banner177
banner195

Nevşehir de Eski Zaman Kışları ….

Nevşehir de eski zaman kışlarından aklımıza kalanları sizlerle paylaşmak istedik. Bir zamanlar, evlerde soba yakılır, kışın uzun gecelerinde masal anlatılırdı. Soğuk akşamların içlerimizi ısıtan sıcak sohbetleri yapılırdı...

Nevşehir de Eski Zaman Kışları ….

banner143
banner134
Nevşehir de eski zaman kışlarından aklımıza kalanları sizlerle paylaşmak istedik. Bir zamanlar, evlerde soba yakılır, kışın uzun gecelerinde masal anlatılırdı. Kışın pekmez ve kuru üzüm yenirdi, sobalarda patates, gözleme, öğrencilerin ellerinde leblebi ile bisküvi arası lokum…

Kış başkaydı eski zaman Nevşehirinde…


Sizde aklınıza gelen varsa bizlerle paylaşın özlem giderelim o günlerden …

Elbette soğuk ve içi ıslak ayakkabılarla kartopu oynardık kardan adam yapıp kayar, sapatla kuş avına çıkardık…

Çocuk olmamıza rağmen Evde hergün soba derdi olurdu. Yazın binbir emekle içeri taşınan kömürler odunlar bu kez soba kovalarına yedeklenirdi…Bir önemli dip not şuan evinde sobası olan varsa kahrını çektiğiniz sobaların şimdi keyfini doyasıya yaşayın sonra çok ama çok özleyeceksiniz...
Üzerinde tıs tıs sesleri ile Güğüm o soğuk akşamlarında banyo yapardık o güğümdeki suyla…
Sonrasında çıtır çıtır üzüm bağ çubukları ile tutuşan odunların sesleri ile odanın tavanı kızıla çalar o tatlı renk cümbüşü asla unutulmazdı.
Eve gelince soba başında kedimiz bizden önce kenarına kurulmuş mırıldanıyordu keyiften… O Pazar akşamları TRT ekranlarında spor programları maçların keyfi başkaydı…Rıdvan, Aykut, Oğuzlar, Metin, Ali, Feyyazlar, Dobi Hasan, İskender, Hamdiler, Prekazi, Simoviç, Tanjular…
Sonra sokak aralarında boş arsa ve arazilerde mahalle maçları …
Balkondan anaların isimlerimizi çağırıp haydi babanız geldi doğru eve…
Kar kış soğuk dinlemezdik ama annelerimizi aşırı sevgiden babamızı biraz korku ve saygıdan hiç incitmezdik…
Büyüklere çok büyük bir Saygı vardı o günlerde….Onların önünden geçemezdik yanlarında ayak sallayıp uzatamaz hele hele asla yatamazdık. Elimizde havlu ile beklerdik lavabodan çıkışını.
 
Hergün biri gelirdi yada biz giderdik konu komşu akraba eş dost sohbetlerle geçerdi kışın o uzun geceleri.
 
Açıkcası;
 
Eskiden...
 
Çember çevrilir,
Su musluktan içilir,
Ağaçlara tırmanılırdı.
 
Bebekler bezden,
Silahlar tahtadan,
Resimler kömür karasından yapılırdı.
 
Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin
İsimleri konulur,
Saatli maarif takvimi okunurdu.
 
Komşuda pişen
Bize...
Bizde pişen komşuya düşerdi.
 
Geceler ayaz,
Sokaklar karanlık,
Yıldızlar parlak olurdu.
 
Turşu, salça, mantı
Evde yapılır,
Karpuz kuyuda soğutulurdu.
 
Erik ağacının çiçeği,
Pencere camımıza yaslanır,
Güz yaprakları bahçemize düşerdi.
 
Kardan adam yapılır,
Evlerde soba yakılır,
Kış gecelerinde masal anlatılırdı.
 
Merdiven çıkılır,
Aidat ödenmez,
Yönetici seçilmezdi.
 
Evler badanalı,
Sokaklar lambasız,
Mahalleler bekçili olurdu.
 
Ajans radyodan dinlenir,
Siyah beyaz tek kanlı TRt ile istiklal marşı ile açılır kapanırdı ekranlar ara sıra abdurrahman efendi türküsü ve simgesiyle,
Yine Çizgi roman okunur,
Defterlere kenar süsü yapılırdı.
 
Hayat,
"Arkası Yarın" gibiydi,
Kesintisizdi.
 
Her gün yaşanacak bir şey vardı.
Herkes kendi düşünü kurar,
Kendi hayatını oynardı.
 
ŞİMDİ
 
Şimdi,
Herkes
Yoğun,
Yorgun
Ve
Tek başına...

Mustafa Okumuş'tan gelen güzel bir yazı:
Çocukken bir oda sıcak olurdu evimizde. Tüm aile o odaya sığışırdık. Kömür sobası kokusu, sıcak ve mayışıklık… Ardından göz kapakları ağır ağır sıcağa teslim olurdu. Sıcağın getirdiği uykuyu bozan fokur fokur kaynayan çaydanlık… Mis gibi, burunlara dolan kestane bazen patates…

Soba sıcağı sevgili gibidir çoğu zaman. Yakınken sizi tüm sıcaklığıyla ısıtır, uzakken ise sıcaklığına hasret kalınır. Soba çocukluk aşkımızdı, yanından hiç ayrılmak istemediğimiz. Sokakta kış soğuğunda koşturduktan sonra eve girmenin belki en keyifli yanıydı soba. Konforlu değildi, meşakatliydi soba memnun etmek. Gel gör ki tüm bu nazları ondan vazgeçmek için bir neden değildi hiçbir zaman.

Soba çocukluğumuzu hatırlatan o kocaman evimizin demirbaşıydı. Hep aynıydı yeri, hiç değiştirmez, kımıldamazdı yerinden.

O bırakmadı belki, gitmedi ama biz onu bıraktık, tıpkı çocukluğumuz gibi.


Mustafa Okumuş

Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15
Yükleniyor...

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.
Avatar
Bayram Ulkat - 4 yıl önce
bizim evimiz camiatik mah. başçeşmedeydi. kemer bir odamız vardı iskembeye sokulur kara naciye'nin metelini dinlerdik. (kara naciye komşu kadındır) fib haber arada bir nostalji yapıyorsunuzya çok güzel oluyor teşekkürlür.( yorum yaparken sayfa gidiyor yeniden yazmak durumunda kalıyorumya çok sinirleniyorum. sizdenmi internettenmi bilemem)
Avatar
uysal - 4 yıl önce @Bayram Ulkat
bayram bey demek ki yavaş yazıyorsunuz site otomatik 8 dakikada bir yenilenir :))
Avatar
Karahasanli kasabasi - 2 yıl önce
Sobanin üstunde kizartilan yufka ekmek ustune tulum pendiri bide yag varsa cay mis gibi bulgur pilavi bugdaydan yapilan govurga hepsi ni arar olduk