Nevşehir Kalesi’nin eteklerinde yükselen ve 1849 yılında inşa edilen Meryem Ana Kilisesi, Cumhuriyet döneminde uzun yıllar cezaevi olarak kullanıldı. Kemal Tahir, Yılmaz Güney, Aziz Nesin ve Hasan Hüseyin Korkmazgil gibi önemli isimlerin yolu bu tarihi yapıdan geçti. Yaklaşık 40 yıl atıl kalan yapı, gerçekleştirilen restorasyonun ardından yeniden turizme kazandırıldı.

Nevşehir’in merkezinde, Nevşehir Kalesi’nin hemen eteğinde yer alan Meryem Ana Kilisesi, kentin en dikkat çekici tarihi yapılarından biri olarak geçmişten günümüze uzanan sıra dışı hikâyesiyle dikkat çekiyor.

1849 yılında kilise olarak inşa edilen yapı, 1924 yılındaki mübadelenin ardından farklı bir döneme girdi. Bir süre sonra cezaevi olarak kullanılmaya başlanan tarihi bina, 1950-1983 yılları arasında Nevşehir Cezaevi olarak hizmet verdi.

Bu süreçte yapı, yalnızca mahkûmlara değil, Türk edebiyatı ve sinemasının önemli isimlerine de ev sahipliği yaptı.

1849’da Meryem Ana’ya İthaf Edildi

Meryem Ana Kilisesi’nin kitabesinde yer alan bilgilere göre yapı, Başrahip Paisios döneminde temelden inşa edildi ve 16 Ekim 1849 tarihinde açılarak Hz. Meryem’e ithaf edildi.

Yapı, Osmanlı Padişahı Sultan Abdülmecid döneminde inşa edildi.

1924 mübadelesinin ardından Rumların bölgeden ayrılmasıyla kilise kullanılmaya devam edilmedi. Cumhuriyet döneminde ise yapı, bir süre sonra cezaevi olarak değerlendirildi.

Cezaevi olarak kullanılması sırasında yapının ana planında büyük bir değişikliğe gidilmeden ikinci bir kat inşa edildi.

1950’den 1983’e Nevşehir Cezaevi

Tarihi yapı, 1950 yılında cezaevi olarak kullanılmaya başlandı ve 1983 yılına kadar bu işlevini sürdürdü.

Yaklaşık 33 yıl boyunca cezaevi olarak kullanılan bina, dönemin önemli siyasi tutuklularının ve sanat-edebiyat dünyasından bazı isimlerin de yolu düşen mekânlardan biri oldu.

Yılmaz Güney’in “İlkokulum” Dediği Nevşehir Cezaevi

Nevşehir eski cezaevinin en bilinen konuklarından biri Türk sinemasının usta ismi Yılmaz Güney oldu.

Güney, Atıf Yılmaz ile birlikte “Tatlı Bela” filminin çekimleri sırasında 15 Haziran 1961 tarihinde gözaltına alındı. Bir süre Üsküdar Paşakapısı Cezaevi’nde kalan Güney, daha sonra Nevşehir Cezaevi’ne nakledildi.

Yaklaşık 20 ay cezaevinde kalan Yılmaz Güney, burada edebiyat çalışmalarına yoğunlaştı ve daha sonra “Boynu Bükük Öldüler” adıyla yayımlanan romanını kaleme aldı.

Güney, Nevşehir Cezaevi'ndeki günlerini kendi hayatında önemli bir dönüm noktası olarak gördü. Romanını ise cezaevindeki siyasiler koğuşunda, ranzasının yanında bulunan küçük bir masada uzun süre çalışarak tamamladı.

“Boynu Bükük Öldüler”, daha sonraki yıllarda Orhan Kemal Roman Armağanı’na layık görüldü.

Kemal Tahir de Nevşehir Cezaevi’nde Kaldı

Türk edebiyatının önemli romancılarından Kemal Tahir de Nevşehir Cezaevi’nin ünlü mahkûmları arasında yer aldı.

Nazım Hikmet ile birlikte yargılandığı Donanma Davası kapsamında tutuklanan Kemal Tahir, 1948-1950 yılları arasında cezaevinde kaldı.

Kemal Tahir’in cezaevinde bulunduğu dönemde Nazım Hikmet’in serbest bırakılması için açlık grevine başladığı, Nazım Hikmet’in ise kendisine gönderdiği mektupla bu eylemden vazgeçmesini istediği biliniyor.

