banner177
banner195

Kimsenin Kılı Kıpırdamadı

Nevşehir’in değerli alimlerinin kabirlerini birçok vatandaş bilmiyor. Her gün defalarca yanı başından geçtiğimiz, İslam Alimleri’nin ebedi istirahatgahlarının bakımsızlıkları dikkat çekiyor

 Kimsenin Kılı Kıpırdamadı

banner143
Hasan Baba Türbesi'nin Kapısı Neden Kilitli ? Nevşehir
İlgili Galeriye Git
banner134

 Kimsenin Kılı Kıpırdamadı

NEVŞEHİR(MHA) Nevşehir’in değerli alimlerinin kabirlerini birçok vatandaş bilmiyor. Her gün defalarca yanı başından geçtiğimiz, İslam Alimleri’nin ebedi istirahatgahlarının bakımsızlıkları dikkat çekiyor

Nevşehir’de yaşamış evliyalardan Hasan Dede Türbesi’nin çevresi duyarsız kişi veya kişilerce talan ediliyor. Özellikle gece bu alanı mekan edinen şahıslar etrafa bira şişelerini bırakarak manevi şahsiyetlere saygısızlıkta sınır tanımıyor.

Çevre sakinleri ise Belediye’nin burayı sürekli gözetim atında tutacak bir personel bulundurması için müracaatta bulunacaklarını belirtiyor. Ne Hasan Dede Türbesi ne de çevresindeki alimlerin kabirlerini ziyaret edenlerin yok denilecek kadar az olduğunu belirten Mehmet Tanrıverdi adlı vatandaş, “Nevşehir böyle değerli zatları çabuk unuttu. Kabirleri ziyaret edip bir Fatiha okuyan bile zor görülüyor” diye dert yandı

Hasan Dede Türbesi’nin hemen yanındaki kabirlerde ise, Nevşehir’in tanınmış din alimlerinin kabirleri bulunuyor.
Çokça bilinmediğinden olsa gerek yeterince ziyaret edilmeyen bu kabirlerde 1947 yılında vefat eden Kıratlı Hoca Hafız Ahmet Efendi,  14 Şubat 1952 yılında vefat eden Demir Hafız Hoca, 1964 yılında vefat eden Saatçi Hoca olarak bilinen İbrahim Kozan Hocaefendi’nin kabirleri bulunuyor.

Anadolu’da yetişen velîlerden. On sekizinci asırda Nevşehir’de yaşamıştır. Türbesi Nevşehir’de ziyâret mahallidir. Halk arasında meşhûr olup Hasan Baba ve Hasan Emmi diye de tanınır.

Halkın, tevekkülü, çalışkanlığı ve üstün ahlâkı ile çok sevdiği ve hürmet gösterdiği bir Velî idi. Sohbetleri ve güzel ahlâkı ile insanlara çok faydalı olmuştur. Gariplerin, yetimlerin ve hastaların yardımına koşar, onlara her yönden destek olurdu.
Menkıbeleri halk arasında çok yaygın olup, bazıları şöyle anlatılmıştır:

Bir gün dostlarından birisi vefât etmek üzere iken başında bulunup ona duâ etmişti. Hasta son anlarını yaşadığı sırada armut istemişti. Mevsim kıştı. Dışarıda şiddetli tipi vardı. O mevsimde armut bulmak mümkün değildi. Hastanın başında bulunan yakınları ne yapacaklarını şaşırarak, Hasan Dede’nin yüzüne bakışıp; “Bize yardımcı ol, ne yapalım, hastanın bu arzusunu yerine getiremeyeceğiz.” dediler. Hasan Dede çâresiz kalan ve çok üzülen bu insanlara; “Üzülmeyiniz, buluruz. Allahü teâlâ bir imkân ihsân eder. Biraz bekleyin.” diyerek dışarı çıktı. Kısa bir müddet sonra elinde küçük bir armut dalı ile içeri girdi. Armut dalı üzerinde yemyeşil tâze yapraklar ve olgunlaşmış sapsarı armutlar vardı. Sanki yaz mevsiminde dalından kırılmış gibi idi. Hastanın başında bulunanlar bu hâli görünce, bu işin Hasan Dede’nin bir kerâmeti olduğunu anladılar. Ona olan derin muhabbetleri ve gösterdiği yakın alâka hepsini ağlattı. Armutları verip, hastanın gönlünü hoş ettiler. Hasta kısa bir süre sonra vefât etti.

