Kadınlar, artan yoksulluk, güvencesizlik ve şiddete karşı eşitlik ve özgürlük talepleriyle 8 Mart’ta alanlara çıkıyor.
Sevgili Kadınlar, Değerli Basın Emekçileri,
Emeğimizin sömürülmesine, görünmez kılınmasına, ayrımcılığa; her türden baskıya ve şiddete karşı direnişi simgeleyen bir mücadele günü 8 Mart. 169 yıl önce New York'ta tekstil işçisi kadınlar günde yirmi saat süren ağır çalışma koşullarına rağmen düşük ücret almaya karşı çıkarak örgütlü ilk kadın grevini gerçekleştirdi. Bu greve polis saldırdı. İşçiler fabrikaya kilitlendi. Ardından çıkan yangında fabrika önüne kurulan barikatlardan kaçamayan 129 kadın hayatını kaybetti. (DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ)
Dünyada ve ülkede yaşanan tüm krizlerin bedeli önce kadınlara ödetilmeye çalışılıyor. Neo-liberal politikalar en çok kadınları etkiliyor. Kadınlar sermayenin çıkarına ucuz işgücü olarak, düşük ücret, yarı haklar ile emek pazarına dâhil edilmeye çalışılırken, devletin kamu hizmetlerini tasfiyesini “iş ve aile uyumunu sağlama” gibi bir kılıfa sokması en çok bize, kadınlara zarar veriyor. Esnek, kısmi/yarı zamanlı ve evden çalışma bir seçenekmiş gibi sunuluyor. Kadınların hane içinde bakımı, ev içindeki ücretsiz emeği aksatmadan istihdama dâhil edilebilmesi sağlanmaya çalışılıyor; yani bize ataerki ile kapitalizmin çıkarlarını kesiştiren bir çalışma alanı yaratılıyor.
Sevgili Kadınlar, Değerli Basın Emekçileri,
Ekonomisinin 23 yıldır büyüdüğüyle övünen devlet, bir kriz yanılsaması yaratarak kamusal hizmet kapsamında olması gereken sorumluluklarından çekiliyor. Kreşler, yaşlı-gündüz bakım evleri gibi kamusal bakım hizmetleri tasfiye ediliyor. Teşviklerle sermayenin insafına bırakılan özel kreş ve bakımevleri kadınların yüzde 69’unun asgari ücret ve altında çalıştığı koşullarda kadın istihdamının önünde bir engel olarak duruyor.
Kadınlara en az üç çocuk doğurun diyen AKP iktidarı her fırsatta kadını çalışma yaşamının dışına itecek saldırıları müjde gibi sunmaya devam ediyor. Yarı zamanlı çalışma her ne kadar ebeveyn izni gibi sunulsa da bu izni öncelikle kadınların kullanmak zorunda olacağını biliyoruz; yarı zamanlı çalışma esnek çalışmadır ve hem kadının yükünü artırır hem de emeklilik, kıdem ilerlemesi gibi haklarının gasp eder. Bir kez daha hatırlatıyoruz; kreş açmak devletin sorumluluğudur. Çözüm yarı zamanlı çalışma değil iş yerlerine sayı kısıtlaması olmaksızın ücretsiz kreş açılmasıdır! ( UCUZ İŞ GÜCÜ OLMYACAĞIZ)
Türkiye’de kadın işsizliği yüzde 45’lere ulaştı. Yoksulluk, barınma, beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı için eğitimin dışına itilen yüz binlerce kız çocuğu eğitim hakkından faydalanamıyor.
Değerli Basın Emekçileri,
İSİG verilerine göre iş yerlerinde işçi güvenliği ve sağlığına yönelik tedbirlerin alınmadığı için iş cinayetlerinde 13 kız çocuğu, çocuk işçi katledildi. Dilovası’nda Ravive Kozmetik’teki yangında hiçbir önlem alınmadığı için adeta göz göre göre katledilen üçü çocuk yedi işçiyi unutmadık, unutturmayacağız!
Sevgili Kadınlar, Değerli Basın Emekçileri,
Günde en az 3 kadın katlediliyor. Türkiye’de aynı gün içinde, 6 kadın katledildi. 2026’nın ilk ayında 22 kadın öldürüldü; 14 kadının ölümü ise kayıtlara 'şüpheli' olarak geçti. Bu cinayetler bir ihlale, politika boşluğuna ve sistematik cezasızlığa işaret ediyor. Cezasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle failler kadınlar için tehdit olmaya devam ediyor. İstanbul Sözleşmesi'nden hukuksuzca çıkılması, 6284 Sayılı Kanun'un etkisiz hale getirilmesinin yanında. Siyasi İslam dayatması kadınların kamusal hayattan çekilmesini ve kadınlar için yaşamsal olan laikliği hedefe koyuyor.Laiklik, kadınların yaşam ve eşitlik güvencesidir. Devletin ve hukukun dinselleştirilmesi, patriarkal düzeni güçlendirirken kadınları hem kamusal alandan hem de emek süreçlerinden dışlamayı hedefler. “Kutsal aile” söylemiyle kadın emeğini görünmez ve karşılıksız kılmak isteyen bu düzene karşı laikliği savunmak, aynı zamanda kadınların ekonomik ve toplumsal özgürlüğünü savunmaktır. Laiklik olmadan eşitlik, eşitlik olmadan özgürlük olmaz. ( KADINLAR YÜRÜYOR MÜCADELE BÜYÜYOR)
Sevgili Kadınlar, Değerli Basın Emekçileri,
Dünyada ve bölgemizde devam eden savaşlar, çatışmalar ekonomik ve toplumsal krizleri derinleştiriyor. Bu koşullarda, emekçiler, halklar ve kadınların içinde bulunduğu şartlar daha da ağırlaşıyor.
