Nevşehir’de binbir emekle yetiştirilen yaş üzümün 8-10 TL seviyelerinde alıcı bulması üreticiyi isyan ettirdi. “Bağlarımızda sela okutuyoruz” diyen üreticiler, artık her yıl aynı sorunu konuşmak yerine üzümü katma değerli ürüne dönüştürecek kalıcı bir çözüm ve modern bir işleme tesisi istiyor.
Nevşehir’in bereketli topraklarında yetişen üzüm, bu yıl da üreticisinin yüzünü güldürmedi. Yaş üzümün kilogramının yaklaşık 8-10 TL seviyelerinde alıcı bulması üreticilerin tepkisine neden olurken, bazı bağlarda üzümlerin dalında kaldığı ve üreticilerin durumu protesto etmek için bağlarında sembolik olarak sela okuttuğu belirtildi. Üreticiler, “Her yıl aynı feryat, aynı figan. Artık kalıcı çözüm istiyoruz” diyerek yetkililere çağrıda bulundu.
Nevşehir'de üzüm üreticisinin sesini sahadan dinledik: "Bir bilene, bir üretene sorduk..."
Nevşehir’de asırlık bağcılık kültürü, her hasat döneminde yeniden gündeme gelen fiyat ve pazarlama sorunlarıyla karşı karşıya.
Binbir emek ve yüksek maliyetle yetiştirilen yaş üzümün beklenen değeri bulamaması, üreticiyi zor durumda bırakırken, bazı üreticilerin ürünlerini dalında bırakmak zorunda kaldığı ifade ediliyor.
Bölgedeki üreticilerin aktardığına göre, yaş üzümün kilogramının 8-10 TL seviyelerinde alıcı bulması, girdi maliyetleri karşısında üreticinin beklentilerini karşılamıyor. Sulusaray’da da üreticilerin düşük fiyat ve alım sıkıntısı nedeniyle üzümlerini kurutmaya yöneldiği bildirildi.
“Bir kilo üzüm bir bardak çay etmiyor”
Nevşehir’de üzüm üreticilerinin yaşadığı tabloyu anlatmak için kullandığı ifadeler dikkat çekiyor.
Bir üretici, bağlarda kalan üzümlerin arılar ve kuşlar tarafından tüketildiğine dikkat çekerek durumu esprili bir dille şöyle anlattı:
“Arıların size selamı var. Üzüm üreticilerine söyleyin, 8 liraya üzümü vermesinler, biz yiyelim diyorlar.”
Üreticiler, yıllardır devam eden sorunun yalnızca fiyat meselesi olmadığını, ürünün hasat sonrası değerlendirilebileceği işleme ve pazarlama altyapısının da güçlendirilmesi gerektiğini dile getiriyor.
“Bağlarımızda sela okutuyoruz”
Üreticilerin ifadelerine göre sorun bu yıl ortaya çıkmış değil.
Her bağbozumunda benzer fiyat tartışmalarının yaşandığını belirten üreticiler, “Bağcılık can çekişiyor” diyerek yaşanan tabloya dikkat çekiyor.
Özellikle emeğin, gübrenin, ilaçlamanın, sulamanın ve işçiliğin maliyetleri düşünüldüğünde, ürünün düşük fiyata satılmasının üreticiyi sürdürülebilir bir üretim modeli açısından zorladığı belirtiliyor.
Nitekim geçmiş yıllarda da Nevşehir’de bağcılığın sorunları Meclis gündemine taşınmış; TBMM’de yapılan bir konuşmada TASKOBİRLİK’in kapanması ve artan girdi maliyetlerinin bölgedeki bağcılık üzerindeki etkisine dikkat çekilmişti.

Üzüm Var, Bağ Var, Üretici Var… Peki Ya Fabrika Nerede?