Hasan Dede kendi el emeği ile kazandığı helal yiyecekleri yer, buna çok dikkat ederdi. Bu sebeple kendi bağında, bahçesinde çalışırdı. Çalışmaları sırasında namaz vakti girince cemaati aslâ kaçırmaz, câmiye gider, cemâatle namaz kılardı. Namazdan sonra da halkın can kulağı ile dinlediği sohbetlerini yapar, yine işine dönerdi. Bir gün yine bir namaz vakti câmiye gelmişti. Bağını bellemek için kullandığı belini de yanında getirip câminin girişinde bir yere koydu. Namaza durdu. Bâzı kimseler cemâat namaza durunca Hasan Dede’nin belini kimse görmeden alıp minâreye sakladılar. Namaz bittikten sonra Hasan Dede hiç kimseye bir şey söylemeden minareye çıkıp belini aldı. Tebessüm ederek, güler yüzle bağına gitti. Onun bu güzel halleri, kimseyi incitmemesi, kırmaması, herkesin iyiliği için çalışması, çevresinde mükemmel bir örnek teşkil ederdi. Kabri üzerindeki tek kubbeli türbe on sekizinci asırda yapılmıştır. Türbesinin çevresi bir dinlenme parkı hâline getirilmiş ve ağaçlandırılmıştır.


