banner177
banner195

Alkan'ın Kaleminden Türkmen Cephesi

Kapadokya TV genel Yayın Yönetmeni-Savaş Muhabiri Behçet Alkan, Türkmen Cephesi'nde yaşanılanlara yerinde şahitlik etti.

Alkan'ın Kaleminden Türkmen Cephesi

banner143
banner134

 Alkan'ın Kaleminden Türkmen Cephesi

NEVŞEHİR(MHA) Kapadokya TV genel Yayın Yönetmeni-Savaş Muhabiri Behçet Alkan, Türkmen Cephesi'nde yaşanılanlara yerinde şahitlik etti.

Alkan Türkmen Cephesindeki izlenimlerini Şöyle anlattı;”Komşunun evi alevler içinde yanarken kayıtsız kalmak mümkün değil. Bizler de Kapadokya TV ekibi olarak bu duruma kayıtsız kalamıyoruz ve zaman zaman sınır komşumuz Suriye’de ateş hattına girerek “Orada gerçekte neler oluyor?” sorusuna bizzat cevap arıyoruz. Daha önce defalarca çekimler yapıp belgesel hazırladığımız Suriye’de Türkmenlerle buluştuk. Lazkiye kırsalında topraklarını düşmana karşı koruyan yiğitlerle günlerce beraber olduk. Hem cephelerde mücahitleri görüntüledik, hem köylerde savaşın ağır şartlarında yaşam mücadelesi veren Türkmen halkla sohbet ettik.

Sınırın diğer tarafında yükselen Türkmen Dağı ormanlarla çevrili ve Türkmenlerin bir kısmı orman içindeki köylerde yaşıyor. Ve köylerin, kasabaların isimleri hiç yabancı değil bize Kalaba, Karaman, Kapaklı, Fırınlık vs.

Türkmenler nesiller boyunca asimile çalışmalarına karşı hep dik durmuş, köylerde Türkçe ana dil. Arapçayı okulda öğreniyorlar. Hatta gözünüz kapalı iken sınırı geçmiş olsanız hala Türkiye’de olduğunuzu düşünürsünüz yaşam biçimi, dil, kültür her şey aynı…

Türkmen Dağı Tugay Komutanı Ahmed Arnavut’un misafiri olarak kaldığımız Türkmen karargahında sabahlara kadar sohbet ettik. Hem onlar susamış ana vatan muhabbetine, hem biz asırlık özleme düşmüşüz farkına varmadan….

Suriye Türkleri Selçuklu Sultanı Alparslan tarafından Malazgirt Savaşı’ndan sonra önce Rakka ve Halep Bölgesi’ne, Osmanlı döneminde de Hac yolunu korumak için Suriye’nin iç hatlarına kadar yerleştirilen Oğuz boyları… Yaklaşık 3 milyon Suriye Türkmeni Şam, Lazkiye, Hama, Humus, Halep, Rakka kentlerinde ve köylerinde yaşıyor. 

Ancak bugün Selçuklu ve Osmanlı sultanlarınca bu bölgelerde oluşturulan Türkmen elleri harabeye dönmüş durumda…

Uçakların hedef gözetmeden rastgele vurdukları yıkılmış binalarda yakılmış köylerde hatıralar birer birer toprağa karışıyor.  Müslümanların ibadethaneleri olan camiler dahi, Esad ve ona destek veren güçler tarafından harabeye çevriliyor. Türkmenler başlarına göçen evlerini, barut kokusu saran köylerini ağıtlar içinde terk etmek zorunda bırakılıyor.

Sınırlar neredeyse bir asır önce çizildi ama Türkmenler öylesine bağlı kalmışlar ki ana vatana, ne gelenekler kaybolmuş ne de adetler. Sınırın öbür yakasında olsalar da al bayrağa olan sevdaları hep yeniden filizlenmiş nesiller boyunca.

