Teknoloji; günlük hayatta karşılaşılan zorluklarla veya çevre-taklit yoluyla edinilen bilginin, düşünen / sorgulayan insan zekâsı tarafından, hayatı kolaylaştırmak adına günlük hayatta kullanıma sunulmasını sağlayan dinamik teknikler bütünüdür.

Bumerang etkisi; günlük hayatta karşılaşılan olaylar karşısında, iyi bir netice elde edebilmek için alınan ve uygulanan kararların, beklenmeyen ve istenmeyen bir sonuç ile bireysel, toplumsal ya da küresel boyutlu olarak hayata geri dönmesidir.

İnsan, maddi bedene ve manevi ruha sahip, düşünen, nefsani yönü bulunan, zorunlu sorumluluğu yani mükellefiyeti olan, bir canlı olarak dünyaya getirilmiştir. İnsanlık tarihi incelendiğinde, akletme yeteneği verilmiş; bilgi kavramı çerçevesinde, gıda / giyim / barınma / korunma tarihi sıralamasında bir tekâmül görülmüştür. Önce kavramlar öğretilmiş, sonra hangi besinlerin yenilmesi / vücudun hangi kısımlarının kapatılması / çevresel etkilerden nasıl korunulması gerekliliği; düşünen insana hem öğretilenlerle hem bizzat yaşananlarla hem de çevre-taklit (çevrede bulunan canlı ve cansız varlıkların durgun ve hareketli durumunun yaşantıya yansıtılması) yoluyla görmesi, düşünmesi, sorgulaması, karar alması ve günlük hayatta kullanılması sağlanmıştır. Tarih öncesi olarak adlandırılan taş ve maden devirleri bu süreci tanımlamaktadır.

Taş devrinden sanayi devrimine, binlerce asırlık bir süreçten sonra ulaşılmıştır. Ancak, özellikle 20. yüzyılın ortalarındaki elektron teknolojisi bazlı yarıiletken devriminden sonra günümüzdeki dijital devire kadar insanlık, teknolojide hayalleri zorlayan bir aşama katetmiştir.

Tarih öncesi dönemlerden itibaren insanlığın, iyi niyetli olarak geliştirdiği kabul edilen teknolojiler; imtihan dünyasındaki nefsani beşer özelliği ile birlikte kanaat, vicdan, empati, edep, adap gibi insani vasıflar bloke edilerek, dominant gurup(lar) tarafından kötü niyetlerle kullanılmaya başlanmıştır. “İlahi Tebliğ” yapanlara dahi olumsuz tutum ve davranış içeresinde bulunulmuştur. Başlangıçtaki iyi uygulamalar, kötü niyetli olarak uygulandığında, bumerang etkisi ilk devirlerden itibaren kendini göstermeye başlamıştır.

Keşif ve icatlar olarak insanlık tarihinde konu edilen, teknolojiyi keşfeden toplum(lar) bu avantajını olumsuz yönde de kullanmaya başlamıştır. Kanaati şaşmış özürlü beşerî toplum(lar), deniz ötesi coğrafyalar da dahil, hiç empati kurmadan yıkıcı faaliyetler içerisine girmiştir. Bu olumsuz faaliyetler insanlığın dünya hayatında ihtiyaç duyduğu üç temel unsur için de uygulamaya konulmuş ve yaklaşık bir asır önceden, fıtriliği bozulmaya başlayan gıda, su ve hava kalitesizliği ile birlikte; 21. yüzyılda insanlık, teknolojinin her kulvarda var olduğu ama tekrar kavramları, beslenmeyi / giyinmeyi / barınmayı / korunmayı başlangıçtaki gibi düşünür hale getirilmiş; mükellefiyet tekamülünün üst derecesinin değil, alt derekesinin hayata yansıtılması için küresel kurgulamalar yapılmaktadır. Maddi beden bazlı nefsani davranışlarla; manevi ruh, sanal etki alanına alınarak fıtri yaratılış vasıflarından uzaklaştıran uygulamalar, sevgi-korku sarmalında insanlığı yönlendirmektedir.

İyi niyet söylemiyle insanlığa sunulan teknolojik hizmet ve ürünler, dijital uygulamalarla kullanılabilir / giyilebilir olarak servis edilmekte, sonra yine iyi niyet algılı uygulamalarla biyolojik bedenin bir parçası yapılmaktadır. Elektrik beslemeli, elektronik donanımlı, veri tabanlı, yapay zekâ programlı teknolojik sistem; önce dijital nöro-psikolojik kanallarla vizyona konulmakta, sonra karbon bazlı bedeni yapı, silikon baza sentezlenme çalışmaları yapılmaktadır. Biyolojik IQ, dijital e-Q ile nesnelerin internetinin bir unsuru haline getirilme denemeleri yapılmaktadır. Nefsani psikolojik algı uygulamaları; uydu-frekans temelli olarak düşünmeyi, sorgulamayı, kısacası fıtratı öteleyen uygulamalarla, teknolojik zirvenin ihyası, fıtri insanlığın imhası için kullanılmaktadır. Bu teknolojik zirve, maneviyat olgusunu ötelemiş dominant gurubun etkisindeki zümreyi medeniyet adı altında bumerang etkisiyle taş devri yaşantısına döndürecek gibi görünmektedir.

İnsanlığın kurtuluşu; yürürlükte olan “İlahi Kaynağın”, emrettiği şekilde dosdoğru uygulanması ile mümkün olacaktır; tedavülden kaldırılmış kaynakların hükümlerini gündeme getirmek sadece, şaşma eğilimli beşerin zihnini bulandırmakta, umudunu kırmaktadır.

Mükellefiyet bilinçli bireyler; her konum ve koşulda, önce sorumluluk alanından başlayarak, “iyilik ve doğruların yayılması / kötülük ve yanlışların ortadan kaldırılması” için, “eliyle diliyle kalbiyle” top yekûn seferber olmalıdır. Geleceğimiz olan gençlerimiz; kuru süslü söylemlerle değil, Hakkı ve hakikati özümsemiş, mükellefiyet bilinçli, cengâver zihniyetli yetişkinlerin; basiret ve feraset temelli, inançlı ve kararlı tutum ve davranışlarını, birlik ve beraberlik içerisinde sistematik olarak söylem ve eylemleriyle, “çok acil” koduyla hemen hayata yansıtmaları ile mümkün olacaktır. Zafer; yürürlükte olan İlahi Kaynağın hükümlerini, dosdoğru uygulayanların olacaktır.

Bu satırlar; M. TUNCEL, Toplumsal Farkındalık, Nevşehir - 2024; çalışmasından yararlanılarak hazırlanmıştır.

Editör: Funda Afşar