Çatışmadan sonra geçiş süreçlerinde de kadınların hedefe alındığını görüyoruz.Afganistan'ın kölelik hükümlerine yer veren ceza yasası, kız çocukların eğitiminin yasaklanması, dans etmenin ve dans edenleri izlemenin suç sayılması, Suriye’de Lazkiye Valiliği’nin kamuda çalışan kadınlara makyaj yasağı, Şam kırsalındaki El-Tel Belediye Meclisi’nin kadın giyim mağazalarında erkeklerin çalışmasını yasaklaması.Tüm bu saldırılar karşısında; Afganistan’da kadınlar eğitime erişim yasaklarını protesto ederken diğer taraftan evlerde gönüllü eğitim grupları oluşturuyor.Dünyanın tüm kadınlarıyla ne kadar haklı olduklarını gösteriyor. ( BEDENİMİZ BİZİMDİRKARAR BİZİMDİR)
Anayasa'yı, temel hak ve özgürlükleri askıya alan iktidar, en küçük hak arama taleplerimizi bile baskı, gözaltı ve tutuklamalarla engellenmeye çalışıyor.
Bunları kabul etmiyor, tüm kadınları barış mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.
Sevgili Kadınlar, Değerli Basın Emekçileri,
Patriarkal kapitalizmin, hayatlarımızı zapturapt almaya çalışan iktidarların saldırıları karşısında kadın emekçilerin örgütlü mücadelesi de sürüyor. Dünyada ve Türkiye'de kadınlar kazanılmış haklarına dönük saldırılar karşısında susmayacağını, korkmayacağını, itaat etmeyeceğini ve hakları için ne pahasına olursa olsun mücadele etmeyi sürdüreceğini haykırıyor.
Bizler kadın mücadelesine dönük tüm baskı ve şiddet politikalarının dönemsel değil stratejik, sistemik olduğunun farkındayız. Örgütlenerek bir öz güce ulaşan kadınlar olarak, birbirimizden öğrenerek, dayanışarak bu karanlığı aşacağımızı biliyoruz. ( SUSMUYORUZ KORKMUYORUZ İTAAT ETMİYORUZ)
Bu 8 Mart'ta da tüm emekçi kadınlar YOKSULLUĞA, ŞİDDETE, GÜVENCESİZLİĞE KARŞIBARIŞ, LAİKLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ BÜYÜTÜYORUZ!şiarı ile işyerlerimizde, alanlarda, yaşadığımız her yerde mücadele etmeye, eşitlik, özgürlük, emek, hak, adalet, barış ve laiklik için yıllardır verdiğimiz mücadeleye omuz vermeye çağırıyoruz.
Sevgili Kadınlar, Değerli Basın Emekçileri,
İstanbul Sözleşmesi ve 6284 Sayılı Yasa'nın etkin bir şekilde uygulanması, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için ALANLARDAYIZ!
Güvenceli iş, güvenli gelecek demek için, insanca yaşamaya yetecek ücret için ALANLARDAYIZ!
Kadın yoksulluğunu derinleştiren politikalara son verilmesi, kadın istihdamını artıracak sosyal politikaların hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ!
Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılığın son bulması, esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine karşı sözümüzü örgütlemek için ALANLARDAYIZ!
ILO'nun İşyerinde Taciz ve Şiddeti Önlemeye yönelik 190 sayılı Sözleşmesinin onaylanması için ALANLARDAYIZ!
Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyet sağlanması için ALANLARDAYIZ!
Kadın istihdamının önündeki engellerden olan çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımının kamusal hizmet olarak sunulması, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikaların yapılması ve hayata geçirilmesi için ALANLARDAYIZ!
8 Mart'ın kadınlar için ücretli izin günü sayılması için ALANLARDAYIZ!
Eşit ve özgür olduğumuz, sömürünün baskının ortadan kaldırıldığı bir gelecek için ALANLARDAYIZ!
Hayatlarımıza sahip çıkmak için ALANLARDAYIZ!
Savaş ve işgal politikalarına geçit vermemek için, barış içinde bir arada yaşamak için ALANLARDAYIZ!
Demokratik ve laik bir ülke için ALANLARDAYIZ!
Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için ALANLARDAYIZ!
Doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için ALANLARDAYIZ!
Tüm kadınları, gökkuşağı gibi tüm renklerimizle bir arada olmaya, haklarımıza ve yaşamlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Evde, işte, tarlada emeği ve hakları için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart Kadınların Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Gününü kutluyoruz.
Ceren DANACI
Kapadokya Demokratik
Kadın Platformu Adına












