banner461
banner195

Hey Sen Nevşehirlim Nörüyon?

Nevşehir yöresi ve şivesinin kelimelerini merak ediyorsanız bu sözlük tam sizler için. Bu sözlük sayesinde sizde Nevşehir şivesini öğrenmiş olacaksınız..

30 Aralık 2017 Cumartesi 16:23

banner143
banner134
Nevşehir yöresi ve şivesinin kelimelerini merak ediyorsanız bu sözlük tam sizler için. Bu sözlük sayesinde sizde Nevşehir şivesini öğrenmiş olacaksınız... Ellaam siz Nevşehirce bilmiyorsunuz.

Nevşehir dil ve yöresel ağızları zengin mozaik içinde yerini alıyor... 

Nevşehirce Cekadı as, ekmaa getir, yimaa yiyek ...
Nörüyon guzum, ağzını yirim ve gadalarını alırım.

Bizim uşaan halı işte. nöörsün, soruncu böyle diyo. nerelisin diin sorsalar nevşaarliyim dir gine. melmeketi deal mi?
istanbul türkçesi ile söylemek gerekirse, bir Nevşehirli'ye "Nevşehirli misin" diye soran olursa muhtemelen "evet Nevşehirliyim" der lakin aksanlı konuşmaması onun aksanlı konuşmayacağı anlamına gelmez, her an bir hemşerisini görüp "norüyon la torpaam" ile başlayan cümleler kurabilir. misal:
-oy torpaam nörüyon la? hangı rüzgar attı seni buruya?
-oy torpaam, sağa ben gurban olurum. norüyüm, iiyim sen norün?
-norüyüm la bende, iiyik.
-torpaam, nazaman gezeciyahh?
-sağa gurban olurum.

 Abari – bari : şaşma yada şaşıp kalmak
• Arınlamak : hedef almak
• Akınlamak : sevdalanmak
• Alamaç : alev
• Ağpakla :kuru fasulye
• Alaşa :bir sözü hemen yayan
• Apılamak : koşup zıplayarak gelmek
• Bükleç : viraj
• Boyak : bet, beniz
• Bişirmek : yufka pişirmeye yarayan uzun değnek
• Bert elmek : sertleşmek
• Bastırak : kapının arkasına konulan değnek,dayanak
• Badak : sakarlık yapan kişi
• Bildir :geçen yıl
• Carı : hızlı
• çılgısız : şımarık
• cılga : patika yol
• cıvgın : ağacın taze sürgünü
• cıvınmak : ciddiyetten uzaklaşmak
• cavrak : konuşkan
• çeltek : çoban yamağı
• çatılmak : yoktan bela olmak
• çiğrimek- çiğsinmek :tiksinmek
• damgalamak : lafını ağzına koymak
. DIMITMA: Cehennemin Dibine yollama , Gebertme 
• dulun : saçın yüze doğru uzantısı
• ditmek- didelemek : tifsitmek
• endek : aşağı, adi, bayağı
• ertişmek : bir işi çabucak yapmamak
• eğimtili : yetenekli
• algördülük : göstermelik
• eftiklenmek : sıkıntı basması, sıkıntılanmak
• gede : cimri, kıyımsız
• gedelenmek : çıkarı için ufak fırsatları bile kaçırmamak.
• Gömük : batak
• Gerikmek : şişmek, dolmak
• Göfer : güç, kuvvet
• Görgün : gür
• Hezaar :herhalde
• Horavlamak : yabancılamak.
• Hömermek : dikleşmek, kavgaya hazırlanmak.
• Hongumak : yakışşıksız gülmek
• Hoşalmak : hoşuna gidecek bir işten zevk almak.
• Iğranmak : hafif hafif sallanarak yürümek.
• Ildırdamak : hafif hafif yanmak.
• Ilımak : hoşa giden iş yada insan karşısında gevşemek.
• Işkın : ağacın tabanından fışkıran sürgün.
• Iğralamak : sallamak
• İdişmek : dedikodu etmek
• İlaan :leğen
• İssilmek : kaba bir şeyin oturulunca aşağı inmesi
• İstetmek : kirişi kırmak, kaçmak
• İssik : kabalığı gitmiş
• Koğşak : yumuşak
• Kumasınmak : istememek
• Kötelemek : atmak, fırlatmak
• Kırmızı :domates
• Kısmık : cimri, kıyımsız
• Kötülemek : zayıflamak, incelip süzülmek
• Koygun : koyulaşmış
• Metlemek : atlamak
• Mudara : boynu eğri olan
• Mitirdemek : seke seke yürümek.