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.
Avatar
Fikret Şanlıbaba - 3 yıl önce
Peygamber efendimiz kabirlerinizi yükseltmeyiniz ve başlarına yazı yazmayın diye emretmiştir. Umreye gidenler cennetül baki kabristanlıgını görmüştür 10.000 den fazla sahabe vardır ama ne bir yükseklik ne bir mermer ne de bir isim vardır. Çünkü tabi olduğumuz dinin peygamberi böyle emretmektedir. Insanlar ölür ve unutulur ölmeyen ve diri kalan da allahtır. Allah'a rağmen birilerini kıymetli kılmaya gerek yoktur islam türbeciliğe karşıdır Allah bilir ama en iyisi peygambere itaat edip bu türbeleri yıkmak gerekir ...
Avatar
Dostani - 3 yıl önce @Fikret Şanlıbaba
bu bakış açısına göre peygamber efendimizinde kabrini yıkmak gerekir
Avatar
Fiko Dede - 3 yıl önce
Allah Rasulü s.a.v.’in müminlere başka kimlerin şefaatçi olacağına dair beyanları vardır. Bunlar Kur’an-ı Kerim, hafızlar, melekler, şehitler, alimler, veliler, salih ameller ve çocuklardır. Kısaca bunlara değinelim.
Kur’an-ı Kerim: Kuran’ın şefaatiyle alakalı birkaç hadis-i şerif mevcuttur. Bunlardan biri şöyledir:
“Kur’an-ı Kerim’i okuyun. Çünkü Kur’an, onu okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim)
Hafızlar: Hz. Peygamber s.a.v., Kur’an’ı ezberleyen ve onunla amel eden hafızlara da ayrı bir değer vermiş, onların Allah’ın seçkin kulları olduklarını bildirmiştir. (İbn Mâce) Altı büyük hadis kaynağından Tirmizî’de kayıtlı bir hadis-i şerif şöyledir:
“Kim Kur’an’ı okur, ezberler, helal kıldığı şeyi helal kabul eder, haram kıldığı şeyi de haram kabul ederse, Allah o kimseyi cennete koyar. Ayrıca ailesinden cehennemlik olmuş on kişiye şefaatçi kılınır.”
Melekler: Melekler de, ahirette Allah’ın razı olduğu kimselere şefaat edeceklerdir. Onlar şefaat için emir almadıkça şefaatte bulunmazlar ve sadece müminlere şefaat ederler. Nitekim Allah Tealâ; “Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri ancak Allah’ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.” (Necm, 26) buyurmaktadır.
Şehitler: Hadis-i şeriflerden anlaşıldığına göre şehitlere de şefaat yetkisi verilecektir. Hz. Peygamber s.a.v., şöyle buyurmuştur: “Kıyamet günü üç grup şefaat edecektir: Peygamberler, alimler ve şehitler.” (İbn Mâce)
Bir diğer hadis de şöyledir: “Şehit, ailesinden yetmiş kişiye şefaat eder.” (Ebu Davud)
Müminler: Allah Rasulü s.a.v.’in şefaat yetkisinin bir kısmını ümmetinden veliler ve alimlere devredereceği ve onların da yakınlarına şefaat edebilecekleri hadisler ile sabittir. Bunlardan biri şöyledir:
“Ümmetimden bazıları var ki büyük bir cemaate, bazıları var ki bir kabileye, bazıları var ki bir gruba, bazıları da var ki tek bir kişiye şefaat eder ve cennete girmelerini sağlar.” (Tirmizî)
Yine aynı kaynakta geçen bir hadis-i şerife göre Efendimiz şöyle buyurmuştur:
“Bir adamın cehennem ateşine atılması için emir verilir. Giderken, dünyada susuzluğunu giderdiği adama rastlar, onu tanır ve; ‘Benim için şefaat etmeyecek misin?’ der. Adam; ‘Sen de kimsin?’ diye sorar. ‘Ben sana falan gün su içirmedim mi?’ diye hatırlatır. Öbürü onu tanır ve Allah nezdinde lehinde şefaatte bulunur. Adam da böylece geri çevrilir ve cennete gider.”
Ameller: Yapılan güzel bir amelin şefaat edeceğine dair Efendimiz s.a.v şöyle buyururlar:
“Kur’an ve oruç, kıyamet gününde kullara şefaatçi olur. Oruç der ki: ‘Ey Rabbim! Ben onu gündüzleri yemeden içmeden ve şehvetten alıkoydum. Bana şefaat hakkı ver.’ Kur’an der ki: ‘Ey Rabbim! Ben onu geceleri uyumaktan alıkoydum, bana şefaat hakkı ver.’ Böylece ikisi de şefaat eder.” (Ahmed ibn Hanbel, Heysemî)
Çocuklar: Allah Rasulü s.a.v. küçük yaşta ölen çocukların anne ve babalarına şefaatçi olacaklarını birçok hadiste müjdelemiştir. Bu meyanda bir hadis-i şerif şöyledir:
“Küçük yaşta ölen çocuğa, cennete gir, denir. Fakat o cennetin kapısında durur, huzursuz bir şekilde beklemeye başlar ve der ki; ‘Annemle babam yanımda olmadıkça girmem!’ O zaman meleklere: ‘Anne babasını da onunla birlikte cennete koyun.’ denir.” (Müslim, İbn Mâce)
Diğer bir hadis-i şerifte de: “Henüz ergenlik çağına ulaşmamış üç çocuğu ölen her müslümanı, Allah çocuklara olan rahmet ve şefkati sebebiyle cennete koyar.” (Buharî, Müslim) buyurulur.
Avatar
Nurcan Ekmekçi - 3 yıl önce
Peygamber Efendimizi sevip saygı gösterdigimiz gibi Allah dostlarini da sevip saymaliyiz.Fatiha okuyup dua etmeliyiz.Peygamber Efendimiz de kabristana gidip dua etmistir.Hasan dede turbesinin hali de icler acisi.su mubarek gunlerde biran evvel cevre duzeni yapilip bize tekrar kazandirilmasi gerekir.Daha once oldugu gibi gorevli de lazim.Bu konuya duyarl olan Fib Habere de cok tesekkur eferim
Avatar
milliyetci muhafezakar - 3 yıl önce
Türbe aşırı ilgi de yanlış sahabe mezarını vahhabiler gibi yıkmakda vahhabiler(suud vatandaşı hadisi kabul etmez) peygabbe itaat bana itaat gibi der rabbimiz
Avatar
nevşehirli garipden - 3 yıl önce
sayın fikret şanlı baba kardeşim türbeleri yıkmak gerekir diyorsunuz.ışid bu sözünüzü duydu galiba suriyede türbe yıkmaya devam ediyor..
Avatar
KENAL BÜYÜCÜYIKAR - 3 yıl önce
Para karşılığı Mıska yazıp büyü yapmak da tehlikeli. Asıl bu adamları yıkmak lazım. Birde meshepsizler var onlarda yıkılmalı .
Avatar
Hak yolcusu - 3 yıl önce
Fikret bey zaten dedikleriniz.vahhabilik anlayışı ile yapılmış ve yapılagelen eylemlerde.elhamdülillah memleketimizde ehli sünnet alimlerinin duası var o maya tutmaz.