300 Yıllık Bağcılık Mirası Yeniden Canlandırılabilir
Nevşehir’in meşhur üzümünün tarihine bakıldığında, bölgedeki bağcılık kültürünün yüzyıllar öncesine uzandığı görülüyor. Yaklaşık 300 yıl önce Nevşehirli Sadrazam Damat İbrahim Paşa’nın memleketine bağlar kurdurduğu, o dönemden kalan bazı bağ çubukları ve kütüklerin ise Nevşehir’in köklü bağcılık geçmişinin izlerini taşıdığı ifade ediliyor.
Nevşehir’in merkezinin yanı sıra birçok ilçe, belde ve köyünde yetiştirilen yöreye özgü üzüm çeşitleri; kendine has aroması, kokusu ve lezzetiyle bölgenin önemli tarımsal değerleri arasında yer alıyor.
Ancak geçmişten günümüze taşınan bu güçlü bağcılık mirasının, ürünün işlenmesi ve pazarlanması noktasında yeterince değerlendirilememesi dikkat çekiyor.
Özellikle Nar’daki TASKOBİRLİK tesislerinin kapanmasının ardından Nevşehir’de üzümün üreticiden tüketiciye uzanan süreçte değerlendirilebileceği yeterli işleme ve pazarlama altyapısının bulunmaması, sektör açısından önemli bir boşluk olarak öne çıkıyor.
Üzüm sadece sofralık olmamalı
Oysa Nevşehir üzümü yalnızca yaş olarak satılan bir tarım ürünü değil, çok sayıda katma değerli ürüne dönüştürülebilecek önemli bir hammadde niteliğinde.
Üzüm sirkesinden üzüm suyuna, şıradan köftüre, pekmezden kuru üzüme kadar pek çok ürünün Nevşehir üzümünden üretilmesi mümkün.
Bu ürünlerin modern tesislerde işlenmesi, paketlenmesi ve markalaştırılması halinde hem üreticinin ürününü daha değerli şekilde değerlendirmesinin hem de “Nevşehir Üzümü” markasının güçlendirilmesinin önü açılabilir.
Daha da önemlisi, üzümün yalnızca hasat döneminde alıcı bulmasına bağlı kalmaması, farklı ürünlere dönüştürülerek yıl boyunca ekonomik değer oluşturması sağlanabilir.
Bağcılığı yaşatmanın yolu katma değerden geçiyor
Nevşehir’in yaklaşık 300 yıllık bağcılık mirasının geleceğe taşınabilmesi için üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği sürdürülebilir bir ekonomik model oluşturulması büyük önem taşıyor.
Üzüm işleme tesisleri, kooperatifleşme, ortak üretim ve pazarlama modelleriyle desteklenecek bir yapı; hem üreticinin gelirini artırabilir hem de genç nesillerin bağcılığa yönelmesine katkı sağlayabilir.
Kısacası mesele sadece “üzüm kaç liraya satılacak?” sorusundan ibaret değil.
Asıl mesele;
Nevşehir’in üzümünü nasıl daha değerli hale getireceğiz?
Üreticinin emeğini nasıl koruyacağız?
300 yıllık bağcılık kültürünü gelecek nesillere nasıl aktaracağız?
Nevşehir’in bağları, üzümü ve üreticisi var. Şimdi ihtiyaç olan; bu zenginliği işleyecek, markalaştıracak ve katma değere dönüştürecek ortak akıl ve yatırım iradesini ortaya koymak.
Çünkü Nevşehir üzümünün geleceği, sadece bağda değil; kurulacak tesislerde, oluşturulacak markalarda ve üreticinin emeğine verilecek değerde yatıyor.

Asıl soru: Üzümü neden katma değerli ürüne dönüştüremiyoruz?
Nevşehir’in üzümünü yalnızca yaş olarak satmak yerine, pekmez, üzüm suyu, köftür, kuru üzüm, sirke, üzüm turşusu ve benzeri ürünlere dönüştürerek daha uzun süre saklamak ve katma değer oluşturmak mümkün.