• Navrak : surat
• Nörüyon : ne yapıyorsun
• Oturak : zamanında yürüyemeyen
• Ocutmak : tahriş etmek
• Özemek : çarpmak
• Öğünsümek : bir işi zamanında yapmaya çalışmak
• Öğürleşmek : birine alışmak
• Örülmek : üstünü başını yolacak biçimde dövüşmek
• Palazımak : koşup gelmek
• Parsımak : ezilmek
• Parpulamak : azarlamak
• Sövkenmek : yığılmak
• Salım : nezle
• Sıracalı :hastalıklı
• Söyretmek : alay etmek
• Sumsalamak : toslamak
• şak : parça
• şaklamak : parçalamak
• şiklet : surat
• şerpere : cıvık
• şirlez : cıvık çamur
• tokurur : evinden hırsızlık yapan
• toku : kısa boylu
• tıskalı : hastalıklı
• tosuldak : kolay soluk alamayan
• tingirdek : çabuk kızan
• uyuntu : gittiği yerden gelmeyen
• uylaşmak : bir işin üzerine çok düşmek
• uçunmak : pişman olmak
• utlanmak : saygısızlık yapmamak için tetikte beklemek
• yiğni : hafif
• yipelemek : aksayarak yürümek
• yüğrük : hızlı
• yilpikli : öksürüklü
• zat : çok, gittikçe artan
NEVŞEHİR YAZI VE MAHALLİ DİLİ
• İlaç__________________________ İlaş
• Mısır_________________________ Misir
• Hamur________________________ Mamır
• Muhtar________________________ Mıhdar
• Nevşehir _______________________ Memşer
• Tırnak _________________________ Dınnah
• İhtiyaç_________________________ Ehdiyaş
• Mahmut________________________ Mamıt
• Zerdali_________________________ Zelderi
• Yaprak_________________________ Yarpah
• Elektrik_________________________ Aletirik
• Doktor__________________________ Dohdur
• Manto__________________________ Mantu
• Teneke__________________________ Tenike
• Parmak_________________________ Bannah
• Bilezik__________________________ Bilenzik
• Seksen__________________________ Seesen
• Lanet____________________________ Nalet
• Ekşi_____________________________ Eşgi
• Yurmuh __________________________Yumruk
• Soba____________________________ Zobi

Deyimler
ACI ZULÜM : Zor şartlarda, 
ACIN YATIP GÜCÜN KALKMAK : Kıt kanaat geçinmek
AĞIR OTURUP BATMAN KALKMAK : Davranışlarında ölçülü olmak 
AĞZINA KAŞIK SIĞMAMAK : Çok memnun olmak 
AĞZINI HAVAYA VERMEK : Muhatabını dikkate almamak 
ALTINI ÇALDIRMAK : Gereksiz davranışlarla sosyal durumunu sarsmak 
ANASININ KARNINA SARMAK : İşe yaramaz duruma getirmek 
ANASINDAN ÖNCE AHIRA GİRMEK : Saygı göstermemek sırasına razı olmamak 
AŞIĞI KURŞUNLAMAK : Zenginlemek 
AYAĞINI SÜRÜYÜP GELMEK : Uğurlu gelmek, Uğurlu olmak 
AYIRDINA VARMAK : Fark etmek 
AYRANI KABARMAK : Öfkelenmek 
BABANI SIÇARKENMİ TAŞLADIM ? : Olmadık zamanda bi zararım mı oldu? 
BAĞRI YUFKA OLMAK : Merhametli olmak 
BİTİ KANLANMAK : Fakirlikten varlık sahibi olmak 
CAYIRTI VERMEK :Karışıklık yaratmak 
ÇÜŞ DEDİKÇE PARMAK ÜZÜMÜNE GİTMEK :Uyarılmasına rağmen zarar veren davranışlarda bulunmak 
DAYLININ DİBİİ: Azarlamak için söylenen bi söz 
DELİ KIZIN DONU GİBİ : Uygunsuz , Dağınık 
DİRİP DİŞİRMEK : Toplamak.devşirmek 
DOKUZ KÜTÜĞÜN BİR DEĞNEĞİ OLMAK : Bir ailenin işe yarar tek kişisi olmak 
DÜMBELEĞİ DELİNMEK : Çok acıkmak. tabi söylenirken dümbelea diye söyleniyo
EFTİĞİ DARALMAK : Canı sıkılmak 
EŞŞEK SATTIĞIMIN BAĞ KOMŞUSU : Uzaktan tanınan kişiyi anlatır
EŞŞEK KUYRUĞU GİBİ NE UZALIR NE KISALIR : Değişmez gelişme göstermez 
FİNK ATMAK : Sevinçli olmak 
FİT SOKMAK : Kişilerin arasının bozmak 
FARELERİ BİLE BASTONLA GEZİYO : Fakirlikten yiyecek bulamamak
GAMGAYNAN KAŞINMAK : Fakirliği anlatır
GÜCÜN GÜCÜN KAZANMAK : Kazancını zor temin etmek 
HEM AYRAN TOPLAR HEM TUTTUĞUNU G*TÜNE KISTIRIR : Yoksul olduğunu saklamak 
HINTIMHIMANIM KESİLDİ : Dermanım kesildi.
ISKATI DİŞİME DEĞSİN DE KİM ÖLÜRSE ÖLSÜN : Iskat ( ölünün arkasından tutamadığı oruç-namaz için verilen bedel(fidye)...
İÇİME İLİMEDİ : İçime sinmedi 
İLAHNE GİBİ GİYİNMEK : Üst üste giyinmek 
İLELEMAAŞI:El aleme karşı
İLK AŞAMDAN : Akşamın ilk saatlerinde 
İTİN AYAĞINI TAŞTAN ESİRGEMEK : Öğüde kulak asmayanı korumak 
KAFADAN SAKAT : Ruh sağlığı bozuk 
KINA GİBİ UN OLMAK : İstenen sonucun elde edilmesi 
KUYRUK SALLAMAK : Karşı cinsi umutlandırıcı davranışlarda bulunmak 
LAFININ AVCARI OLMAMAK : İpe sapa gelmez şeyler söylemek
SUTEMSİLİ:Söz temsili,misal , örnek olay
VURUNCU DIMITIRIM :Vurursam Cehennemin Dibini Boylatırım
YATTIĞI AHIR SEKİSİ, ÇAĞIRDIĞI İSTANBUL TÜRKÜSÜ : Yok yoksul haline bakmadan olmadık şeylerden bahsedene denir.