Kemal Tahir, sonraki yıllarda Türk edebiyatının en önemli romancıları arasında yer aldı.

Aziz Nesin ve Hasan Hüseyin Korkmazgil’in de Yolu Düştü

Ünlü yazar Aziz Nesin de Nevşehir Cezaevi’nde kalan isimler arasında bulunuyor.

1950 yılında bir yazı nedeniyle hapis cezasına çarptırılan Nesin, cezasının son dönemlerinde Nevşehir Cezaevi’ne gönderildi.

Şair ve yazar Hasan Hüseyin Korkmazgil de 1951 yılında tutuklanmasının ardından Göksun, Elbistan ve Nevşehir cezaevlerinde toplam 7 ay 25 gün kaldı.

Korkmazgil’in Nevşehir Cezaevi’nde bulunduğu dönemde Aziz Nesin ile tanıştığı aktarılıyor.

“Mahpus” Filmi de Burada Çekildi

Tarihi yapının cezaevi olarak kullanıldığı dönemde sinema dünyası da binaya konuk oldu.

Başrollerini Türkan Şoray ve Hakan Balamir’in paylaştığı “Mahpus” filmi, 1973 yılında Nevşehir Cezaevi’nde çekildi.

Film, dönemin cezaevi atmosferini ve yapının o yıllardaki görünümünü günümüze taşıyan önemli görsel belgelerden biri olarak öne çıktı.

1980 Darbesi Sonrası Freskler Ortaya Çıkarıldı

1980 askeri darbesinin ardından tutuklanan bazı siyasi mahkûmlar da Nevşehir Cezaevi’nde kaldı.

Bu dönemde sol görüşlü tutukluların talebi üzerine, cezaevi yönetiminin izniyle yapının üzeri kapatılmış olan bazı fresklerin yeniden ortaya çıkarıldığı aktarılıyor.

Ancak koğuş değişiklikleri sonrasında fresklerin yeniden kapatıldığı ve yapının tarihi izlerinin bir kez daha görünmez hale geldiği belirtiliyor.

1983’te Cezaevi Kapatıldı

Nevşehir’de yeni cezaevi binasının hizmete girmesiyle birlikte tarihi yapı 1983 yılında boşaltıldı.

1986 yılında Nevşehir Belediyesi’ne kültürel amaçlarla kullanılmak üzere verilen yapı, sonraki yıllarda uzun süre kaderine terk edildi.

Yıllar boyunca yeterli bakım ve restorasyon çalışmalarının yapılamaması nedeniyle tarihi bina büyük ölçüde yıprandı. Kaçak kazılar nedeniyle yapının çevresinde ve avlusunda çeşitli tahribatlar meydana geldi.

Yaklaşık 40 yıl boyunca atıl kalan tarihi yapı, zaman içerisinde harabeye dönüşme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.

Restorasyonla Yeniden Turizme Kazandırıldı

Nevşehir Kalesi'nin eteklerinde bulunan tarihi Meryem Ana Kilisesi’nde başlatılan restorasyon çalışmalarıyla yapı yeniden ayağa kaldırıldı.

Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından tarihi yapı, 27 Nisan 2023 tarihinde düzenlenen törenle turizme açıldı.

Böylece 1849 yılında kilise olarak inşa edilen, Cumhuriyet döneminde cezaevi olarak kullanılan ve yıllarca atıl kalan tarihi yapı yeniden ziyaretçilerin ilgisine sunuldu.

Kiliseden Cezaevine, Cezaevinden Kültürel Miras Alanına

Bugün Meryem Ana Kilisesi, Nevşehir’in çok katmanlı tarihini bir arada yansıtan önemli yapılardan biri olarak dikkat çekiyor.

Bir dönem ibadethane, ardından cezaevi olarak kullanılan yapı; Kemal Tahir, Yılmaz Güney, Aziz Nesin ve Hasan Hüseyin Korkmazgil gibi Türk edebiyatı ve sinemasının önemli isimlerinin hayat hikâyelerinde de yer aldı.

Duvarlarında hem kilise döneminin izlerini hem de cezaevi yıllarının hatıralarını taşıyan Meryem Ana Kilisesi, restorasyonun ardından geçmişten geleceğe uzanan önemli bir kültürel miras olarak Nevşehir turizmine yeniden kazandırılmış oldu.

