Genel

Biçer: “Emperyalizmin Son Hedefi: İran”

Av. Mehmet Biçer, “Emperyalizmin Son Hedefi: İran” başlıklı yazısında ele aldı.

Mazlumun kimliğine ve kişiliğine bakmadan, amasız fakatsız, zalimin ve zulmünün karşısında durmak insan olmanın gereğidir.

ABD, on yıllardır yaptığı gibi yine Atlantik'in öte yakasından kalkıp bölgedeki ileri karakolu İsrail ile birlikte Ortadoğu'yu dizayn etmeye kalkışmakta, komşumuz İran'a saldırmaktadır.

Bir deyim vardır; köyde aşiret davası güdülür, şehre gidince de köy davası güdülür. Konu yaşadığımız Ortadoğu coğrafyası ve saldırgan da okyanusun öte ucundan burnumuzun dibine gelen emperyalist ABD olunca, elbette biz de Ortadoğu davası güderiz. Ve "defol Yanki!" deriz.

Dünyada bu kadar askerî ve ekonomik güce sahip olmak insanlık için büyük bir tehdittir. ABD'nin Afganistan, Irak, Libya ve Suriye'ye yönelik operasyonlarında, İsrail'in Filistin topraklarını işgalinde ve Gazze halkına yönelik soykırımında olduğu gibi bugün de İran'a yönelik ortak saldırılarında görüyoruz ki böyle bir güç karşısında Birleşmiş Milletler, Güvenlik Konseyi, İslam ülkelerinin içi boşaltılmış karton kuruluşları, uluslararası toplum, diplomasi tamamen işlevsiz ve anlamsız kalıyor.

Emperyal bir gücün saldırısı karşısında İran ve halkı, kaderlerine terk edilmiş hâlde, tek başına hayatta kalma ve onurlarını koruma mücadelesi veriyorlar.

Dünya tarihi bir yönü ile devletlerin ve savaşların tarihi, diğer yönüyle insanların ve acıların tarihidir. Çünkü devletler savaş ilan eder ama insanlar acı çeker ve ölür.

Savaşın ahlakı olmaz. Hele ki saldırı niteliğindeki savaş baştan aşağı ahlaksızlıktır. Bu nedenle her zaman kendisine meşruiyet arar. Aşağılık çıkarlarını kimi zaman demokrasi, barış, adalet, özgürlük, refah vaadi ile kamufle etmeye çalışır, kimi zaman da vaat edilmiş topraklar, Armageddon, kurtarıcı Mesih gibi halüsinasyonlarla parlatır ve pazarlar. Temelinde yatan amaç ise hiç değişmez; daha fazla güç, daha fazla hâkimiyet alanı, daha fazla sömürü...

On yıllardır bölgemizde yaşanan ABD merkezli emperyalist operasyonların temelinde ABD ve Çin arasındaki ekonomik ve askeri güç mücadelesi ve gittikçe yaklaşan sıcak çatışma ihtimali vardır. Her iki süper güç de nihai sıcak çatışma öncesinde Orta Asya ve Ortadoğudaki çıkar alanlarını koruma, genişletme ve tahkim etme derdindeler. Bu bölgedeki güç mücadelesi belli bir dengeye oturuncaya kadar ya da bir süper güç, diğerini saf dışı bırakıncaya kadar kriz, kaos, işgal ve savaş biteceğe benzemiyor.

Eğer devletler ve insanlık, tarih boyunca savaş, yıkım, acı, gözyaşı ve ölüm üreten bu paradigmayı değiştirmezse, insanlık buzul çağından sonra en büyük yok oluş riskinin eşiğindedir. Gücü değil, hakkı ve insanı merkeze alan yeni bir anlayış inşa edilebilirse işte o zaman barışın, adaletin, özgürlüğün, sevginin ve merhametin hâkim olduğu bir dünya hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşebilir.

Ne olacağını bekleyip göreceğiz...

02.03.2026

Mehmet BİÇER