İşte Bizim Baattin Nevşehirli olursa...




ABA : Anne
ABARİ : Hayret ifade eden bir ünlem…
ABOVV-ABU : Hayret ifade eden bir ünlem
ACER : Yeni, Taze
ACIŞMAK : Acımak, Yanmak,
AĞANMAK : (Tuvallanmak)At ve Eşeğin yerde yuvarlanması,
AĞDIRMAK : Aktarmak, Çevirmek, Döndürmek
AĞ PAKLA : Kuru fasulye
AHIR SEKİSİ : Yarısı hayvan barınağı yarısı ikamet yeri olan, kışın hayvanların vücut ısılarından yararlanılarak ısınma sorunu çözülen büyükçe oda
AHRAZ :Kulağı duymayan.
AKIDAK: Küçük abdest.
ALAF GİBİ : Ateş gibi yakıcı anlamında.
ALENGİLLİ : Tutarsız, dengesiz
ALICININ DİBİ : Serzeniş için söylenir.
ALİMİYON : Aliminyum.
ALT DONU : Külot,
AMEL : İshal,
ANAHDIR : Anahtar.
ANNAC :Yamaç,Karşısı.
ARAVANTI : Boşgezen
ASİDE : Bir çeşit unlu tatlı
ASUVATA : Alış-veriş
AŞKARSIZ:Yüzsüz, yırtık
AVARA : Boş gezen,
AVRAT : Kadın, Bayan
AVRATASAN : Kılıbık,
AVURT : Yüz, Yanak
AYYAR : Tembel, iş tutmayan
AYAK YOLU : Tuvalet, Hela :))
BABAĞLINI ÇEKMEK: Vebalini Çekmek.
BARİİİ : Hayret anlamında bir ünlem
BASDA : Seyyar satıcı sergisi
BASDIRIK : Avlu kapılarının emniyet mandalı
BAŞANGI : Yaramaz çocuk,
BESBELLİ : Apaçık
BİBİ : Hala
BIT BIT : Geveze
BİDENE : Bir tane, tek
BİCİK : Buzağıya verilen ad
Bİ-GOŞAM : İki el dolusu, avuç
BİĞİL/BÎİL : Bu Yıl.
BİLİK : Civcivlikten çıkmış genç tavuk,
BİLLENMEK : Bir örtüyü başının üzerine almak, örtünmek
BILDIR : Geçen sene
BODUÇ :Testinin küçüğü, toprak su kabı
BOYDAK : Tek başına, yalnız başına
BÖĞÜR : Vücudun yan tarafı,Böbrek kısmı (böğrüm ağrıyo).
BULAMAÇ : Un ve pekmezden yapılan tatlı.
BUOĞARSAMAK : İneğin çiftleşmeye hazır olma durumu
BUNDAN KELLİ : Bundan sonra
BÜNGÜLDEMEK : Kaynamak
BÜZÜDÜK : Somurtkan
CABILDAK : Yalınayak,
CAMIZ : Manda ve öküz hayvanı için denir,
CARI : Çabuk hızlı iş yapan,
CARILDAK : Geveze,
CAVLAH : Pek fakir, çıplak,veya (Kel kafa)
CEREK : Ceviz indirme sopası,
CICIK : Süs , (Barii peg iyiymi? cıcıklı.Tevatir!)
CIDIRINA BASMAK : Damarına basmak, sinirlendirme,
CIFIT : Güvenilmez, tutarsız,
CIĞIRTMAÇ : Yufka ekmeği tereyağ ile kızartarak yapılan yemek türü,
CINCIK : Cam eşya için söylenir.
CINGIL : Küçük üzüm salkımı,
CIŞIŞLAMA : Kaynama,
CIRINDIRLIK : Etin en üst kısmındaki köpüklü kısmı,
CİCİM : Güzelim anlamında bir hitap,
CİMCİKLEMEK : Çimdiklemek,
CİNARABASI : Bisiklet,
CİNATINA BİNDİRME : Sinirlendirme, kızdırma,
CİNGİL :Tek kulplu helkeye benzer kap.
CİP, CÖP : Cep,
CULLUK : Hindi,
CUŞUP GİTMEK : Uyuklamak,
CORUTMAK : Küsüp gitmek,
CAVCAV : Çok ve gereksiz konu?an, geveze
CÜCÜK : (Kuru soğan içi) Küçük,veya Civciv,
ÇAPIT,ÇAPUT : Bez parçası,
ÇAĞIRŞAK : Eskimiş, yıpranmış,
ÇAVMAK : Güneşin bir an için bir yere vurup yansıması,veya çok hızlı gitmek.
ÇAŞ : Banyodan su boşaltma deliği,
ÇEBİŞ: Oğlaktan büyük olan keçi yavrusu,
ÇEMKİRMEK : (Köpek sesi) gibi Karşılık vermek,
ÇEDİK : Çocuk ayakkabısı ,
ÇIDIRGI : Yakmak üzere toplanmış ot çöp,
ÇIĞIRMAK : Söylemek, Bağırmak,(bi türkü çığır)
ÇİMMEK : Yıkanmak, Yüzmek,
ÇİNEAR : İri gözlü kalbur,
ÇİTLEK : Kabuklu kuruyemiş,
ÇOLPA : Elinden iş gelmeyen, Beceriksiz,
ÇONTAR :Parmağı eğri olan.
ÇÖLMEK : (Çömlek)Tandırda yemek pişirmeye yarayan toprak kap.
