2026 yılında Hicri takvimin ikinci ayı olan Safer ayı, 15 Temmuz Çarşamba günü (bugün) başladı ve 13 Ağustos Perşembe akşamı sona erecek.

FİB Haber köşe yazarı, İlahiyatçı Araştırmacı Yazar Hüsrev Öndegelen, Safer ayı ile ilgili toplumda sıkça sorulan ve zaman zaman yanlış bilgilerle gündeme gelen konulara açıklık getirdi.

Safer Ayı Uğursuz mu? Hüsrev Öndegelen Tüm Soruları Cevapladı

Öndegelen, yazısında şu sorulara cevap verdi:

  • Safer ayı gerçekten bela ve musibet ayı mıdır?
  • Belaların Safer ayında birinci kat semaya indiği iddiası doğru mudur?
  • Peygamber Efendimiz (SAV), Safer ayına atfedilen uğursuzluk hakkında ne buyurmuştur?
  • Bu aya özel okunacak bir dua veya kılınacak bir namaz var mıdır?
  • Belli ayları bela ve musibet ayı olarak ilan etmek dinen doğru mudur?

"Safer Ayının Bela ve Musibet Ayı Olduğu İnancı Hurafedir"

Hüsrev Öndegelen, Safer ayının uğursuz kabul edilmesinin İslam'dan değil, cahiliye döneminden kalan yanlış bir inanış olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:

"Safer ayının uğursuz olduğu ve bu ayda bela ve musibetlerin çokça meydana geldiği şeklindeki anlayış cahiliye dönemine ait olup dinimizde yeri yoktur. Dolayısıyla böyle bir anlayış hurafedir. Bu ayın diğer aylardan hiçbir farkı yoktur."

Öndegelen, Din İşleri Yüksek Kurulu'nun da bu konuda açık görüş ortaya koyduğunu belirterek, Hz. Peygamber'in (SAV) "Safer ayında uğursuzluk yoktur." (Buhârî, Tıb, 19) hadisini hatırlattı.

Peygamberimiz (SAV) Uğursuzluk İnancını Reddetti

Yazıda, cahiliye Araplarının Safer ayını uğursuz kabul ettiği ve bu ayda umre yapmayı dahi günah saydığı ifade edilirken, Resûlullah'ın (SAV) bu anlayışı ortadan kaldırdığına dikkat çekildi.

Öndegelen, şu hadisi örnek gösterdi:

"Umre her zaman helâldir." (Buhârî, Kitâbu'l-Hac)

Ayrıca halk arasında hâlâ görülen;

  • Safer ayında kıyılan nikâhların uzun sürmeyeceği,
  • Bu ayda başlanan işlerin başarısız olacağı,
  • Yapılan yatırımların bereketsiz olacağı

şeklindeki inanışların da İslam'da hiçbir dayanağının bulunmadığını vurguladı.

Hz. Peygamber'in (SAV);

"Hastalığın kendiliğinden sirayeti yoktur; uğursuzluk ve baykuş ötüşünün olumsuz etkisi yoktur; Safer ayının hayır ve şerle bir alâkası yoktur; bunlar cahiliye hurafeleridir." (Buhârî, Kitâbu't-Tıp)

buyurarak bu tür batıl inanışları reddettiğini ifade etti.

Safer Ayına Özel Dua ve Namaz Yok

Öndegelen, toplumda sıkça dile getirilen "Safer ayının son çarşambasında özel namaz kılınır", "Safer duası okunur" gibi söylemlerin de dinî bir dayanağının bulunmadığını belirtti.

Din İşleri Yüksek Kurulu'nun görüşüne yer veren Öndegelen, Safer ayına özel okunması gereken herhangi bir dua, kılınması gereken özel bir namaz veya tutulması gereken özel bir oruç bulunmadığını ifade etti.

Bununla birlikte, Peygamber Efendimizin (SAV) her ay uyguladığı pazartesi-perşembe oruçları veya eyyâm-ı bîd (ayın ortasındaki üç gün) oruçlarının Safer ayında da tutulabileceğini, ancak bunun Safer ayına özel bir ibadet olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

"Belli Ayları Bela ve Musibet Ayı Olarak İlan Etmek Doğru Değildir"

Yazısının sonunda önemli bir uyarıda bulunan Hüsrev Öndegelen, İslam'da bazı ay, gün ve gecelerin ibadet açısından faziletli olduğunun kabul edildiğini; ancak herhangi bir zaman diliminin "bela ve musibet ayı" ilan edilmesinin doğru olmadığını ifade etti.

Öndegelen, şu değerlendirmeyle yazısını tamamladı:

"İslamiyet'te hürmet duyulan ve belli ibadetler için tahsis edilen aylar, günler ve geceler bulunmakla beraber; afetler, musibetler ve semavî belâlar için tahsis edilmiş belirli bir zaman diliminden söz etmek mümkün değildir. Bizim dikkat etmemiz gereken husus; Rabbimizin bize ihsan ettiği kıymetli zamanı en iyi şekilde değerlendirmek, zihnimizi ve fikrimizi boş ve lüzumsuz hurafelerle doldurmamaktır."

İlahiyatçı Araştırmacı Yazar Hüsrev Öndegelen, Safer ayı ile ilgili doğru dinî bilgilerin öğrenilmesinin, toplumda yaygın olan batıl inanışların ortadan kaldırılması açısından büyük önem taşıdığını belirtti.