İYİ KOMŞULUK NEREDE , VAR MI ?
'' Komşularınızı tanıyın ! Bağlantı kurun, kahvaltıya davet edin. Sevinçli günlerinde, üzüntülü günlerinde yanlarında olun. ''
İlkokul Yurttaşlık Bilgisi kitabımızda vardır bu bilgiler.
Eskiden adabı muaşeret derdik; görgü kuralları... bilinir.
Bilinir de her şeyden önce komşu hakkına saygı gerekir.
Belki 50 yıl oldu, bir gazetenin karikatürü belleğimden çıkmıyor. Adam gazetesini okurken, hanımına sesleniyor: '' Bizim üst komşu ölmüş. ''
Apartman yaşamında gettolar vardır. Yan komşu, alt, üst komşu tanınmaz. İlişkiler zayıftır. Televizyon kanallarının artması, internet, akıllı cep telefonu insanları içine kapanık duruma getirdi. Kimse kimseye ilgi göstermiyor artık.
Üniversite öğretim görevlisi Selim Pınarbaşı diyor ki : '' Eskiden ödev yapmada zorlanan çocuklar yanıma gelirdi, birlikte çalışırdık o konuya. 10 yıl var ki, benden tek bir istekte bulunan, ödevi için yardım isteyen çıkmadı. ''
Selim Öğretmenim, herkes artık yapay zekayı kullanıyor; herkeste akılı telefon var.
.........................
Gacırtı, gucurtu, gacırtı, gucurtu...
PTT memuru İlyas Bey duvarlara vuruyor yumruğunu , aldıran kim ?
Yukarıya doğru yüksek desibel bağırıyor.
'' Yeter ulan, yeter ! Burası ahır değil, bir aile yaşıyor. Bıktık usandık. Kesin şu gıcırtıyı, gacırtıyı. ''
Dinleyen kim...
İlyas Bey yorgun gidiyor görevine. Gece hiç uyuyamamış.
'' Böyle üst komşu olacağını bilseydim, almazdım bu daireyi. ''
Site yönetimine kaç kez duyurdu. Aldıran yok. Uyarıları dikkate alan yok.
'' Çıkıp doğrudan bildirseniz ''.
'' Biz eskiden mesken masuniyeti derdik. Konut dokunulmazlığı...Yanlış anlaşılır, baskına geldiğimizi düşünürler. ''
Gacırtı, gucurtu sürüyor.
Lise öğretmeni Selçuk Bey de şikayetçi.
'' Sabahın erken saatlerinde başlıyorlar. Evin içinde kabaralı, nalçalı kunduralarla mı geziyorlar, nedir ? Birçok kez uyardık. Aldıran yok. Çıkıp da bakmadım. Her odada kaç kişi yatıp kalkıyor. Hiçbirinde sergi, halı, kilim yok anlaşılan. ''
Valilik’te sekreter Nilüfer Hanım dertli .
’’ Ben de alt kattakilerden şikayetçiyim. Televizyonda maç yayınlanırken kendilerini stadyumda zannediyorlar. Ev yaşanmaz oluyor o anlarda. Tezahürat, zılgıtlar, yuuhlar…Bıktım, usandım. ‘’

Emekli binbaşı Altan Bey bıkmış.
‘’ Dağdan mı inmiş bu aile ! Onların saygısı vardır insana. Hiç mi görgü, görenek elde etmemiş bunlar ! İnsan, dağ başında bu denli gürültü yapmaz, tek katlı evde yaşasa bile. ‘’
Emekli profesör Veli Bey çıldırma noktasında.
‘’ Satacağım bu daireyi. Aldığımın yarı fiyatına. Para önemli değil. Burada bir yıl daha yaşasam çıldıracağım. ‘’
Defterdarlık’ta görevli yaşlı Yiğit Bey ağır işitiyor.
‘’ Benim gibi sağır olun; daha anlayışlı, sabırlı, hoşgörür olursunuz. ‘’
Niğde’den gelip oğlunu burada Tıp’ta okutup doktor yaptıktan sonra bir daha memleketine dönemeyen emekli öğretmen Misket hanım dertli : ‘’Aaah Niğde! Melendiz, Göllü Dağ, Demirkazık…Şimdi oralar ne güzel, sakin, gürültüsüzdür. ‘’
Mühendis Suna Hanım şikayetçi : ‘’ Üst katta komşu gazete okuyor, sayfaları çevirmesi duyuluyor. Her ailenin bir mahremiyeti var. Mühendis olmama karşın, anlayamamışım yapı niteliğindeki düşüklüğü. ‘’

Bayındırlık'ta teknisyen Hüdai Bey dertli.
'' Tek tek kaydettim. Konuklarımız geldiği zaman üst kat gürültüleri için ne demişler, dinleyin.
- Yahu, hipodrom mu var sizin üst katta ! At yarışları mı yapılıyor !
- YHT hattı mı geçiyor ?
- İnşaat mı var yukarda ?
- İzinsiz çocuk yuvası mı açmışlar yoksa !
- Çiftlik hayvanlarından erkek-dişi birer örnek mi besliyorlar üst komşunuzda ?
- Her gün mü konuklar geliyor, onar, yirmişer kümeler halinde !
- Bu gürültülerin ardından ben hep bir silah sesi bekledim.
- Gündüz gece sürüyorsa bu gürültüler, insan deliksiz uyuyamaz ki.
- Bu böyle gitmez. Noter tesbiti gerekir. Zabıt tutulmalı. Sonra mahkeme süreci...''
......................
Komşunuzu tanıyın, ilgilenin, sevin.
Tek başınıza yemek yemeyin, komşularınızı davet edin.
Demesi dile kolay...
Gacırtı, gucurtu sürdükçe...Önerileri, istekleri uygulayın bakalım.
------------------------------
3 Mayıs 26. Acıbadem