banner177
banner195

BBC’den Derinkuyu Yeraltı Şehri Yorumu

BBC (David Robson) İnsanlar neden yerin derinlerine iner? İsimli bir yazı yayınladı. Yazıda Derinkuyu’da yeraldı. İşte o yazı:

BBC’den Derinkuyu Yeraltı Şehri Yorumu

banner143
banner134

 BBC (David Robson) İnsanlar neden yerin derinlerine iner? İsimli bir yazı yayınladı. Yazıda Derinkuyu’da yeraldı. İşte o yazı:

BBC Future 27 Mart 2015

İnsanlığın başardığı en büyük mimari eserleri görmek için göğe bakarız genellikle. Mısır Piramitleri, Aziz Petrus Bazilikası, Tac Mahal…

Devasa, muhteşem yapılardır bunlar. Fakat yeryüzünün derinliklerine inmeyi hedefleyen olağanüstü girişimlere dair fazla bilgimiz yoktur.

Oysa atalarımız tarih boyunca yer altına da inip büyük eserler yaratımış. Peki, neden ve nasıl kazabilmişler yüzlerce metre derinlikteki tünelleri, kuyuları?

DERİNKUYU - KAPADOKYA

Hem mimari güzelliği hem de karmaşık yapısı bakımından Türkiye’nin Kapadokya bölgesindeki Derinkuyu, elle kazılmış tüneller arasında en çok hayranlık uyandıran yapılardan biridir.

Yerden 60 metre derinliğe kadar inen bu tüneller sistemi beş kattan oluşuyor. Evleri, okulları ve şaraphaneleriyle Derinkuyu’nun bir zamanlar 20 bin insanı barındırdığı sanılıyor. En derinde ise bir kilise yer alıyor. Kapadokya yumuşak volkanik kayalar üzerine kurulu bir bölge. Tünellerin tarihi ise milattan önce 700’lü yıllara kadar gidiyor.

 

İnsanların kan ve ter akıtarak sadece kürekle kazdığı ve daha derinlere inen tüneller de var. Güney Afrika’nın Kimberley bölgesinde 1870’lerden 1914’e kadar 50 bin kişi madenlerde 22 milyon ton toprak eleyerek elmas aradı. Sonunda yerden 240 metre derine kadar inmişlerdi. Bugün “Büyük Delik” olarak bilinen tünel, elle kazılmış en büyük tünel olarak anılıyor.

EN DERİN KUYU

İngiltere’nin güneydeki sahil kenti Brighton yakınlarındaki Woodingdean Kuyusu ise genel hacim olarak daha küçük olmakla beraber, insanın yerkürenin kabuğunda bıraktığı en derin iz olarak biliniyor. 390 metre derinliğe sahip kuyunun genişliği ise sadece bir metre kadar.

1858’de yapımına başlanan kuyunun kazılma nedeni ise Charles Dickens’in romanlarına konu olacak türden. Yakındaki bir endüstri okuluna su tedarik etmek amacıyla açılan kuyu, civardaki ıslahevinde kalıp zaten ağır işlerde çalıştırılan kişilere kazdırılmıştı. Kuyu mum ışığıyla aydınlatılıyor, kazı 24 saat boyunca devam ediyordu. Hem çıkan taş ve toprağı yukarı çekmek, hem de aşağıya tuğla çekip kuyunun duvarlarını örmek oldukça ağır bir işti. Sonunda suya ulaşmışlardı.

DERİNLERDE ALTIN ARAMAK

Günümüz teknolojisi artık çok daha derinlere inmeyi mümkün kılıyor. Patlayıcılar ve elektrikli matkaplar yoluyla Güney Afrika’da TauTona ve Mponeng madenlerinde 4 km derinlere inildi. Asansörlerle tünelin dibine inmek bir saati buluyor. Burada kayaların ısısı 59 dereceye ulaşıyor. Madeni soğutmak için özel aletler kullanılıyor.

Bu derin madenlerdeki yüksek ısı ve düşük oksijenli ortam aynı zamanda ne tür canlıların yaşamını ne şekilde sürdürdüğüne dair araştırmalara da ışık tutuyor. Böylece benzer ortamlara sahip başka gezegenlerde yaşamın mümkün olup olmadığı inceleniyor. Derin madenler ayrıca radyasyondan arınmış durağan çevre koşulları sayesinde kara deliklerle ilgili uzay araştırmalarında da kullanılıyor.

Bu makalenin İngilizce aslını BBC Future’da okuyabilirsiniz.

Haber: Osman Aytekin


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.