NEVŞEHİR – Kocaeli’de yaşayan Nevşehirli hemşehrimiz Sedat Yücel, çocukluğunu geçirdiği Nevşehir’in Herikli Mahallesi’ndeki eski Ramazan Bayramı anılarını kaleme aldı. Yücel’in paylaştığı yazı, hem nostalji hem de bayramın manevi ruhunu yaşatma açısından büyük ilgi gördü.
Yücel, yazısında bayram öncesi Nevşehir’e gitmesini ve Bekirefendi Camii’nde Cuma namazı sırasında Mehmet hocanın doğaçlama hutbesini dinlediği anları paylaştı.
Hutbede, merhum Nevşehir kontenjan senatörü İbrahim Şevki Atasagun’un Amerika’da karşılaştığı bir Nevşehirli doktor hemşerisinin Neşehir'deki eski bayram sabahını özlemesi anlatılmıştı. Bu anı cemaatin de tüylerini diken diken etmişti.
Yücel, çocukluk bayramlarını şöyle özetledi:
-
Bayram sabahı annesinin kendilerini uyandırması ve abdestlerini aldırması,
-
Bayramlıklarını giyip babalarına teslim etmeleri,
-
Kurşunlu Camii’ne giderek sabah ve bayram namazını kılmaları,
-
Bayramlaşmanın ardından sokağa çıktıklarında mis gibi toprak kokusunu içlerine çekmeleri,
-
Eve dönüp annelerinin özenle hazırladığı bayram sabahı sofralarında kahvaltı yapmaları,
-
Babalarının ellerini öperek bayram harçlıklarını alması ve aile içindeki sevgi dolu bakışların unutulmaz anlar bırakması.
“O sofrayı bazen rüyalarımda görüyor, kokusunu içime çekerek uyanıyorum,” diyerek, o günlerin manevi atmosferini derin bir özlemle anlattı.
Yücel, yazısının sonunda günümüzdeki bayramların tatil ve resmi bir program haline gelmesinin eski manevi ve kültürel değerlerin yaşatılmasını zorlaştırdığını vurgulayarak, hem bayramın ruhuna saygı gösterilmesini hem de insanların geçmiş bayram anılarını hatırlayarak paylaşmasını önerdi.
“Bildiğim bir şey varsa hiç birimiz eski bayramları yaşatıyoruz diyemeyiz. Bu vesileyle Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum. Nice bayramlar görürsünüz inşallah,” diyerek yazısını tamamladı.
İşte Yücel'in o yazısının tamamı;
Nevşehirli hemşehrimizin kaleme aldığı bu yazı, özellikle şehir dışında yaşayan Nevşehirliler için geçmiş bayramların manevi değerlerini ve aile içi sevgi ritüellerini hatırlatan anlamlı bir paylaşım olarak dikkat çekti.
Nevşehir’in Herikli Mahallesi’nde çocukluğunu geçiren hemşehrimiz Sedat Yücel, geçmiş anılarını ve eski bayram kültürünü duygulu bir yazıyla paylaştı. İşte Kocaeli'de yaşayan Nevşehirli hemşehrimiz Sedat Yücel'in o yazısı;
"Ramazan bayramını Nevşehir'de geçirmek için bir kaç gün önceden gitmiştik.
Bayram öncesiydi, Cuma namazı için Bekirefendi Camiine gitmiştim.
İmam hatibi Mehmmet hocaydı. Hutbeyi kağıttan okumaz doğaçlama olarak sunardı.
Hutbe konusu elbette bayram; ama eski bayramlardı.
Mehmet hoca merhum, Nevşehir kontenjan senatörü İbrahim Şevki ATASAGUN'un bizzat kendisinden dinlediği bir anıyı bizlere aktardı.
Kendi anlattığı biçimde buraya nakletmeye çalışacağım.
Merhum ATASAGUN 1960 ihtilali sonrası Kontenjan senatörü olarak Nevşehir'i temsilen TBMM'ne girmişti.
Seçimle Nevşehir'den Senatör seçilen merhum Ragıp ÜNER ile o dönem Nevşehir iki Senatör ile TBMM'de temsil ediliyordu.
12 Eylül sonrası anayasa ile Senatörlük iptal edilmişti.
1960 ihtilali sonrasında Cumhurbaşkanı seçilen Cemal GÜRSEL bir süre sonra hastalanınca Cumhurbaşkanlığına Sn ATASAGUN vekalet etmişti.
