Türk Beşleri’nin önde gelen isimlerinden, ilk Türk operasının bestecisi ve “Devlet Sanatçısı” unvanını alan ilk sanatçı Ahmet Adnan Saygun’un kökleri Nevşehir’e uzanıyor.
Fişekçizadeler ailesinden gelen Saygun, dünya sahnelerinde Türkiye’yi temsil eden eserleriyle müzik tarihine adını yazdırırken, memleketi Nevşehir’in de gurur kaynağı olmayı sürdürüyor.
Türk müziğinin evrensel ölçekte tanınan bestecilerinden Ahmet Adnan Saygun, 7 Eylül 1907’de İzmir’de dünyaya geldi. Ancak sanatçının aile kökleri, Nevşehir’in köklü ailelerinden Fişekçizadelere dayanıyor. İzmir Milli Kütüphanesi’nin kurucularından, matematik öğretmeni Mehmet Celalettin Bey ile Nevşehir’den İzmir’e göç eden Zeynep Seniha Hanım’ın oğlu olan Saygun, doğduğu şehir İzmir’le anılsa da ailesinin geçmişi Nevşehir’in tarihî ve kültürel dokusuyla iç içe bulunuyor.
Nevşehir’in köklü Fişekçizadeler ailesinden...
Annesi Konya’dan gelen bir ailenin kızı olan Zeynep Seniha Hanım, babası Nevşehir’den gelme, İzmir Milli Kütüphanesinin kurucularından Matematik Öğretmeni Mahmut Celalettin Bey’dir.
Fişekçizadeler, Nevşehir’in tanınmış ve köklü aileleri arasında yer alıyor. Ailenin “Fişekçizade” adıyla anılmasının, Osmanlı ordusuna cephane ve fişek ikmali yapmalarıyla bağlantılı olduğu aktarılıyor. Ailenin büyüklerinden “Kocahoca” lakaplı Ahmet Efendi de bu geçmişle anılırken, aileden Fişekçi Mehmet Efe’nin Kavalalı İsyanı sırasında Osmanlı ordusuna Nevşehir’den fişek sağladığı belirtiliyor.
Ailenin Nevşehir’deki izlerinden biri de Fişekçizadeler adıyla anılan cami. Bu köklü aileden gelen Mehmet Celalettin Bey, İzmir’de Milli Kütüphane’nin kuruluşunda önemli rol üstlendi. Onun oğlu Ahmet Adnan Saygun ise müzik alanındaki çalışmalarıyla yalnızca ailesinin değil, Nevşehir’in de dünya çapında tanınan isimlerinden biri oldu.
Soyadı Kanunu öncesinde Fişenkçi soyadını taşıyan Ahmet Adnan Saygun, Nevşehir’in köklü Fişekçizadeler ailesinden gelen kökleriyle kentin kültürel hafızasında özel bir yere sahip.

Türk müziğinde öncü bir sanatçı
Ahmet Adnan Saygun, Türk Beşleri olarak anılan besteciler arasında yer aldı. Cumhuriyet dönemi Türk müziğinin gelişimine önemli katkılar sunan sanatçı, ilk Türk operası **“Özsoy”**un bestecisi olarak tarihe geçti. Atatürk’ün isteği üzerine, İran Şahı Rıza Pehlevi’nin Türkiye ziyareti için hazırlanan eser, 19 Haziran 1934’te Atatürk ve Rıza Pehlevi’nin huzurunda sahnelendi.
Saygun’un bir diğer önemli eseri “Yunus Emre Oratoryosu”, Türk müziğinin uluslararası alanda tanınan başyapıtları arasında yer aldı. 1943’te birincilik ödülü kazanan eser, Avrupa ve Amerika’da farklı dillerde seslendirilerek geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
Sanatçının “Taş Bebek” operası, “Kerem”, “Köroğlu” ve “Gilgameş” operaları, beş senfonisi, konçertoları, oda müziği eserleri ve halk müziği derlemeleri de Türk müzik tarihine önemli katkılar sundu.
