Uzay; bütün varlıkların içinde bulunduğu sonsuz boşluk, feza, mekân olarak tanımlanmıştır (TDK Sözlük). İnsanlık, tarihin başlangıcından beri gök cisimleriyle, astronomiyle ilgilenmiştir. Uzay; güneş, ay gibi gök cisimlerinin bulunduğu / yağmurun, karın yağdığı / genel anlamda gökyüzü olarak tanımlanmıştır. Günümüzde ise uzay; James Webb teleskobunun optiğinin kızılötesi görüntüleri ile hala keşfedilmeye çalışılan sonsuzluk olarak tanımlanmaktadır.
Dini kaynaklar; insanlara yol gösteren / onları yaratılış fıtratı doğrultusunda hayata hazırlayan / düşünen insana kendisini ve etki alanlarını tanıtan, fiziksel ve metafiziksel olguların şifrelerini vermiştir. İnsanlık hem dünyevi hem de uhrevi boyutları ile kimi zaman somut / kimi zaman da soyut araştırmalarla, şifreleri çözmek için bir çaba içerisine girmiş, yeni yeni keşifler yapmıştır.
Yaptıkları keşiflerle özellikle ekonomik, teknolojik ve askeri olarak öne çıkan uluslar; sırasıyla, kara / deniz / hava etki unsurlarını kurarak geliştirmişler; etraflarındaki ulusları ve topraklarını etki alanlarına almaya başlamıştır. Endüstri devrimi olarak adlandırılan her aşamayla, sırası ile; komşu / yakın komşu / uzak komşu / diğer kıtadaki komşu / deniz aşırı komşu ifadeleri olağan hale getirilmiş; buralardaki yerüstü ve yeraltı kaynakları ana merkez menfaatine kullanılmıştır. Kaynak paylaşımında, 1. anlaşmazlık olduğunda Cemiyeti Akvam; 2. anlaşmazlık olduğunda da Birleşmiş Milletler (BM) kurulmuştur.
20. yüzyılın ortalarından itibaren “kum mucizesinin” şifreleri keşfedilmiş ve silikon temelli teknolojinin geliştirilmesiyle kara, deniz, hava unsurları üstel türden level atlayarak uzay teknolojisi ile kontrol edilebilir hale evirilmeye başlanmıştır. 20. yüzyılın 3. çeyreğinde ivme kazanan uydu/mekik teknolojisi önce görünen uzay olarak isimlendirebileceğimiz gökyüzü ile başlayarak, Ay’a kadar gitmiştir. Günümüzde uydu teknolojisi, bilinen dünya sınırlarını çoktan aşmış, uzay sonsuzluğunun yörüngelerinde, insanlığa hizmet görünümlü bir yarış halini almıştır. Bu yarışta tüzel yapılar, resmi kurumlar ile işbirliği yapar hale gelmiş; hatta başka ülkelerin kara, deniz, hava sınırlarından geçerek, yörüngelerine rahatlıkla gittikleri görülmüştür.
Yarım asırdır uzaya gönderilen uyduların bazıları görev sürelerini tamamlamış, bazıları da yeni teknolojiye uyum sağlayamadığından işlevsiz hale gelmiştir. İhtiyaç duyduklarında BM çatısı altında uluslararası kuruluşları organize eden ülkeler, uzay ile ilgili; 1967’de Ay ve Diğer Gök Cisimleri Dahil, Uzayın Keşif ve Kullanılmasında Devletlerin Faaliyetlerini Yöneten İlkeler Hakkında Anlaşma / 1968’de Astronotların Kurtarılması, Astronotların ve Uzaya Fırlatılmış Olan Araçların Geri Verilmeleri Hakkında Anlaşma / 1972’de Uzay Cisimlerinin Verdiği Zarardan Dolayı Uluslararası Sorumluluk Hakkında Sözleşme / 1974’de Uzaya Fırlatılan Cisimlerin Tescili Sözleşme / 1979’da Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Anlaşma, imza altına almışlardır; yeni anlaşmaların yapılması kaçınılmazdır.
Ekonomik, teknolojik ve askeri olarak güçlü devletler ve hatta dijital teknolojide üstünlük sağlayan tüzel yapılanmalar; tüm biyolojik canlıları ilgilendiren ama net olarak işlevseliğini kendilerinin bildiği ileri teknoloji ile donatılmış cihazları, uzayda yörüngelere konuşlandırmaktadır.
Tarih boyunca 17 devlet kurmuş / tarih sayfalarının değişmeyen ana uluslarından olan Milletimiz; bu amaçla Aralık 2018’de uzay çalışmalarına kurumsal olarak başlamıştır.
Uzay teknolojisinde, uzay anlaşmasında, masada bende varım diyebilmek / kara- deniz- hava unsurlarını ve gıda- enerji- sağlık vb. tüm sektörlerin güvenliğini ilgilendiren siber alem teknolojisine yön verebilmek için; Ülkemiz, uzay kulvarında yer almalıdır, çağın gerektirdiği qübit inovatifliğinde var olmalıdır. Dini kaynaklarda verilen teknolojilerin şifrelerinin çözümü için, ultra gelişmiş inovasyon merkezlerinin 7/24 çalıştığı günümüzde; Mutlak İlmin “… akıl, ilim, kuvvet / güneş yönlü batıya doğru, doğuya doğru yol / demir kütleleri, erimiş bakır …” ifadelerinin de yer aldığı şifreleri çözecek bilim insanlarımıza destek olunmalıdır. Uzay temelli tematik eğitim kurumlarımız olmalıdır / gençlerimiz, uzay teknolojilerine yönlendirilmeli, uzay temalı projelere dahil edilmelidir / güvenliğimiz için, 21. yüzyıl kuantum teknolojisiyle uyumlu, “uzay kuvvetlerimiz” olmalıdır. Çünkü çok yakın gelecekte, “uzay gücünün teknolojik gözü olmayanın, uluslararası arenada sözü de olmayacaktır.”
Bu satırlar; M. TUNCEL, Toplumsal Farkındalık, Nevşehir - 2022; çalışmasından yararlanılarak hazırlanmıştır.