Feda Nedir? Feda Edilen Kimdir?

Yıllar önce sarmaşıkla ağacın hikâyesini duyduğumda çok anlamamıştım. Feda nedir? Feda edilen kimdir?

Feda etmek, kelime anlamı olarak bilinçli bir vazgeçişi söylüyor. Bilinçli olarak sana ait olan manevi ve maddi değerleri bırakmak. Başka birisi ya da birileri için yapılan bu eylem, feda eden için zaman zaman zorlayıcı olabilir.

Kişi yalnızca kendisi için yaşayabilecek kadar toplumdan ayrı düşünülemez. Başka insanlarla birlikte yaşamak, iş birliğinde bulunmak, paylaşımlar içerisinde olmak… Yani sadece kendin için yaşa, yalnızca kendini mutlu etmek için uğraş; bir yere kadar gerçekçi bir hikâye olsa da büsbütün gerçeği yansıtmıyor.

Başka insanlara yardım ettiğinizde, ihtiyaçlarını karşıladığınızda, destek olabildiğinizde, hatta bunu yapabiliyorsanız karşılık beklemeden yaptığınızda doyum hissedebilirsiniz.

Vermek ve almak, doğanın kendi dengesinde olduğu gibi insanın doğasında da anlamlıdır.

Bu anlamı keşfedebilmek için illa feda etmek mi gerekir?

Feda, kendinden eksiltmek gibidir çoğunlukla. Kişi kendinden eksildikçe bunu telafi etmekte zorlanır ve zamanla bir tür tükenmişlik yaşayabilir. Kendi ihtiyacı olduğu hâlde bütün yemeğini başka birisiyle paylaşırsa yeniden yemek yapabilmek için enerjisi kalmayacaktır mesela. Oysa feda etmeden de paylaşabilirdi. Hiç paylaşmamak seçeneği ise toplumsal, hatta insani bir duyarsızlaşma olarak görülebilir.

Küçük bir sarmaşık, kökleri yere dağılan sağlam gövdeli bir çam ağacının yanında ilk yapraklarını çıkarmış. Çam ağacı sevinçle minik sarmaşığı selamlamış. Sarmaşığın onun yanında büyüyecek olması, ona arkadaşlık yapacak olması ile ilgili çok heyecanlıymış. Her adımında onu izlemiş, öğütler vermiş, hatta kendi gövdesine sarılmasına izin vermiş.

Yıllar geçmiş, sarmaşık çokça büyümüş ve bütün çam ağacını sarmış. Çam ağacı, sarmaşığın yapraklarının arasında nefes alamaz olmuş fakat sarmaşığa da bir şey diyemiyormuş. Sarmaşık çamın yapraklarından rahatsız olduğunu söyledikçe çam yapraklarından vazgeçmiş, dallarını sarmaşığın yapraklarıyla doldurmuş.

Çamdan geriye yalnızca gövde kalana kadar sarmaşık hiç durmamış. Bir gün çam artık köklerinin de ondan geri çekildiğini fark etmiş. Yaprakların olmadığı yerde yalnızca köklerin onu doyuracağını ummasının faydasızlığını geç fark etmiş.

Çam kendi ruhundan vazgeçtiğinde geriye sadece bir odun gövdesi kalmış. Sarmaşık ise zaferinin sarhoşluğunu yaşıyormuş.

Sonbaharla birlikte esen rüzgârlar, artık kökleri de kalmayan çam gövdesini devirdiğinde sarmaşık inanılmaz şaşırmış ve çama öfkelenmiş. Ona kalırsa bütün suç ondaymış.

Devrilmiş çam gövdesi saçılmış, sarmaşık o gün içerisinde parçalarına ayrılarak kaldırılmış.