ÇÖMÇE : Kepçe, yemek kepçesi,
ÇÖMMEK :Çömelmek.
ÇÖRÜŞÜK : Buruşuk,
ÇÖTLEN/ÇÖRTLEN: Dam Yağmur oluğu.
ÇUL : Minder veya eski giysi yada örtü,
DAKLAŞMAK/DAHLAŞMAK : Takılmak,Şakalaşmak.
DALINA BİNMEK : Bir kimseye bir şey yaptırmak için onu sürekli sıkıştırmak,
DAYANGIN : Dayanıklı, Sağlam,
DAYLININ DİBİ : Daha ne istiyorsun yeter artık
DELİCE : Atmaca kuşu,
DEPİK ATMAK :Tekme atmak,
DEPLEK : Darbuka,Dümbelek.
DESTİ : Topraktan yapılma ağzı dar kulplu su kabı,
DEVLAMER/GEVRAMEL : Ayçiçeği, Günebakan,Ayçekirdeği.
DE-Mİ : Değil mi?
DIMITMAK :cehenneme yollamak, gebertmek, Uyutmak, Bayıltmak 
DİKOLTA : Gecelik, (Bayan geceliği),
DİRMİT : Fitne fesat işler yapan için söylenir,
DİNELMEK : Ayakta durmak,
DİNİZ/DİNGİN: Sakin,Durgun.
DİNK :Bulgur yaparken buğdayı ezmeye yarayan büyük yuvarlak taş.
DİMİ: Şalvar (Daha çok Nevşehir’de kullanılıyor.)
DİLMEÇLİ : İşlemeli yerel bayan giysisi,
DİRGEN : Metal üç/dört parmağı olan ağaç saplı hububat tarımında kullanılan tarım aracı
DİREŞMEK : İnat Etmek,
DİRELMEK :Canlanmak,Ayağa kalkmak.
DİŞİRMEK : Toplamak,Dilenmek.
DİVİNMEK : Kıpırdanmak, hareketlenmek
DİYDAA : İşte orada,
DİĞNEK /DİYNEK: Sopa, Değnek;
DİMDİREK :Dosdoğru.
DIMIK : Köşe
DIMIŞGI : Düzgün, onat,
DIMITMA: Cehennemin Dibine yollama , Gebertme 
DIRIL : İnce pamuklu kumaş,
DIRLANMA : Lüzumsuz konuşma, sus konuşma!
DIDIĞININ DIDIĞI : Akrabanın uzağına denir.(Dış kapının tokmağı)
DİZIHMAK : Dizlerinin üzerine çökmek.
DİZLİK :Kadınların bişey toplarlarken bellerine bağladıkları bez önlük.
DOLAZ : Haşlanmış patates ile pekmez veya Yağ un şeker karışımı bir tatlı yiyecek.
DORUTMAK : Yeni gelinlerin somurtması gibi durmak, suskunluk,
DÖLEK : Düz engebesiz arazi için kullanılan söz.(Aynı zamanda uslu dur anlamında Dölek dur! denir.)
DÖŞ : Göğüs,
DULDA : Rüzgar almayan korunaklı yer,
DÜTLEMEK : Batırmak,
DÜÜĞ : İnce bulgur,
DÜŞEMİYE : Rasgele, Tahmini,
EFİLDEMEK : Çırpınmak,
EFDİKLENMEK : Can sıkıntısından oyalanmak, bişeyle uğraşmak,
EĞDİ : Sebze ve otların diplerini çapalamaya yarayan ağaç saplı kısa küçük çapa,
EKECİK : Güveç,
EKSİKLİ : Kadın,
ELDESTİ : Küçük su testisi,
ELEVCİK : Bağda yada arazide bulunan kulube,
ELHAMDÜRÜLLAH :Elhamdülillah.
ELEVAY : Elinden iş gelmez.
ELLAAM : Herhalde, Sanırım,
ELCEK : Eldiven, Tırpanın el ile tutulan yeri,
ELÖPEN : Kertenkele (Mar-Marile).
ENGÜRÜ : Topraktan yapılma güveç tenceresi,
ENNUR : Üzüm kütüğü üzerindeki fazla görülen filizlere, sürgünlere verilen ad,
ENKEBİT :Arabça’da Ankebut,Örümcek.(Karabasan).
ERTİŞMEK : Şakalaşmak,takılmak,el şakası yapmak,
ESAHTAN : Doğru, sahiden
ESBAB : Kıyafet
EŞİĞ : Tandır ateşini karıştırmaya yarayan demir alet, demir çubuk,
EYALİM : Arkadaşım, aşık olunan hanım.
EYOV : Kadının erkeğine seslenişi, bir çağrı ünlemi
FANILAMAK : İnlemek,
FERFENE : Bir eğlence türü,
FİLKE : Musluk,
FİLKETE : Toka, saç tokası,
FİNGİMEK : Gülmek,
FİRİK : İkinci hanım,kuma,gelin
FIRTIK : Kullanıp küçülen sabun parçası
FIŞKI : Gübre olmaya uygun kısmen sıvı hayvansal atık. Kızma ünlemi için kız çocuklarınada denilir,
FOS/FIS : İçi boş ceviz vs. için söylenir.
FOSALMAK : Sönmek,(Fısalmak)Havası inmek.
