BİR İSLAHATÇI; 3. SELİM

Çok kolay.

Masa başında oturak ahkâm kesmek hem kolay hem de zevkli, bir zorluğu yok.

Fakat bu çıkmaz bir yoldur, gerçi kısa süreli olsa da belli başarılar, belli mevziler elde edebilir, ya sonrası, işte orası meçhul, meçhul değil belli aslında, sonuç kaçınılmaz şekilde hüsrandır.

Osmanlı devleti bir cihan devletidir, iyi ya da eksik yanları ile. Bu devleti masa başında analiz edenler hep yanılır, yanılmaya da mahkûmdurlar.

Konumuz Sultan 3. Selim Han.

3.Selim daha şehzadelik yıllarında devletin asli sorunları üzerinde durmuş, düşünmüş, çözümler üretmeye başlamış. Aslında sorunu kapanmaz bir yara haline getirenin ‘Yeniçeri Ocağı’ olduğu konusunda hiç tereddüdü de yoktur.
   

Bunun için ne yapılması gerektiğini daha iyi anlamak, çeşitli seçenekler üzerinde durmak için Avrupa’ya güvendikleri kimseleri göndermiş, orada araştırma yapmalarını, gördüklerini yazmalarını istemiş, gelen raporları kendisi tek tek incelemiş, fakat bir sonuca da ulaşamamış, devletin kangreni haline gelen

Yeniçeri Ocağı'nın da içinde olduğu bir ayaklanma ile önce tahttan indirilmiş sonra ise katledilmiştir.
   

Neden?
   

Bu sorunun cevabı sadece 3. Selim’de aranmamalıdır, bu sorunun cevabı toplumda, toplumsal gelişimde ve toplumsal gelişimin ya da gelişememenin içinde aranmalıdır.
   

Toplum gelişmemiş, bilgiden uzak, cahil, bir o kadar da gözü kara bir toplumdur, analiz ve değerlendirme yetenekleri sınırlıdır, böyle bir toplumda 3. Selim ne kadar başarılı olabilirse o kadar da olmuştur.
   

Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’e karşı yapılan ayaklanmaları bir hatırlayın, üstelik o zaman insanlık 20. Yüzyılda, 3. Selim zamanın da ise 18. Yüzyılda idi. Arada tam 200 yıl fark var.
   

Bu fark ciddi bir farktır, Mustafa Kemal’in başına gelen zorlukları düşündüğümüz zaman 3. Selimin hiçbir şansının olmadığını gayet iyi görebiliriz.
   

İşte bunun içindir ki bu işlerin çözüm yeri masa başı değildir, çözüm yeri araştırmak, kütüphanelerde toz yutmak, incelemek, o dönemde yazılan eserleri tetkik etmek ile başarılabilir, yoksa gerisi laf-ı güzaftan öte bir anlam taşımayacaktır.
   

Bunun içinde 3. Selim başarılı olamamıştır.
   

3. selim zekidir, iyi eğitim almış, kendini yetiştirmiş, amcası tarafından devletin işleri içinde bulunmaya teşvik edilmiş, bizzat sorunların kendisi ile karşılaşmıştır.
   

Çözüm için kafa yormuş, çareler aramaya başlamış, düşüncelerini güvendiği insanlar ve ilim insanları ile paylaşmış, onların önerilerini dinlemiş, notlar almış, hazırlıklar yapmıştır.
   

Buna rağmen başaramamış, devleti için canını ortaya koymuş, ortaya koyduğu canını gene devleti için feda etmiştir. 
   

O bir ıslahatçıdır, liderdir, ileri görüşlü, zeki ve birçok yeteneklere sahiptir.
   

Belki başarılı olamamış ama onun yaptıklarının bir birikim olduğunu düşünürsek, bundan yola çıkan diğer padişahlar sorunların üstüne daha kararlı daha bilinçli bir şekilde gitmiştir.