Paris’ten dünya sahnelerine
Saygun, 1928 yılında devlet bursuyla Paris’e gönderilerek dönemin önemli müzik eğitimcilerinden kompozisyon, armoni, kontrpuan ve diğer müzik disiplinlerinde eğitim aldı. Paris’te bestelediği “Divertissement” adlı orkestra eseri, 1931’de bir beste yarışmasında ödül kazandı ve Avrupa’da çeşitli orkestralar tarafından seslendirildi.
Türkiye’ye dönüşünün ardından müzik öğretmenliği yapan Saygun, bestecilik çalışmalarını sürdürdü. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şefliği görevinde de bulunan sanatçı, sağlık sorunları nedeniyle bu görevini kısa süre sonra bırakmak zorunda kaldı.
Saygun’un eserleri, Berlin Senfoni, Viyana Filarmoni, Londra Filarmoni ve Kraliyet Filarmoni gibi önemli toplulukların yanı sıra dünyaca tanınan sanatçılar tarafından seslendirildi. Türk halk ve sanat müziğinin ritim ve melodik özelliklerini çağdaş bestecilik anlayışıyla buluşturan sanatçı, ulusal müzik mirasını evrensel bir dille ifade etti.
İlk Devlet Sanatçısı unvanını aldı
Ahmet Adnan Saygun, 1971’de yürürlüğe giren Devlet Sanatçılığı Kanunu kapsamında ilk Devlet Sanatçısı unvanını aldı. 1981 yılında Atatürk Sanat Armağanı’na layık görülen sanatçı, müzik eğitimi ve etnomüzikoloji alanlarında da çalışmalar yaptı; kitaplar, araştırmalar ve makaleler yayımladı.
Uzun yıllar süren sanat yaşamının ardından Saygun, 6 Ocak 1991’de İstanbul’da pankreas kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Besteleri, araştırmaları ve müzik eğitimine katkıları bugün de yaşatılıyor. Çalışmaları ve belgeleri, Bilkent Üniversitesi bünyesindeki Ahmet Adnan Saygun Müzik Eğitim ve Araştırma Merkezi’nde bulunuyor.
Nevşehir’in sahip çıkması gereken kültürel miras
İzmir’de doğan, Ankara’da ve İstanbul’da yaşamının önemli dönemlerini geçiren Ahmet Adnan Saygun’un hikâyesi, Nevşehir’in köklü Fişekçizadeler ailesinden başlayarak dünya sahnelerine uzanıyor. Sanatçının yaşamı ve eserleri, Nevşehir’in yalnızca doğal ve tarihî güzellikleriyle değil, yetiştirdiği değerli şahsiyetlerle de öne çıkabileceğini gösteriyor.
Nevşehir’in bu büyük bestecinin aile köklerini daha görünür kılması, yaşamını ve eserlerini yeni kuşaklara tanıtması, kent belleğinde hak ettiği yeri almasını sağlaması önem taşıyor. Ahmet Adnan Saygun, Nevşehir’in kültürel mirasının dünyaya uzanan güçlü temsilcilerinden biri olarak anılmayı hak ediyor.
Not: Zanaat ve Lakap Geçmişi: Osmanlı ve erken Cumhuriyet döneminde Nevşehir'de "fişenkçi" (havai fişek, barut veya patlayıcı imalatı/satışı yapan zanaatkarlar) unvanını taşıyan aileler ve esnaflar bulunmaktaydı. Bu ibare hem bu tarihi mesleği hem de bu meslekle anılan köklü Nevşehirli aileleri simgeler.
Kaynak: A. Adnan Saygun Belgeseli /
Yıl: 2008 Yapımcı - Yönetmen Tümay ÇETİNER ELİDEMİR
Teşekkürler...
Alper MARAL Emre ARACI Emre ELİVAR Evin İLYASOĞLU Gülper REFİĞ Gülsin ONAY Gürer AYKAL

Yararlanılan Kaynaklar:
TDV İslam Ansiklopedisi,
Wikipedia
Emre Arıca / Adnan Saygun: Doğu Batı Arası Müzik Köprüsü (2001)
Kum Sanat Bloğ
Doç. Dr. Faruk GÜÇLÜ