GAÇILIN : Çekilin, Uzaklaşın,
GADA : Dert, Tasa,
GADAŞIM : Kardeşim, arkadaşım,
GALE : Düğünün, son gününe rastlayan cuma günleri kadınların def çalıp oynayarak eğlenmeleri adeti. (Gale de Gayalar adlı oyunu oynarmış eskiden büyüklerimiz.)Avanos ve civar köylerinde Gelin (saç Kâkül) kesme eğlence günü.
GAMGA : Balta ile kırılan odunun artıkları, (Gamgaynan gaşınıyoh diye de bir tabir vardır.fakirliği yokluğu anlatan bir tabir.)
GANCIK :Eşek ve Köpek Dişisi.
GARDAHLI : Pürüzlü, (Genellikle halı yere serilip de düzgün olmadığında kullanılan bir tabir.)
GATIR : Odundan yapılmış çocuk oyun Topaçı.
GAVATA : Su tası,
GAVSALAM DARALDI : Daral geldi – içim daraldı.
GAYIL : Razı, (gayıl olmak – razı olmak)
GAYIRMA : Koruma, Kollama,
GEÇİM EHLİ : Kılıbık,
GEL BOONKÜĞÜN : Haftaya bugün,
GEPİRTİ : Gürültü
GEVMEK : Çiğnemek,
GIII : Kadın yada kıza seslenme ünlemi ( bi bahale gııı)Avanos yöresinde Ga şeklinde telaffuz edilir.
GICIR : Hiç kullanılmamış, yeni,
GILAMADA : Kuru üzüm çubuğu.
GIRÇMAK : Biçmek,
GISSIH : Kasık,
GITIR : Yalan, (Gıtır atma! diye söylenir.)
GIVRIŞMAK :Kırışmak.
GIYALA : Arala. (gapıyı gıyala )
GIYPITMAK : Çalmak,Aşırmak.
GİDİ : Kişiliksiz,
GİDİŞMEK : Kaşınmak,
GİŞİLİK : Özel gün giysisi,
GÖĞ PAKLA : Yeşil fasulye,
GÖNÜRSÜ KOKMAK : ‘N’ harfi genizden okunmak suretiyle : Yanmış bez parçasının kokusu için kullanılır.
GÖRESİ GELMEK : Özlemek,
GÖYÜRMEK : Salıvermek, bırakmak,
GOFALMAK : Övünmek
GOŞŞAK : Yumuşak,
GOP: Koş,
GURK : Yumurta üzerinde yatan tavuğa verilen isim,
GORA : Kapı mandalı veya mekanizması.
GUCÜK : Şubat ayı.
GUŞANE : Büyük tencere,
GUŞLUK : Sabahın erken saatleri, tan vakti,
GUYRÖLÜ :Akrep.
GÜDÜK : Boydan kısa,
GÜCÜN : Zor bela,Zorlukla.
GÜNDÜZLEME : Fırlama anlamında kızma ünlemi,
GÜNÜLEMEK : Kıskanmak,
GÜVAÂ : Damat.
GÜVENCİR: Güvercin.
HAFT : Su yalağı,
HALBERİ : Bir türlü,
HALDIR-HULDUR : Gelişigüzel giyinme- Çok bol elbise,
HAMBAL : Hamal.
HAMIRCI : Boş boğaz,boğazına düşkünlere denir,
HAMIRSIZ : Mayalandırılmamış hamurdan yapılan bir tür ekmek,
HAMEŞ :İşe yaramaz, bi şey bilmeyen,
HARAL : Saman taşınmak için yapılan çok uzun ve geniş çuval.
HARDALAŞMAK : Boğuşmak,
HAVŞ : Yorulmak.
HAZAAR/HEZAAR :Herhalde,Hali hazırda,Öyle ya anlamında bir ünlem.
HECİRGET : Tandır ağzına üzerine konulan çapraz demir.
HELİK : Küçük taş parçası
HELKE : Bakırdan yapılmış kulplu ve kapaklı özellikle yoğurt tutturmada kullanılan kap.
HERENİ : Bakır kazanın küçüğü,
HERİF :Adam,Erkek
HEZEN : Tavan örtmesi için kullanılan ağaçlar-tomruğun incesi,
HINAZA : İçten pazarlıklı,
HOMUHMA: Küsen kişiler için söylenir,
HOMGUMA, HANGIRDAMA: Yersiz gülme
HOMAHA/HOMA :(Om Kemiği) Etli kemik parçası,
HONT : Kalça . Hontu çıkmak(Kalçası çıkmak).
HORANTA : Aile efradı,
HOTLAMAK : Atlamak
HÖBÜLÜK: Ortalıkda duran şeyler için kullanılıyor.( Mesela ortada sap gibi kalan bir direk için.)
HÖMERMEK : Dikleşmek,
IBRIH : İbrikli topraktan yapılmış su kabı,
ICCAH : Sıcak,
ICIH : Az, biraz,
İDİŞMEK : Karşılıklı çekişmek,
İKİNDİNLEDİYİN : İkindi vakti.
IGŞAMAK : Sallamak,
ILINGAÇ : Salıncak
INGILDAMAK : Hareket etmek,
ISDANBIL : İstanbul.
İLİKLEMEK : Düğmelemek,
İLİŞKİR : Sucuk,
İLENGER : Yayvan bakır yemek kabı,
İLELEMEAĞŞI/İLÂĞŞI :Ele güne karşı, Elaleme karşı.
İLÂĞAN : Leğen,
İLAHNE : Lahana,
İLİF : Lif ( duş lifi)
İLLİK : Sahura kalkmak,
İNEZ : “n” genizden okunmak kaydı ile uyuşuk manasına,
İPİİ : Epey,
İRİŞMİYESİCE : Türemeyesice,Büyümeden öl anlamında.beddua.
