BİLGİ 5 HARFLİDİR

Bilgi 5 harflidir; beşte dördü ilgidir.

Biz, toplum olarak meraklı , ilgili, öğrenmeğe istekli değiliz.

Çok sıradan, basit bir örnek vermek isterim.

1964 ile 1971 arasında yaşadığım Ankara'da en çok vakit geçirdiğim iki yer vardı : Fransız Kültür Merkezi ve Hachette Kitabevi.

DTCF öğrencisi ne yapar ! Kıt parasıyla lüks yerlerde vakit geçirecek değil ya. Fransız Kültür Merkezi'nin harika bir kütüphanesi vardı. Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesi'ni gezmiş, anılarını yazmış tüm Fransız yazarların kitapları en çok ilgimi çeken yayınlardı.

Hachette Kitabevi'nde sürekli Batı sanat müziği plakları çalınırdı. Fransızca dergiler, gazeteler, kitaplar...Günümüzdeki kadar değilse de kitap fiyatları yine yüksekti. Kolayca alamazdık istediğimizi. Fakat, hiç olmazsa orada istediğimiz kadar kalıp vakit geçirebilir, yayınları izleyebilirdik.

Peki, neden o yıllarda bu kitabevine adını veren Mösyö Hachette'in Türkçede ne anlama geldiğini öğrenmedik ! Öğrenme isteğini neden duymadık.

Okunuşu Haşet olan bu sözcüğün Türkçe karşılığı küçük balta, nacak demek...

..........................

Osmanlı egemenliğine girdikten sonra Suriye, bir vilayet olarak yönetildi. Dımaşk ( Şam ) , Halep, Beyrut, Kudüs ...Şam'da yaşayan Vali Paşa merak edip de Tadmur-Palmyra'ya gitmemiş. Lazkiye'yi görmemiş. Beyrut'u , Kudüs'ü merak etmemiş.

Fakat batılı gezginler için Osmanlı toprağı, halklar daima ilgi odağı olmuş.Her ulustan birçok gezgin Suriye'yi, Lübnan'ı gezmiş. Elbet, onlar dikkat çeken insanlar. Vali paşalar, kendileri görmese de, onların gezdiği yerleri, onların ağzından dinlemiş, dilmaç yardımıyla bilgi sahibi olmuş.

Güllük gülistan değil ortam. Her vali paşanın değişik bir vergi toplama yöntemi var.Topkapı Sarayı'nın, Babıali'nin bilgisi dışında binbir işlem...Zaman zama ayaklanmış halk...Lübnan Dağları, Antilübnan Dağları, Bekaa Vadisi yanmış, yakılmış. Dürziler devlete baş kaldırmış...Bastırmak için ayaklanmaları Anadolu'dan asker istenmiş. Binbir hristiyanlık mezhebinin varolduğu bu coğrafyada hiçbir vali barış içinde görev yapamamıştır.

Günümüzde sayısı azalan krallıklardan birisi Haşimi hanedanının yönetiminde Ürdün...

Osmanlı Devleti 1918'de yenilmiş olarak bu toprakları terketti. Fakat 1517'den başlayarak 400 yıl Türk yönetiminde kaldı bu bölge. İstanbul-Bağdat Demiryolu'dan cenuba ayrılan bir hat Suriye'den sonra çatal çatal Amman'a, Medine'ye, Mekke'ye ulaşıyordu. Anadolu halkının son birikimleri bu yola harcandı ve Türkiye' ye, ulusumuza hiçbir yararı olmadı.

Haşimi Ürdün Krallığı'nın antik bir hazine yeri var : Petra...Latince taş, kaya demek...1900'lü yılların başına gidelim. Ulaşım, demiryolu sayesinde kolaylaşmıştır. Taa ABD'den, Japonya'dan, Almanya'dan, Britanya'dan , Fransa'dan, İsveç'ten, İtalya'dan gezginler gelip Petra'yı ziyaret ediyorlar, yazdıkları makaleleri ülkelerinde yayımlanan dergilere gönderiyorlar. Dünyada Petra'yı bilmeyen kalmıyor.

Bilmeyen birisi kalıyor. Kimdir o ? Babıali'nin Suriye Vilayetine gönderdiği Vali Paşa. İstese Şam'dan kolayca ulaşabilir Petra'ya. Fakat merak yok, öğrenme gereğini duymuyor. Nabati Krallığı'nın ünlü beldesi böylece Osmanlı mülki idare amirlerince bilinmezliğin karanlığında kalıyor.

Örnekleri sayısız çoğaltma olanağı vardır.

İnebahtı, Navarin, Çeşme baskınlarında Osmanlı Donanması neden kolayca yokedilmiştir ! Dünya haritasını okumayı bilmeyen, sıradan bir kayıkçı iken Kapudan-ı Derya yapılan amiraller yüzünden...Rus Çarlık Donanmasının Baltık Kolu , Atlas Okyanusu'nu aşıyor, Cebelitarık Boğazı'ndan geçiyor ve Ege Denizi'ndeki limanlarımızı basıp gemilerimizi yakıyor, binlerce bahriyeli zabitimizi, eratımızı şehid ediyor.

Liyakatsiz, ehliyetsiz, yeteneksiz, mağrur Kapudan-ı Derya duyduğu halde haberi önceden, Rus Donanmasının Ege sularına gelebileceğine ihtimal vermiyor.

Osmanlı Bahriye Kuvvetleri Kumandanlığının ilgisizliği, bilgisizliği yol açmıştır bu yenilgilere...

Osmanlı Hükümeti 1914'te o kadar hazırlıksızdır ki savaş konusunda...Avrupa'da taa Rönesansla başlayan harita yapımı Osmanlıyı hiç etkilememiştir. 3 Kıtada toprakları olan koca devlet, kendi haritasını yapamamıştır. Almanya'nın yanında savaşa girmeye karar verildiği günlerde yaşanan paniği kimi yazarlar anılarında acı acı anlatırlar. Sahaflar Çarşısı' nda bir Musevi esnaftan harita satın almıştır koskoca Harbiye Nezareti.

Ülkenin haritasını başka ulustan birisi çizmişse, sınırları da Türk olmayanlar, Türk düşmanları çizer.

Başkumandan Vekili , Harbiye Nazırı Enver Paşa biliyor muydu Oltu-Sarıkamış yöresini. Nerden bilsin ki. Elde bir harita yoktur. Allahüekber Dağlarının buzlu yamaçları duvar gibi diktir. Sıcaklık eksi 30-40 C. Asker yorgun ve aç, pabucunun altı yok, doğrudan kara, buza basıyor. Tutsak edilen bir Rus subayının çantasından bölgenin en ince ayrıntılarını gösteren bir haritası çıkıyor. Rus ordusu oraya trenlerle gelmiştir, aç ve yorgun değildir.

Sonuç ortada...Haritasızlık yüzünden , bilgisizliğimiz yüzünden yenilmişizdir. 7 Cephede kahramanca vuruştuğumuz halde, binlerce şehid verdiğimiz halde.

Bunlar derin konulardır. Bir gazetenin köşe yazısında ele alabildiğimiz bu kadar işte.

-------------------------

25 Nisan 2026