İLERİ GÖRÜŞLÜ MUHTAR

Erciyes Baba'nın doruğu buz örtülü; güneş doğarken kızarır.

Sanki buz değil de yanardağ lavı...

Sultan Sazlığı-Yay Gölü'ne bakan köyler her sabah bu görünümle uyanırlar.

Önlerinde sonsuz bir ufuk...

Buğu buğu tüter ortam. Sindelhöyük vardır ilerde, hasırı, berdi yastığı ünlü...

Mülki Yönetime göre Yeşilhisar' a bağlı olsalar da alışverişte Develi'ye gidip gelir köylüler. Yavaş Kumu'nu geçtin mi Dörtyol, sonra Soysallı kaynakları...Erciyes'e yağan bol karlar bu gözelerden çağıl çağıl akar. İnsanın, cümle hayvanatın, nebatatın kurtarıcısı olur.

Damsa Çayı Havzasını Erciyes çevresi çukurluklarından ayıran Topuz Dağı-Tekke Dağı yükseltileriniin tüm koyaklarında, İncesu ile Yeşilhisar ve köylerinin sırtına dayandığı volkanik tüf yereylerde , yer yer kolay ulaşılmayan dulda girintilerinde kaya oyma mağaralar vardır. 1071’lere, 1924’lere değin bölgenin gayriislam inançlı halkının tapınak ortaçlarıdır bu insan eseri oyuklar. Bazıları boyağı solmamış fresklerle dikkat çeker. Herbir freskte İncil’den alınmış sahneler işlenmiştir.

..........................

'' Örtmeniim, sen gittikten sonra neler neler oldu bu koyde . ''

Öğretmen İzzet iki aydır yaz dinlencesinde, memleketi Aksaray'da idi. Köyde aile sayısı yıldan yıla azalıyordu. Kayseri'ye, Mersin'e giden gidene...Ol nedenle öğrenci sayısı da azalmıştı. Artık yeni öğrenci kaydı da yoktu. Beşinci sınıftan 6 öğrencisine diploma verip okulu kapatacaktı.

'' Duydum. Muhtarınız sizlere ömür. ''

'' Develi'ye gidiyormuş. Gayseri'den tren geliyormuş. Geçerim o gelmeden diyi raylara sürmüş gamyonetini. Orda isdop itmiş. Çalışdıramamış. Gendini dışarı atmayı da düşünmemiş. Tren çarpınca ne araba galmış, ne mıhdar. ''

'' Gazetede okudum. Allah rahmet eylesin. Başsağlığına giderim evine. ''

'' Ne evi örtmenim. Öldükden bi hafta soona garısı çocuhlarını aldığı gibi Adana'ya goçitdi.''

İzzet öğretmen okulun önünde, gölgede, çocuklarla görüşüyor.

Okul onarılmıyor. İlçe Eğitim Müdürlüğü gerekli görmüyor. Yıprak bir yapı. 1930'larda köylü imeceyle yapmış...Bu ders yılınınn sonunda kapanacak. İlerde belki ağıl, ahır olarak bir işe yarar.

'' Örtmenim, mıhdarın günahı çoğudu valla. ''

'' Ne yaptıydı ki ! ''

'' Sen gidinci , hemen topladı bizi. Herkes evindeki baltayı, gazmayı, nacağı alıp gelsin didi. ''

'' Ne yapılacak onlarla. ''

'' Bilmiyorduk. Gaya oyma damlarda resimli kiliseler var ya. Hep birlikte yörüdük. Orda bize didi ki : Herkes var guvvetiyle, sıhı dutsun nacağın, paltanın sapını, gordüğü resimlere indirsin. Bozup dağıtsın. ''

'' Aman, neler demiş böyle ! ''

'' Hani örtmenim sen didiydin ya bu resimler bi hazine...Onlar için kötü sözler söyledi mıhdar. Bunlar sağlam galdıhca gavırlar gelip buraları elimizden alacahmış. Evlerimize de girip oturacahlarmış. Onlar bizim dinimizden değilmiş. Kafirmiş. İbadetleri da günahmış.''

İzzet Öğretmen konuşan öğrenciye bakakaldı.

'' Biz gıyamadıh bozmıya. Gözel boyahlı resimler. Sen anlatdıydın. Hazreti Meryem, Hazreti İsa diyi. İşde onları vurup gavlatmah isdemedik biz. Gelip gafamıza şaplah attı, dövdü bizi. ''

Bir çocuk anlatmayı sürdürdü.

'' Didi ki, ha gayret. Tertemiz idin bu gaya oyma damı. Tek bi resim galmasın ! ''

'' Babalarınızın haberi yok muydu siz bunları yaparken. ''

'' Örtmenim, herkes tarlada tapanda, bağda bağçada. Kime nasıl haber virecehdik ki ! ''

Bir çocuk da suçlu suçlu konuştu.

'' Hepimiz suç işledik örtmenim. Hata itdik. ''

'' Sonra ne oldu. ? ''

Eylül ortası sıcağında İzzet Öğretmen üzüntüden sıkıntıdan terlemiş, bus bus bunalmıştı.

'' Örtmenim, soona bizi baggal emminin dükkanına gotürdü. Herbirimize ikişer pisküvit dağıtdı. Soona birer de lohum...Arasına goyun pisküvitin, basdırın didi. ''

....................

Çocukların ağzı tadlanmıştı lokumlu sandviçle. Susadılar, çeşmeden su içtiler.

Artık ''gavurlar gelip de kiliselerinin olmadığını görünce işgalden vazgeçip geri döneceklerdi.''

Sultan Sazlığı-Yay Gölüne bakan köyler kurtulmuştu.

----------------------

6 Mart 2026. Ürgüp