Peki, Nevşehir eski cezaevinde hangi ünlüler yattı ?

NEVŞEHİR CEZAEVİ’NİN ÜNLÜ KONUKLARI

Cezaevi olduğunda içine ilk girenlerden biri Kemal Tahir’di. Tahir, Nazım Hikmet ile birlikte yargılandığı Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından tutuklanmasının ardından Nevşehir’e gönderildi. 1948-1950 yılları arasında hapiste kalan Kemal Tahir cezaevi günlerinde Nazım Hikmet’in salıverilmesi için açlık grevi başlatmış, Nazım Hikmet ise 10 Mart 1950’de yazdığı bir mektupla kararından vazgeçmesini istemişti: ''Açlığını duydum. Doğruluğuna inanamadım. Doğru ise bana en büyük kötülüğü yapıyorsun. Benim başım için vazgeç. Vazgeçtiğini hemen telle.''

Kiliseden cezaevine çevrilen binanın bir sonraki ünlü ismi Yılmaz Güney oldu. Güney, 15 Haziran 1961’de ‘Tatlı Bela’ isimli filmin çekimi sırasında gözaltına alındıktan sonra Üsküdar Paşakapısı cezaevinin ardından nakledildi Nevşehir Cezaevi’ne… Yılmaz Güney, “Hayatımın akışı değişti” dediği, “Benim ilkokulumdur” diye nitelediği cezaevi olarak kullanılan kilisede ‘Boynu Bükük Öldüler’ adlı ilk romanını yazdı. Kasım 1975’te yayınlanan kitabın önsözünde Güney şöyle anlatıyordu binada geçen günlerini: “Boynu Bükük Öldüler, Nevşehir Cezaevinde, siyasiler koğuşunun en dip köşesinde, rutubetli bir duvara komşu ranzada, geceli gündüzlü on altı aylık bir çalışmanın ürünüdür. Ranzamdan hiç indirmediğim küçük bir masam vardı. Yatma zamanı gelince, ayakucuma çeker, ayaklarımı altına sokar uyurdum. Çoğunlukla, anlattığım insanları görürdüm düşlerimde, onlarla yaşardım.”

1973’te ise binada başrollerini Türkan Şoray ve Hakan Balamir’in oynadıkları “Mahpus” filmi çekiliyordu. Altın Portakal’da ödül kazanan film kilisenin 1970’lerdeki durumunu da belgeliyordu.

1980 darbesinde tutuklananların da yolu düştü Nevşehir Cezaevi’ne. Bu dönemde sol görüşlü tutukluların talebi üzerine, cezaevi yönetiminin izin vermesiyle freskler açıldı. Ancak bu ‘özgürlük’ dönemi kısa sürdü. Koğuş değişikliği sonrasında sağ görüşlü tutukluların gelmesi ile yeniden üstleri kapanarak yeniden ‘hapsedildiler’.

1983’te ise bina yeni cezaevi yapımı ile boşaltıldı, üç yıl sonra Nevşehir Belediyesi’ne kültürel amaçlı olarak kullanılması için verildi. Ancak bu süreç yılan hikâyesine döndü. Dönem dönem restorasyon projeleri gündeme geldiyse de sonuç çıkmadı. Metruk kaldı, adeta definecilerin ellerine teslim edildi. Kilisenin avlusunda görülebilen büyük çukurlar da o süreçten kaldı bugüne…


YILMAZ GÜNEY
Yılmaz Güney, Atıf Yılmaz ile ‘Tatlı Bela’ filmini çekerken 15 Haziran 1961 tarihinde sette tutuklanır. Nevşehir Cezaevine yollanır. İyi bir realist sinemacı olan Güney, Nevşehir’de yattığı süreçte ‘Boynu Bükük Öldüler’ romanını yazmaya karar verir. Bu romanı yazmak için Arif Keskiner’den bir daktilo ister. Arif Keskiner kendisine daktiloyu yollar ve romanını yazar. Yılmaz Güney’in 20 ay burada kaldığı bilinmektedir. Güney, 1971’de yayımlanan ve Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanan ‘Boynu Bükük Öldüler’ romanını; “Nevşehir Cezaevinde, siyasiler koğuşunun en dip köşesinde, rutubetli duvara komşu bir ranzada, geceli gündüzlü 16 aylık bir çalışmanın ürünü” diye tanımlar (Mesut Akatay, 7.9.2014 Evrensel Gazetesi).