İPDA : Öncelikle,
İSBORTU : İspirto.
İSLİMCİ : Haylaz, serseri,
İŞGİL : Sucuk,
İŞŞİK : Eşik,Merdiven basamağı.
İTÂA : Yufka yapımı için hamuru çiğnemekte kullanılan koton kilim.
İTİ PEYNİR : Küflenmeye yüz tutmuş eski peynir.
İVEZ :Sivrisinek.
KABALA : Bir işi kaba taslak fiyat biçmek ve yapmak,
KALIÇ : Orağın küçüğü, ekin biçmede kullanılır.
KANARA : İşe yaramaz, çok yiyen ihtiyar kadın (Dişi At)
KAYFALTI: Kahvaltı.
KEF : Köpük,tortu,
KÛFERE : Bal mumu,Petek.
KUNDELİK /GÜNDELİK : Günlük giysi
KEFERE : Katı burun Pisliği.
KELER: Kiler
KELİ / KİLİ : İki bağ yada tarlayı ayıran sınır.
KEMÇİK : Yüzü çok zayıf olana denir.
KERTİKLİ : Kenarları girintili çıkıntılı bakır sahan, tabak,veya zikzaklı bir cisim.
KEPENEK : Eski dükkanlarda kapamayı sağlayan tahta ya da saç kapaklar,
KEPİR : Çorak toprak,
KERÇ ETMEK : Nispet etmek,
KELPEDEN : Kerpeden.
KELEBEK : Kepenek.
KERPİÇ : Kurumuş, inek ve öküz dışkısıdır. Kerpiç’i duvara atılarak kurutulan daha sonra tandırda yakılan yakacak.
KESGİÇ : Tandırda pişirilen peksimet türü ekmek,
KEŞŞİK : Yardımlaşma. İmece manasına gelir,
KIRI : Eşek sıpasına verilen ad.
KIRIK : Yasak ilişki yaşayan kadının sevgilisi
KIRIŞIP OTURMAK : Kendini beğenmek.
KIRMIZI: Domates.
KIYALAMAK : Aralamak,
KIVIŞLAMAK : Yerinden oynamak,
KIVIŞLATMAK / KIVIŞDADMAK : Yerinden oynatmak.
KİLE : Arpa ve buğday ölçeğidir mesela bir kile arpa iki (urup)’a eşittir yani 36 kilo eder,
KİPRİ : Kirpi.
KİRBİT : Kiprit.
KİRİZMA ALMAK : Bağ yada tarlayı derin kazarak alt-üst etme işi.
KOLLÜK : (Harap) Bakımsız bağ,bahçe,
KOSSÜ : Köstebek,
KÖFDÜR : Pekmez ve un karışımı sazdan örülmüş hasır üstünde kurutularak kışın özellikle yatsılık olarak yenen tatlı.
KÜNDE : Hergün,
KÛLLE : Tandırın hava deliği,
KÜLLÜK : Çöplük,
KÜRTÜK : Kar yığını
KÜPECİK : Çömlek ile küp arası büyüklükte küplere verilen ad.
KÜSSÜK / KOSSÜK : Avlu kapılarının emniyeti için kullanılan kalın ağaç dayatma.!
KÜZÜRÜK : Eritilmiş kuyruk yağından geriye kalan,
LAPÇIN : Lastik ayakkabı içine giyilen bir tür mest
LIHLIHA : Kulpsuz topraktan yapılan sürahi, su kabı
MALAMAT ETMEK : Rezil etmek.
MASİMİYO : Önemsemiyo,
MAŞRAFA : Bakırdan yapılan evlerde ve çeşmelerde su içmek için kullanılan su kabı,(Maşrapa).
MATAH : Kıymetli, değerli,
MAYA : Merkebin dişisine verilen ad.
MAYASIR : Basur, Hemoroid,
MELEFE : Yorgan içi,
MELHAM : Krem,
MENEVŞE : Menekşe,Çiçek.
METAMELİ : Aksi kişi,
METEL : Masal,
METLEMEK : Atlamak,
MIĞRIBA : Ufak boylu uyanık fetbaz,
MILÇIMAK : (Mılçımış) Tadı ve rengi bozulmuş meyve veya yiyecek.
MIŞIRIKLI : Dolanmaçlı,Anlaşılmaz bir şekilde konuşmak.
MIH : Başlıklı küçük Çivi,
MIRIH : Sulu-cıvık çamur
MİYİRSEK : Çok sevgi gösteren,
MÖHKEM : İhatalı, sağlam
MÖTÜRÜKLÜ : Hastalıklı,
MÜSTAMEL : Az kullanılmış.
MÜZÜMSÜZ: Lüzumsuz. Ne konuştuğunu bilmez
NAADAR : Ne kadar
NAAHIT : Ne vakit
NALBEKİ : Bakır yumurta tabağı,
NALİK : (Nalın) Tahtadan terlik.Takunya,
NAVRAKSIZ : Suratsız,
NEDEK : Ne yapalım.
NİRDEYDİN : Nerdeydin.
NOORÜYON : Ne yapıyorsun? Ne (iş) görüyorsun ? Hal hatır sormak için kullanılır.