O dönem görevi gereği Amerika'ya gitmiş, orada rastladığı Nevşehirli bir doktor hemşerimizden burada en çok Nevşehir'deki bayram sabahını ve bayramı çok özlediğini gözleri nemli olarak dinlemiş.
Bu anısını rahmetli Mehmet hocaya anlatmış. Hoca hutbede bunu anlattığında cemaatin de tüyleri diken diken olmuştur.
Hemşerimiz şöyle devam etmiş.
Evimiz Kurşunlu Camii arkasındaydı.
Bayram sabahı annemiz kardeşimle beni uyandırır, abdestimizi aldırır, bayramlıklarımızı giydirir, önceden hazırlanmış babama teslim ederdi.
Birlikte Kurşunlu Camiye giderdik.
Önce sabah, sonra bayram namazını kılar camide yapılan bayramlaşma sonunda evimizin yolunu tutardık.
Sokağımıza girdiğimizde herkes kapısının önünü süpürmüş, mis gibi toprak kokusunu içime çektiğimi hiç unutamıyorum. Buralarda onca kokunun, parfümün, parkın, bahçenin asfalt yolların içinde böyle bir kokuya rastlamadım.
Babam kapıyı çaldığında sanki kapı arkasında bekliyormuş gibi annem yöresel en güzel kıyafetlerini giymiş, bütün sevimliliği ve nurlu güler yüzüyle kapıyı açar bize buyur ederdi.
İçeri girdiğimizde yer sofrası kurulmuş, bayram sabahına özgü yiyecek çeşitleriyle sini donatılmıştı.
O sofrayı bazen rüyalarımda görüyor, kokusunu içime çekerek uyanıyorum.
Sofraya oturur, babamın besmelesine biz de eşlik eder kahvaltıya başlardık.
Sofra kalktıktan sonra annem önümüze geçer ayakta bekleyen babama yönelir, bayramın mübarek olsun diyerek elini öperdi.
Babam seninde bayramın mübarek olsun hanım derken elini bırakmaz anneme öyle bir bakardı ki; ben bu yaşıma kadar içi böyle sevgi ve muhabbet dolu bakışı ne gördüm ne de şahit oldum.
O bakışı içim yanarak özlüyorum.
Sonra biz babamızın elini öperdik. Babam başımızı okşar, yanaklarımızdan öper, bayram harçlığımızı verirdi.
En son annemizin elini öpmeye sıra geldiğinde, annem bizleri sanki bir ayrılık sonrası gelmişiz gibi bağrına basar, yüzümüzü başımızı öperdi.
Annemin kokusu belki Amerikaya kadar gelir diye havayı içime çekiyorum;ama nerede!
Bu yazıyı okuyan kaç kişi doktorun bayram anılarını dinlerken özlem duyar, duygulanır bilmem.
Bildiğim bir şey varsa hiç birimiz eski bayramları yaşatıyoruz diyemeyiz.
Hele hele bayramlar ülkemizde tatil amacı taşıyor ve kamuda tatil uzatılıyorsa.
Bu vesileyle Ramazan Bayramınızı tebrik ediyorum.
Nice bayramlar görürsünüz inşallah.
Sedat YÜCEL
ESKİ BAYRAMLAR
Hani bir söz vardır ya!
“ Çocukluk mu güzeldi, çocukken mi güzeldik?„ diye...
İşte benim de kendime bayramlarda buna benzer bir soru sorasım geliyor!
“ Eski bayramlar mı güzeldi, yoksa eski bayramları yaşayan insanlar mı güzeldi“ acaba?
Acaba neden her bayram;
“ Aaah ah, nerede o eski bayramlar..„ diye sızlanıp duruyoruz?
Sanırım bu sadece bir bayram meselesi değil!
Bu geleneklerimizden, örfümüzden, ananemizden hatta yavaş yavaş inançlarımızdan kopuşumuzun, (bir türlü görmek istemediğimiz) acı veren fotoğrafı gibi sanki....
Bayramların bayram gibi yaşanıldığı ve yaşatıldığı güzellikler için hala geç kalmadık. Yarın çıkıp büyüklerimizi ziyaret edip bayramlaşalım. Küçüklerin saçını okşayıp sevindirelim. Şimdiden hepinize hayırlı bayramlar dileriz...
