Türk Milleti; binlerce yıllık kadim yaşantısıyla bir kültür abidesidir, kahramanlıklarıyla / destanlarıyla / edebiyatıyla bunu günümüze taşımıştır. Bilinen eski dünyanın her kıtasında şanlı bayrağı dalgalandırmış; fetihlerle maddi ve manevi yaşantıya yön vermiştir. Bu özellikleri, dünyevi dominant güçlerin planlarını aksatmış; hile ve desise ile I. Dünya Savaşı’nda sarsılmıştır. İstedikleri sonucu tam alamayanlar, kültür kozunu vizyona koymuş ve kadim kültürü, kavramlar üzerinden azar azar erozyona uğratmak / zoraki hiçbir güç kullanmadan istedikleri hale getirmek için, sinsi hamlelerini yapmaya başlamışlardır.
Bilge Türk, Tonyukuk’un asırlar öncesinden, taşa not ettiği;
“Ey koca ve yüce Türk; devşirmeler seni devşirmeden, sen aklını başına devşir” öğüdü, hala geçerliliğini korumaktadır.
20. yüzyılda, Arif Nihat Asya bir şiirinde;
“Bize bir nazar oldu Cuma’mız Pazar oldu / Ne olduysa hep bize azar, azar oldu” mısraları ile bu öğüdün gereğinin yapılamadığını belirtmiştir.
Günümüzde milli ve manevi değerlere gösterilen alakaya / sabah programlarına ve haber başlıklarına bakıldığında, bu tespitlerin sonuçları daha belirgin görülmektedir. Bugün ortaya çıkan sonuçlar; toplumsal zafiyetleri kullanarak, kadim kültürleri kadük hale getirmek için önceden planlanan kavram kurgusunun bir neticesidir. Kadim kültürlerin, popüler kavramlarla süslenmiş dünyevi sanal uygulamaların kurbanı olmasına ramak kalmıştır. https://www.fibhaber.com/populer-kavramlarin-kadim-kulturlere-etkileri
İşte böyle bir dönemde, T.C. Millî Eğitim Bakanlığı müfredatta yapmış olduğu değişiklerle; tarihimize / kültürümüze dair kavramları milli hafızamıza uygun şekilde güncelleyerek, köklerin geleceğe, “doğru” kavramlarla aktarılabilmesi için çok önemli bir adım atmıştır.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, öğretim programlarında köklü bir kavramsal değişimi beraberinde getiriyor. Sosyal bilimlerden fen bilimlerine kadar pek çok derste, güncel gelişmeleri ve milli değerleri merkeze alan yeni bir terminolojiye geçiliyor. Öğretim programlarında yer alan birçok kavram, milli hafıza, güncel bilimsel gelişmeler ve dijital dönüşüm ekseninde yeniden yapılandırılıyor. Eğitim sistemimizde sadece bir yöntem değişikliği değil, aynı zamanda köklü bir zihniyet devrimini temsil ediyor. Yeni müfredat; milli bilinci sağlamlaştıran, Türk tarihine ve kültürel mirasına tavizsiz bir şekilde sahip çıkan, yerli ve milli bir terminolojiyi merkeze alan vizyonuyla dikkat çekiyor. Öğrencilerin kendi medeniyet değerlerini kuşanarak geleceğe hazırlanması hedeflenen bu modelde, kavramlar "coğrafyadan tarihe, dilden felsefeye" kadar geniş bir yelpazede milli bir süzgeçten geçiriliyor. https://www.trthaber.com/haber/gundem/mebden-egitimde-milli-suur-donemi-945033.html
Zira, başkalarının kavramları kullanıldığında, algı ve olgular o bakış açısıyla oluşmakta ve anlaşılmaktadır. Örneğin “ortadoğu” ifadesi batı gözlüğüyle; doğudur, petroldür, antik bulgudur. Oysaki bu coğrafya Milletimiz için; daha geçen asırda sınırlarımız dahilindeki topraklardır / şimdi ise güneydoğu sınır komşularımızda yaşayan soydaşlarımızın vatanlarıdır. Bu sebeple MEB’in milli şuur merkezli kavramları güncellemesi, çok ama çok önemlidir.
Bu satırlar; M. TUNCEL, Toplumsal Farkındalık, Nevşehir-2026; çalışmasından yararlanılarak hazırlanmıştır.