Savaşın yorgunluğunu yüzünden okuduğumuz Mehmet amcamız, ay-yıldızlı al bayrağa olan aşkını ve sevdasını anlatırken dinleyenleri de duygulandırıyor. Sağlık sorunlarına ve yaşına rağmen topraklarını düşmana karşı koruma gayretinde. Savaştan önce tır şoförüymüş, aracında Türk Bayrağı taşıdığı için El Muhaberat tarafından sorguya alınmış tırnakları sökülmüş işkence sırasında dipçikle çenesine aldığı darbeler nedeniyle tüm dişleri kırılmış “tek dişim kaldı ağzımda, getirip beni evimin önüne sabaha karşı attılar, sürünerek çıktım kapıya ama içimdeki bayrak sevgisini söndüremediler” diyor. Yanımızda bulundurduğumuz ay-yıldızlı al bayrağımızı kendisine hediye ettiğimizde gözyaşlarını tutamadı, defalarca öptü öptü bayrağı…

Roketlerle vurulmuş olsa da minareler, ezan sesinin eksik olmadığı Türkmen Beldeleri’ni sınır cephelerindeki birlikler koruyor. Korkusuzca cihat eden Türkmen mücahitlere Çeçen ve Arap mücahitler de destek veriyor.

İmkansızlıklardan imkan oluşturan Türk zekası burada da kendini gösteriyor. Tüplerin içine şarapnel parçası yerleştirilerek imal edilen bombalar bir nevi havan yardımıyla fırlatılıyor...  Adı cehennem topu… Menzili 1500 metre… Etkisi cezp edici. Türkmen mücahitler düşman hatlarına atış yaparken hep bir ağızdan tekbir getiriyorlar. Gördüğümüz manzara “şu çılgın Türkler” tanımlamasını getiriyor hatırımıza..!

Esad döneminde şiir yazmanın bile yasak olduğunu söyleyen Musa abimiz ise Türkiye’den gelen bizleri gördüğünde yıllardır gönlüne sakladığı sevdayı dışarı vuruyor. O konuşuyor, biz dinliyoruz, biz göz yaşları içinde konuşamazken o “bize de gölgende bir yer ver al bayrak” dizelerini okumaya başlıyor.

Kepir adlı köyde çekimler yaparken köyün yaşı itibariyle en saygın Türkmenlerinden bir amcamızla sohbet ediyoruz. Çocuğunun nasıl yiğitçe çarpışırken şehit olduğunu anlatıyor tam da o esnada uçak 6-7 km ötemizdeki Türkmen Köyü’nü vurdu füzeyle… Telsizden yaralı olmadığı bilgisini alınca hep bir ağızdan “Elhamdülillah…” Patlama sesleri hiç eksik olmuyor, köylerin top, uçak, helikopter ve füzeyle her gün vurulduğunu ancak şehit sayısının bunca bombardımana rağmen düşük olduğunu ifade ediyorlar. Ve bir mücahidin gördüğü rüya anlatılınca tüylerimiz diken diken oluyor! “-Bembeyaz bir melek, çok büyük bir yapısı var. Beyazlığı gözlerimizi kamaştırıyor lakin elleri siyah. Yaklaşıp soruyorum neden sen beyazsın da ellerin böyle siyah. –Size gelen bombaları tutmaktan böyle oldu” işte bu rüya tarafların hangisinin doğru olduğunun da işareti aslında…

Savaş ne demek biliyor musun kardeşim?

Bombalar düşerken köyüne, viran olur evin

Duyduğun o sesin, son ses olduğunu hissetmektir savaş

Çaresiz kaçış, yardım için komşuna koşmaktır savaş

Bir adım uzağa kaçabilmek isterken dizlerin titremesi,

Büyüdüğün mahallenin yok edilişini izlemektir savaş

Bombalar sıra sıra düşerken tepene,

Dilinde tekbirle sığınmaktır Rabb’ine

Parmağına diken batmasın dediğin evladının

Beton yığınları arasındaki “ölmedim kurtarın” sesidir sevincin”.



Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.
Avatar
türkmenlere selam olsun - 2 yıl önce
türkmenler suriyede ırakta doğu türkistanda büyük ızdırap içinde allah onlara yardım etsin. ama hep türk edebiyatı yapan mhp neden türkmenlere nevşehir 10 tır yardım gönderemedi bunca yıldır boş edebiyat yerine onlara el uzatmak hepimizin görevi. türkmenlere selam olsun