Yılmaz Güney’in anılarında Nevşehir Cezaevi yıllarını “benim okul yıllarım” diye tanımladığı da bilinmektedir.

KEMAL TAHİR

Cumhuriyet Dönemi ünlü romancı ve yazarlarımızdan Kemal Tahir de, Nevşehir Cezaevi konukları arasındadır. Kemal Tahir, Nazım Hikmet’le birlikte yargılandığı askeri mahkemede ‘Donanma Davası’nda ‘askeri isyana teşvik’ suçundan 15 yıl ceza almıştır. Yazarın 1948/1950 yıllarında Nevşehir Cezaevinde kaldığı bilinmektedir. Kemal Tahir, Nevşehir Cezaevinde iken, Nazım Hikmet’in salıverilmesi için açlık grevi yapmıştır.

Kemal Tahir açlık grevine, Nazım’ın mektubu üzerine son vermiştir. Daha sonra ülkemizin en önemli romancıları arasında yerini almıştır.

AZİZ NESİN
Ülkemizin dünya çapında tanınan, çok sayıda eseri onlarca dile çevrilen, değerli yazarı Aziz Nesin de Nevşehir Cezaevinde konuk olmuştur.

Aziz Nesin 1950 yılında, Fransızcadan çevirdiği öne sürülen bir yazı yüzünden (Politzer'in Felsefe Dersleri adlı kitabının önsözü) 16 ay hapse ve 16 ay güvenlikçe gözaltında tutulmaya mahkum ediliyor. (Aziz Nesin Fransızca bilmezdi!) Cezaevinde de yazmayı sürdürdüğünden ve yazılarını gizli gizli dışarı çıkardığından, cezasının bitmesine 40 gün kala Nevşehir Cezaevine gönderiliyor.
Böylece 1951 yılında Sultanahmet, Üsküdar ve Nevşehir cezaevlerinde yatıyor. Üsküdar Cezaevinde ‘Biraz Gelir misiniz'i yazıyor (1963'te gözden geçirecek ve Aralık 1969'da yayımlayacak). Tahliye edildiğinde, Levent'te Sabahattin Erdem adlı bir arkadaşıyla Oluş Kitabevini açıyor. Sabahları Levent'teki evlere gazete dağıtıyor.

HASAN HÜSEYİN KORKMAZGİL

Şair Hasan Hüseyin Korkmazgil, 15.3.1951 tarihinde TCK’nun141-142. maddelerinden Elbistan Ağır Ceza Mahkemesince tutuklandı. 7 ay 25 gün Göksun, Elbistan ve Nevşehir cezaevlerinde yattı. Nevşehir Cezaevinde Aziz Nesin ile tanıştı. Daha sonra Akbaba Dergisinde gülmece öyküleri yazdı. 1960’ta Zübük Dergisinde yazılar yazdı.

Nevşehir Cezaevinde 1973 yılında Türkan Şoray ve Hakan Balamir’in başrollerini oynadığı Mahpus filmi de çekilmiştir.
Fener Rum Patriği Bartheolomeos da cezaevini ziyaret etmiştir.

1980 darbesinden sonra ÖDP Nevşehir İl Başkanı Mükremin Tokmak da bu cezaevinde kalmıştır. Anılarına göre; 1980 darbesinde tutuklananların da yolu düştü Nevşehir Cezaevine. Bu dönemde sol görüşlü tutukluların talebi üzerine, cezaevi yönetiminin izin vermesiyle daha önce üzeri kapatılan freskler açıldı. Ancak bu ‘özgürlük’ dönemi kısa sürdü. Koğuş değişikliği sonrasında sağ görüşlü tutukluların gelmesi ile yeniden üstleri kapanarak yeniden ‘hapsedildiler’ (Yavuz İşçen, Capadocia, Peribacası, Mayıs, 2010).


Türkan Şoray’ın oynadığı 1973 yılı Yapımı Mahpus adlı filmde, cezaevi olarak kullanıldığı dönemde Nevşehir Meryem Ana Kilisesi görülüyor.

Cezaevi olarak ta kullanıldıktan sonra atıl olarak bir süre kalan Meryem Ana Kilisesinden görüntüler;

İşte Nevşehir'de restorasyonu tamamlanan tarihi Meryem Ana Kilisesi'nin güncel hali...