OLÇUM : Çok bilmiş,
ONMAK : Hayrını görmek,
OMURCA : Üzüm kütüğü,
OSBAR : Tandırda yemek pişirmek için kullanılan toprak kap
OSSURGAN BÖCÜĞÜ : Kara fatma
ÖFELEMEK : Ovalamak,
ÖFTEKAR : Derman,
ÖNDÜÇ : Ödünç, Emanet
ÖRÜZGAR / ÖLÜZGAR : Rüzgar,
ÖTEBERİ : Ivır zıvır eşyalar,
ÖTOĞON : (Öteki Gün) Geçen gün.
PAHIR : Bakır.
PAKLA / PAHLA : Fasulye,
PAMBIH : Pamuk.
PALAN : Semer.
PATE: Patates.
PELVER : Pekmez ile kaynatılarak yapılan ayva marmelatı (Buna pöörente de denir.)
PEŞKİR : El dokuması havlu,
PIÇAK/BIÇAH : Bıçak.
PISIK : Kedi,kedi yavrusu,
PIRTMAK : Kurtulmak,
PİNDİR: Peynir.
PİRİŞ PİLAVU : Pirinç Pilavı.
PÖÇ : Kuyruk sokumu kemiği,
PÖRSÜMÜŞ : Gevşeyip sarkmış.
PERAVU : Peynirli bir mantı çeşidi (Üçgen şeklinden dolayı şibikli mantı da deniyor.)
PÜRÇÜKLÜ : Havuç,
SAMAR : Aptal
SAHU /SAKO :Pardesü, Ceket.
SAĞAN : Küçük tabak
SAKÇA : Saksağan (Beğenilmeyen şeyler için kullanılıyor Kötü Sahça! deniliyor. Çelimsiz gibi bir anlamı var.)
SASI : Kokmak, bozulmak.
SAVAT : Çene,
SAVMAK : Göndermek,
SAVRUK : Saçıp savuran.
SAVUŞTURMAK : Yolcu etmek,
SEME : Sersem, Geç anlayan,Anlaması kıt olan,
SEKİ : (Sekmen) Sekemeç,kat,basamak.
SEYSANA : Çeyiz,
SIDALANMA : İnsanların özellikle de çocukların hastalandıklarında sürekli nazlanmaları hali.
SINATLAMAK : Nişan almak,
SINDI : Makas (Osmanlıca’da)
SINMAK : Bozulmak, abtestinin bozulması
SIRACALI : Bir kzıma ünlemi. Kanserli, hastalıklı,
SIZGIT : Kalıplanarak serin yerde saklanan et kavurması,
SİFTİNMEK : Oyalanmak,
SİFLİ SİFLİ : Çaktırmadan sinsi sinsi.
SİLİK : Ahlaksız,
STİL : Fide, fidan,
SOFA: Kayadan oyma oda
SOHU: Bulgur dövülen içi oyuk büyük taş
SOMYA: Sedir
SÜĞSÜN : Ense,
SÜMSÜK : Elde sanki anahtar tutuyomuş gibi yumruk yapma (şimdi sümsüğü yersin !) hali
SÜMDÜK : Pisboğaz,Yüzsüz, Beceriksiz
SÜTLÜ : Sütlaç,
ŞEMŞAMER :(Şems-i Ahmer) Ayçiçeği,
ŞEMEME : Mandalina büyüklüğünde renkli ve kokulu bir (yenmeyen) sebze.
ŞALDIR-ŞULDUR : Gelişigüzel
ŞALAK : Karpuzun olmamışı, küçüğü,
ŞAYAK : Pantalon,
ŞATIR : İvedi, Şikayetçi,
ŞAVUL ETMEK : İlan etmek,
ŞELEK: Ot ya da yakacak destesi,
ŞEVĞİRİ : Eğri, çarpık,
ŞEYTAN ŞAPLAÂ: Çirkin kişiye söylenir,
ŞIDIKMAK : Şımarmak,
ŞİBİK : Köşe,
ŞİF : Pekmez ve şarap için ezilen üzümlerin posası,
ŞİKLETSİZ : Suratsız,
ŞİLLEZ :Dereyatağı kumu ile alçı karıştırılarak Ayran kıvamında elde edilen ve taş duvar örmede boşluklara doldurarak kullanılan harç.
ŞİPİLEMEK : İspiyonlamak,
ŞİVELEMEK : Tatlı söz söyleyerek tavlamak,
ŞOORDA : Şurada,
TADİYDAA : İşte orda,
TAFANA : Ekmek pişirilen tandırın bulunduğu yer, kiler
TAHA/TAKA: Kaya oyma veya duvar girintisinden yapılmış raf.
TAPIŞLAMAK : Çocuğun arkasına hafif hafif vurarak uyutmaya çalışmak,
TAPIKLAMAK : Uyuklamak,
TAT : (Lal) Konuşma güçlüğü çeken kimse.
TELLİK : Takke.
TENTENE : Dantel, oya,
TEREVİ : Teravih.
TEREZİ : Terazi.
TERS: Hayvansal gübre,
TEZİKMEK : Koşturmak
TEVATİR : Fevkalade, Beğenilen şeyler için kullanılır.
Tİ-RAZ : Güvercinliklere çıkılan kaya merdiven
TİRİT : Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek
TOHUÇ : (Tokaç) Çamaşı yıkamada dövme işlemi için kullanılan tahtadan yapılmış gereç.
TOL : İki ev arasındaki sınırı belirleyen yüksek duvar.
TONGELLEMEK : Yuvarlanmak
TOSBAĞA : Kaplumbağa
TÖHMELEMEK : Çok yiyip rahatsızlanmak,
TULUK:İçine pekmez,peynir,yağ konulan ya da yayık olarak kullanılan özel taş
TUTURUK : Ateş tutuşturucu, ot türünden yakacak.
UDLANMAK : Mahcup olmak, suçlanmak, çekincen olmak…
UĞUNMAK : Hızlı ve dengeli bir şekilde dönmek. kendinden geçercesine ağlamak.
UĞURUN UĞURUN : Habersiz habersiz, Sessiz sessiz,
UĞÜNMEK : Akışkan katı maddelerin yavaş yavaş dökülmesi,
URUP :arpa ve buğday ölçeği mesela bir urup arpa 18 kiloya eşittir,
ÜZLÜK : Topraktan yapılma, küçük kulpsuz çömlek
ÜVEZ :Yabani Ahlat Armudu.
VAŞIÇANAĞI : Topraktan yapılma salça yapımında kullanılan yayvan kap.
VO-O : Öyle olur mu? anlamında bir ünlem.
VIRT-ZIRT (VIT,VID) : Lüzumsuz gereksiz konuşma.
VIRIH : Cıvık
VİRA VİRA : Habire, sürekli, durmadan
VITTIRI-VIZIH : Tutarsız
YAĞLAMA : Yağ şeker ve yumurta konularak yapılan özel pide,
YAĞANNI : Sırt
YAĞNIŞ : Hatalı, yanlış,
YAŞLIK : Küçük bebelerin salyalarının silinmesi için omuzlarına iğnelenen mendil
YANAZ : Aksi
YANIR : Karalı İsli,Kirli.
YATSILIK : Özellikle uzun kış gecelerinde yatsıdan sonra misafirlere ikram edilen kuru yiyeceklerin genel adı.
(Geber-yatlık)
YAPMA : Yakılmak amacıyla elle şekillendirilmiş hayvani gübre,
YALIMSAK: Çok gezene derler. Yalımsak gibi geziyor.
YAŞMANMAK : Bayanların bir örtüyü saçlarını, ağzını kapatacak şekilde kullanması,
YAZI : Arazi,
YEERİF : (Ya Herif) Sende anlamında kullanılır. Habi sös (sus) yiyerif anlamında.
YELEKLENMEK :Herşeye önden gitmek.
YİLELAA : Telaşlı, aceleci,
YÖNAA : Aksi,
YUHA : Yufka.
YUMUŞ : Görev, emir,
YUNMAK : Yıkanmak.
YÜKSÜNMEK : İsteksiz olmak.
YÜKLÜK : Kaya oyma veya duvar girintisinden yapılmış gardrap
ZAAR : Küçük yapılı kırma ev köpeği,
ZABAH : Sabah.
ZABIN : Zayıf
ZAĞINI ALMAK : Tam yolunu almak,
ZAYBAK : Dayanıksız,
ZAVAR :Hayvan yemi,
ZEKARET : (Sekârat) Ölmek üzere olan,
ZERDELİ : Kayısı,
ZILLIMAK – ZINARMAK : Oyunbozanlık etmek, mızıkçılık,
ZINGIR-ZINGIR : Yerleri titreterek yürüme
ZIRT-VIRT : İkide birde
Cekadı as, ekmaa getir,yimaa yiyek                     Ceketi As, Ekmegi getir, Yemegi yiyelim
Kopaan yimaani virdin ni?                                     Köpegin yemegini verdinmi
Din din din sonra dimedim din                              Dedin sonra demedim dedin
Zıkkımın kokünü yi.                                                   Ne yersen ye
Ne dıkınıp duruyon?                                                 Ne den cok yiyorsun
Yiye yiye töhmeledi                                                  Cok yiyerek rahatsizlanmak
Yine ne bekmez yiyon.                                                    Yine ne işler çeviriyon
Şu yol tahneymiş.tahne yoldan gidek.                      Su yol tenhaymis tenha yoldan gidelim
Bi yumuş tutmuyon oğlum                                          Hic lafimi dinlemiyon
Heriiif! Ne dineliyon orda                                           Adam neden ayakta duruyorsun orda
Pakla sırığı gibi dinelme orda                                   Fasulye sirigi gibi dekilme orda
Bizde horanta çok bacım                                           Biz kalabalik aileyiz
Vay saçaklı,vay sıracalı vay                                       Saclari daginik
Vay fışgı vaaay                                                               vay kötü kız vay
Geber yat gayrı.zıbar yat                                              git te yat
Adam dımıştı                                                                  Adam uyudu
Zabaan köründe ne gahıyon??                                 Sabah erkenden neden kalkiyorsun
Ne metirdeyip duruyon?                                             Neden yerinde durmuyorsun
yıkadım yudum                                                             yikadim duruladim
Habi sös yiyerif                                                              ne olur sus
Hez ellaam                                                                       Herhalde
Hezaaar                                                                            Yani
Vay gadasını aldığım vaayyy                                          Kurban Oldugum
Gadalarını alırım                                                                Kurban olurum
Gozüyün yağını yiyim                                                         Gözüyün yagini yerim
Fazla yorulma oğlum aaşama pestilin çıkar                   Fazla yorulma oglum Aksama çok yorulursun
Pimpirikenme,sende naadar pimpiriklisin                     Ne kadar titizssin
Bu çoraplar baş sedirde ne geziyo?                                Bu Coraplar kanepede ne geziyor
Bu işi yapmaya hiç göbaam atmıyo                                  Bu işi yapmaya canım istemiyo
CÖP telefonun var mı?                                                         CEP telefonun var mı 
 
Somyanın gıyında gızım bak bööründe                             Yatagin ayağında kizim bak yaninda


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.