Dr İ.Şevki Atasagun Kimdir?
İbrahim Şevki ATASAGUN (1899-1984)
İ.Şevki Atasagun 1899'da İstanbul'da doğdu. 1921'de Askeri Tıbbiye'yi bitirdi. Kurtuluş Savaşına katıldı. Savaştan sonra iç hastalıkları uzmanlığını tamamladı ve İstanbul Tıp Fakültesinde öğretim üyesi oldu. Profesörlüğe yükseltildi. Bir süre sonra tekrar ordu hizmetine geçti. Çeşitli askeri hastanelerde başhekimlik yaptı. 1957'de tümgeneral iken emekliye ayrıldı. 1958-1960 arasında Sağlık Bakanlığı müsteşarlığında bulundu. 1961 seçimlerine katılarak Nevşehir senatörü seçildi. Cumhuriyet Senatosu başkanlığını yürütürken hasta olan Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'e uzun süre vekalet etmiştir. Senatörlük görevi bittikten sonra 1977, siyasetten çekildi. 28 Mayıs 1984'te Ankara’da vefat etmiş, Cebeci Asri Mezarlığında toprağa verilmiştir. Tıp alanında çeşitli eserleri vardır.
İstanbul Nişantaşı Sultanisi'nden ve askerî öğrenci olarak girdiği İstanbul Darulfünûn Tıbbiye Mektebinden mezun oldu. Tabip teğmen rütbesiyle Batı cephesinde Türk Kurtuluş Savaşı'na katıldı ve üsteğmenliğe yükseltilerek İstiklâl Madalyasıyla ödüllendirildi. Askerî Tıbbiye Okuluna müzakereci hekim olarak atandı, 1926’da iç hastalıkları uzmanı eğitimini tamamladı. Genelkurmaydan izinli olarak girdiği Tıp Fakültesi hijyen doçentliği sınavını kazanınca ordu ile bağlantısı saklı kalmak üzere beş yıl izinli sayıldı.
3 Ekim 1933’te Erzurum Askeri Hastanesine atandı. 1934'te binbaşı oldu. Tekirdağ Askerî Hastanesinin ardından Siirt Askerî Hastanesinde görevlendirildi. 1941'de yarbaylığa atanmasından sonra Doğu hizmetinde bulundu. Ankara Harp Okulu Baştabipliğine alındı. Askeri Mevki Hastanesi 2. Tabipliğine atandı. Genelkurmay Sağlık Dairesinde çalıştı. Gülhane Askeri Tıp Akademisi hijyen profesörlüğüne getirildi. 1953’te tuğgeneral, 1956’da tümgeneralliğe yükseltildi. Kara Kuvvetleri Sağlık Dairesi Başkanlığına atandı. 21 Eylül 1957 tarihinde emekliye ayrıldı.
1958 - 1960 arası Sağlık Bakanlığı Müsteşarlığı görevini yürüttü.
15 Ekim 1961’de yapılan seçimde Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi adayı olarak Cumhuriyet Senatosu Nevşehir üyeliğine seçildi. 2 Haziran 1968’teki üçte bir yenileme seçiminde yeniden seçildi ve bu görevi 5 Haziran 1977’deki yenileme seçimlerine kadar devam etti. 1963 ve 1964 yıllarında Millî Savunma Komisyonu Başkanı olarak görev yaptı. 4 Haziran 1962 - 7 Şubat 1963 tarihleri arasında partisinden ayrılarak bağımsız kaldı. Bir süre sonra partisine döndü ancak 25 Şubat 1964’te tekrar ayrıldı ve 9 Nisan 1964’te Adalet Partisi'ne katıldı. 28 Ekim 1961’de yapılan ilk Cumhuriyet Senatosu Başkanlık Divanı seçiminde Başkanvekili oldu. 2 Kasım 1962’deki seçime kadar bu görevi yürüttü. 2 Aralık 1965’te de Cumhuriyet Senatosu Başkanlığına seçildi ve bu görevi 9 Kasım 1970 gününe kadar devam etti.
Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in Amerika Birleşik Devletlerinde tedavide bulunduğu 2 Şubat - 28 Mart 1966 arasında Cumhurbaşkanlığına vekillik etti. Parlamento başkanların çağrılısı olarak Berlin, Polonya, Çekoslovakya, İran, Pakistan ve Macaristan’ı resmen ziyaret eden Senato Heyetlerine başkanlık etti.