Burada üreticilerin gündeme getirdiği temel soru ise şu:
“Nevşehir’in üzümü var, üreticisi var, emeği var. Peki bu ürünü işleyip değerine değer katacak tesisler neden yeterince yok?”
Sofralık olarak değerlendirilemeyen veya alıcı bulamayan üzümün farklı şekillerde işlenmesi, üreticinin yalnızca tek bir alıcı kanalına bağlı kalmasının önüne geçebilecek seçeneklerden biri olarak görülüyor.
Üzümün kurutulması, pekmez ve köftür üretimi, sirkeye dönüştürülmesi ya da farklı gıda ürünlerinde değerlendirilmesi, üreticinin ürününü hasat döneminde elinden çıkarmak zorunda kalmasını azaltabilecek alternatifler arasında bulunuyor.
“Kooperatif şart, birlikten güç doğar”
Üreticiler ve bölge için çözüm arayışında öne çıkan başlıklardan biri de örgütlenme ve ortak üretim modeli.
Üreticilerin bir araya gelerek kooperatif veya benzeri tüzel bir yapı oluşturması, ürünün ortak şekilde işlenmesi, paketlenmesi, markalaştırılması ve pazarlanması öneriliyor.
Bu noktada üreticiler; yerel yöneticiler, bürokratlar, siyasiler, sivil toplum kuruluşları, üretici temsilcileri ve ilgili kurumların aynı masa etrafında buluşarak ortak bir yol haritası oluşturması gerektiğini ifade ediyor.
KOP’un Nevşehir’i de kapsayan bölgesel yapısı bulunuyor. Kurumun geçmiş projeleri arasında Nevşehir’de modern bağcılığın geliştirilmesine yönelik katma değer odaklı çalışmalar yer alıyor.
Bu örnekler, üzümde de üretimden işlemeye ve pazarlamaya uzanan bir modelin tartışılabileceğini ortaya koyuyor.
Nevşehir’e Üzüm Suyu ve Pekmez Fabrikası Yakışır!
Nevşehir’in bağları var.
Üzümü var.
Üreten çiftçisi var.
Geleneksel üzüm ürünlerini üretecek kültürü var.
KOP gibi bölgesel kalkınma mekanizmaları ve farklı kamu destekleri de bulunuyor.
O halde soru şu:
Nevşehir’de üzümü katma değerli ürüne dönüştürecek, üreticinin ürününü değerlendirecek modern bir üzüm işleme ve pekmez tesisi neden olmasın?
“Her malzeme var, helva yapan yok” sözü tam da bu noktada anlam kazanıyor.
Üreticinin beklentisi yalnızca daha yüksek üzüm fiyatı değil; ürünün değerini artıracak kalıcı bir sistem kurulması.
Aynı sorunu her yıl konuşmak yerine çözüm zamanı
Nevşehir’de her bağbozumu döneminde benzer manzaraların yaşanması, sorunun artık geçici değil, yapısal olarak ele alınması gerektiğine işaret ediyor.
Bu yıl yaşanan fiyat sıkıntısı gelecek yıl da aynı şekilde yaşanacak mı?
Üretici yine ürününü düşük fiyata mı satacak?
Alıcı bulamayan üzümler yine dalında mı kalacak?
Yoksa Nevşehir’in üzümünü yalnızca ham madde olarak satan değil, işleyen, markalaştıran ve katma değer oluşturan bir üretim modeli mi kurulacak?
Nevşehir’in bağcılığının geleceği açısından asıl tartışılması gereken başlıkların bunlar olduğu belirtiliyor.
Çünkü mesele yalnızca bir sezonun üzüm fiyatı değil; Nevşehir’in asırlık bağcılık kültürünün geleceği.
Ve sahadaki üreticinin mesajı net:
“Sorunun değil, çözümün parçası olun. Birlik olalım, üretelim, işleyelim ve üzümümüzün değerini kendimiz artıralım.”











