arkeolojik kalıntılarla yerleşimin şimdilik MS. 4. yüzyılda küçük ölçekli kırsal bir kent alanı olarak kullanılmaya başlandığı ve Hristiyanlığın bölgedeki kabulüyle birlikte ise yerleşimin geliştiği, hatta İmparator VI. Leon (MS 886-912) dönemiyle birlikte bir episkoposluk merkezi olarak anılmaya başlandığı bilinmektedir.
Küçük ölçekli kırsal bir kent modeli örneği olan Sobesos, primitif ve bölgesel üslubuyla Kapadokya Bölgesi geneli yerleşimlerinin genel niteliği düşünüldüğünde son derece sıra dışı bir görünüme sahiptir. Sobesos’da yürütülen kazılar neticesinde ortaya çıkartılmış kamusal, sivil ve dinsel mimari örneklerin bir arada takip edildiği çeşitli yapı kalıntıları mevcuttur. Buna göre yerleşimin şimdilik en erken kalıntısı, başlangıçta yerel bir elite ait konut sonrasında ise kilise ve şapel olarak kullanılan Villa I yapısıdır. Dikdörtgen planlı yapı erken evresinde dışta sütunlarla hareketlendirilmiş bir portikoya sahiptir. Yapıya giriş kuzeydeki kapıdan sağlanır ve içte güneydoğu hat boyunca uzanan avluyu “L” biçimli saran mekanlar bulunur. Yapıyı henüz bu evrede özel kılan asıl detayı ise zemini kaplayan ve çeşitli geometrik motiflerin bulunduğu mozaikler oluşturur. Villa I sonraki evrelerde kilise ve şapel gibi iki farklı işlevle kullanılmaya devam etse de genel planı ve mozaikleri büyük oranda korunur. MS 4. yüzyıl sonrasında yaşanan kilise evresi, dönüşümü yalnızca yapının atriumunda tespit edilen bazı mimari parçalarla takip edilir. Yapının şapel olarak kullanıldığı ve MS 7. yüzyıla tarihlenen son evrede ise niteliğini büyük oranda kaybeder. Bu süreçte yapının içine, yalnızca devşirme malzemelerle özensiz bir biçimde inşa edilen, doğu batı doğrultulu bir şapel eklenir. Diğer yandan ikinci evreden sonra yapının hem iç hem de dış kısmı bir mezarlık alanı olarak kullanılmaya başlanır.
M. Gülyaz
Kentte açığa çıkartılan bir diğer mimari kalıntı ise yine Villa I ile çağdaş olduğu düşünülen Hamam yapısıdır. Anadolu sıra tipli hamam geleneğinin bir varyasyonuna sahip olan yapının planı; doğu-batı, kuzey-güney doğrultulu yerleştirilen bir “L” formu sergilemektedir. Bu mekanlar, batıdan doğuya doğru caldarium (sıcaklık), tepidarium (ılıklık), frigidarium I (soğukluk), frigidarium II, kuzeyden güneye doğru ise apodyterium (soyunma odası) ve sudatorium (buhar odası) olarak sıralanmaktadır. Hamam yapısı da tıpkı Villa I’de olduğu gibi mozaikli zemin döşemelerine sahiptir. Bunlardan en ünlüsü Frigidarium II kapısı girişinde bulunan bir çift sandalet motifidir. Diğer yandan apodyterium içinde de kısmen tahrip olsa da, giyoş motifi ile çerçevelenmiş alanın içerisine daire formlu panolarla yerleştirilmiş geometrik ve bitkisel bezemelere yer verilmiştir.
Alanda ayrıca konutlar olarak anılan bir yapı topluluğu ve ona bağlı tasarlanmış cadde ve sokak sistemleriyle Villa I’in güney duvarı kenarına yerleştirilmiş bir de mezarlık şapeli bulunmaktadır. Ayrıca Villa I ve Mezarlık Şapeli etrafını saran özgün kapak tasarımlarıyla dikkat çeken çok sayıda mezar da alanın dikkat çeken kalıntıları arasında yer almaktadır.
Kaynak: Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi, Arkeoloji Bölümü, Doç. Dr. Bilsen Şerife Özdemir