İngiliz düşünür ve filozofu ve psikoloji kuramcılarından John LOCKE , insan zihnini boş bir levhaya benzetir .İnsan doğuştan bilgi getirmez , bilgi , düşünce, doğumdan sonra algılama ile başlar ve şekillenir , der.
Psikoloji ve insan üzerine yapılan çalışmalar , deneyler de bunun böyle olduğunu göstermiştir . Boş levha kuramının uzantısı olarak şu düşünce gelişir.İnsan zihnine doğumundan sonra hangi bilgi , kavram , olgu ve olayları yansıtırsanız o levhada göreceğiniz şey de budur . Yani ne yazarsanız levhaya onu okursunuz.
Atalarımız , belki bununla direk bağlantılı olmasa da , ne ekerseniz onu biçersiniz diyerek , verdiğimiz , sunduğumuz öğretilerin bize geri dönüşünü anlatmak istemişlerdir .
Çocuğun ilk çevresi anne- baba , yakın akraba , son yıllarda bakıcı, büyükanne ve büyükbaba dan ibarettir . İlk öğretmenleri bunlardır . Olaylar karşısında nasıl davranacağını , nasıl tepki verip neler düşüneceğini , çocuk anne babadan öğrenir.
Burda önemli olan nokta şudur . Bebek yada çocuk o çağda bilgiyi yorumlama gücüne çok sahip değildir ve verilen bilgiler , verilen düşünce tarzı , davranışlar , tutumlar , çocuğun zihninde yorumlanmadan , eğriliği , doğruluğu tartılmadan direk kayda alınır ve daha sonra kullanılmak üzere saklanır .
Ne çocuk ne aile bunun çok farkında değildir.Gözlem yeteneği çok gelişmiş olan çocuk, aile içerisinde , anne-babanın tüm tavır ve davranışlarını kaydeder.Aynen bir video alıcısı yada fotoğraf gibi .. Sonrasında hayatının bir çok noktasında bu fotoğraflar canlanır ve çocuk anne babayı taklit etmeye başlar.
Tuğçe Baran’ın bir yazısını okumuştum .. erinmedim buldum J
‘’ Aslında düşününce, eller dışında da anneme her geçen gün daha çok benziyorum. Eskiden çok umurumda olmazdı şimdi evde ufacık bir dağınıklık olsa sıkılıyorum. Sabah kalkar kalkmaz temizlik yapmaya başlıyorum. Hesapça çay demleninceye kadarki vakti değerlendirmiş olacağım. Çay zift oluyor, ben hâlâ bir yerleri siliyorum.
Aynı annem gibi ben de masa örtülerini düzeltmeden yanlarından geçmiyor, hoh yapıp silmeden aynalara bakmıyor, yerden gübür toplamadan ilerleyemiyorum artık.
Aynı onun gibi sabah kalkınca uzun uzun camdan dışarıya bakmadan güne de başlayamıyorum. Esnafla iki kelimenin beli kırmazsam aynı onun gibi eksik iş yapmış sayıyorum kendimi.
Daha az süsleniyor ama tıpkı onun gibi daha çok bakım yapıyorum. Eskiden tek bir nemlendiriciyi üç kereden fazla kullanamayan ben artik her gün sabah akşam sürüyorum. Üstelik fındık tanesi kadar miktar oldu artik ceviz tanesi kadar! Rimel ise kurumak üzere..
Bu kadarla kalsa yine iyi.. Arkadaşlarımdan çok bitkilerimle konuşmama ne diyorsunuz? Ya da yalnızsam on iki dedi mi en şahane filmi bile seyrediyor olsam kapatıp cup yatağa giriyor olmama? Veya çantamda vızıldayan bir çocuğa verilmek üzere BONBON taşımaya başlamama?
Ben de şaşırıyorum ama gerçek. Annemde dalga geçtiğim ne kadar şey varsa hepsini ben de yapıyorum artik!...
Tek kaygım şu: Bir gün ben de YOĞURT KAPLARINI biriktirmeye başlayacak mıyım acaba? ‘’
ve daha sonra bir yazısında yoğurt kaplarını biriktirmeye başladığını yazmış.
Ve diğer hikayeler , hayatın içinden ve gerçek ..
‘’Kadının biri mutfakta büyük tepside hazırladığı böreği ikiye böldü ve küçük tepsilere yerleştirdi , fırına sürdü .Onu seyreden eşi merakla sordu .
-Neden böreği ikiye bölüp küçük tepsilere koydun ki ? Fırınımız büyük tepsiyi alırdı ...
-Bilmem dedi , kadın. Ben yıllardır böreği hep böyle pişiririm.
Bunun üzerine eşi daha çok meraklandı ve beraber kadının annesini aradılar.Annesi;
-Kızım benim fırınım küçüktü o nedenle börekleri ikiye bölüp küçük tepsilere yerleştiriyordum , fırına büyük tepsi sığmıyordu ..’’
Evet , gördünüzmü kopyalamayı ?
‘’Genç bir adam , yoğun alkol aldıktan sonra eşini , tanınmayacak hale gelinceye kadar dövmüştür. Eşi hastanelik olur kendisi de karakolluk .
İfadesi alındıktan sonra , Polis memuru şunu sorar. Kardeşim ne oldu ?
Genç adam şiddetle ağlamaya başlar ..
Babam der ..
Kahrolası adam, annemi böyle döverdi , nasıl kıyardı anneme ... ‘’
Bu da başka bir örnek ve acı bir örnek .
İfadesi alındıktan sonra , Polis memuru şunu sorar. Kardeşim ne oldu ?
Genç adam şiddetle ağlamaya başlar ..
Babam der ..
Kahrolası adam, annemi böyle döverdi , nasıl kıyardı anneme ... ‘’
Bu da başka bir örnek ve acı bir örnek .
Kopyalama , fotoğraflama bu kadar açık . Bir ergen , annesi ile yaşadığı çatışma sırasında şunu söyleyebilir hatta genellikle söylerler de
' büyüyünce yemin ederim annem gibi bir anne olmayacağım '
Olmamak için çabalarlar , sonrasında bir bakmışlar ki aynı anneleri gibi davranıyorlar , yada bazı durumlarda , akıl yürütemedikleri anlarda , yada ani sıkıntılarda , ilk yaptıkları davranış 20-25 yıl önce annesinin kendisine yaptığı davranıştır . Şuuraltı istemsizce anne-babanın tavır ve davranışlarını kaydeder ve saklar . Bizler bilinçli davranmadığımız her anda o davranışları tekrarlarız.
Bunlar sadece bir kaç örnek .
Anlatmak istediğimiz şey anne-babanın hal, tutum ve davranışlarının çocuklar tarafından koşulsuz kopyalandığıdır . Her kopya iyi örnek olmayabilir . Örnek alma noktasında anne- baba, doğru ve iyi model değilse çocuklar zarar görmeye açıktır .Çocuk için anne – baba dünyayı temsil eder.
Temsil etme de ve örnek olmada doğru insan olmak , anne babanın temel görevidir .
Züleyha UYSAL
Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen