Çocukluğumuzda nelere üzülürdük ? Hatırlayabilen var mı ?
Oyuncağımızın olmayışına mı ?
Belki sakızımız yoktu yada şekerimiz..
Dışarı çıkmamız için annemiz izin vermediğinde de üzülürdük..
Annem ödev için kullanılan plastik fasulyeleri almak yerine , normal fasulyeler kullan dediğinde üzülmüştüm ..
Sonrasında büyüdük..

Ya şimdi ..

Hasta yatan komşuya üzülüyormuyuz , huzur evinde kalan ihtiyarlara, yurtlardaki çocuklara, evine ekmek götüremeyen babaya, , arkadaşın biten evliliğine , ezdiğimiz karıncalara...

Hergün tv de seyrettiğimiz ölümlere.. Kör kurşuna giden geline , bomba yüzünde ölen çocuklara..
Aldattıklarımıza , aldanışımıza .. İhanetlere.. hangisine..

Hangi acı uzun süre içimizde yaşıyor.. Felaketler, ölümler, kayıplar, ayrılıklar , yaptığımız hatalar, günahlarımız, utançlarımız , sorumsuzluğumuzdan kaynaklanan sıkıntılar..

Şimdi daha mı güçlüyüz , yoksa alıştıkmı .. Alışmak bu mu ..

Nerden çıktı bu yazı diye içinden geçirenlerin merakını gidereyim.. Akşam bir kaç arkadaş bunu konuşuyorduk.Sabah, Bursa da, selden kaynaklı felaketi düşünürken ve sayın uludağ’ın alıntı yaptığı yazıdaki cümle itti beni bunları yazmaya..

Yazarını bilmiyorum , yazı aynen şöyle..

Bursa Terminal...
Şehrin prestij mekanı, Bursa’nın vitrini, trilyonlar harcandı, şimdi yarı beline kadar suda...
Okullar tatil, niye, giriş ve alt katlar havuz, yüzlerce, ev, işyeri ve hatta fabrika evveli geceden beri sulak alan.
Sadece merak benimki,
‘Ben ne ettim’ diyen bir mühendis, bir müteahhit, bir belediyeci, bir bürokrat, bir vatan evladı var mıdır haberleri izlerken?

Evet yazı bu , peki kimin canı yandı ...

Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa onun hesabı benden sorulur diye üzülen, Hz. Ömer gibi bir örnek varken önümüzde.. kimin canı yanıyor..

Bir Hz.Ömer olmak zor bunu biliyorum , ama hepimizin bu hayatta sorumlulukları var.. Topluma karşı ,çevremize ,ailemize, kendimize ve Allah’a karşı ..

Bir mülki amirin dışarda köüaltında yatan bir çocuk için bağrı yanmadığı , hemen koşmadığı , birileri birilerini öldürüken orda görev yapan bir polis memurunun dövümediği , dışarda aylak aylak gezen çocuğu kazanamadığı için eğitimcilerin canı yanmadığı sürece düzelemeyeceğiz.Bunlar binlerce örnekten sadece bir kaçı ..

Esas problem şu ki uyuyoruz millet olarak . Her şey sıradan ve normal olmaya başladı.. Doğumda , ölümde, kayıpta kazançta,utançta.. herşey..

Eğer alışmak ise bu , bizi çevremizde olan şeylere karşı duyarsızlaştırıyorsa , mücadele etmemizi engelliyor bizi ümitsizliğe savuruyor , sorumsuzlaştırıyorsa ... başlı başına bir felaketin ortasındayız..

Bu, çoğu zaman göremediğimiz ama hep yanında durduğumuz bir tehlike ve insanlığımızı kaybetmenin eşiğindeyiz..
 
Züleyha UYSAL
Psikolojik Danışman ve Reh. Öğrt.