EMEKLİ OLMAK

‘’ Ortaokullarda, liselerde, üniversitelerde 45 yıl görev yaptım. Son 10 yıl, prof unvanlı olarak çalıştım. 2023 yılı sonunda anladım ki, ortaokul mezunu bir emekliden farkımız yokmuş. ‘’

Facebook’ta bu bilgiyi paylaşınca onaylayan, karşı çıkan çok sayıda tanış oldu.

‘’ Hocam, bugünler geçici; moralinizi bozmayın.’’

‘’ Niye böyle düşünüyorsunuz Hocam, siz çok değerlisiniz. Emekli de olsanız eğitim vermeğe devam ediyorsunuz.’’

‘’ Haklısınız. Günümüzde iktidar partisinin eğitime, eğitimciye verdiği değer budur işte.’’

16 Mart 2014 günü 68 yaşıma girdiğim gün emekli olmuştum. İyimserdim. Yeni bir dönem başlıyordu. Mesai yoktu artık.Kendimi bırakmamalıydım. Her günü değerlendirmeliydim.

Akçeli durum da fena sayılmazdı o yıl. Doların, euronun egemenliği vardı da, günümüzdeki ölçüde baskın değildi.

Bir Euro 2 lira idi. Ben emekli aylığımla 2 bin Euro alabiliyordum. Emekli ikramiyemle Euro alıp bankada döviz hesabı açsaydım, şimdi Euro zenginiydim. Fakat, üniversite konutlarındaki evimizi boşaltmak zorundaydık ve bir arayışa girdik. Oğluma, torunlarımıza yakın olmak için Urfa Bulvarı’na yakın bir siteden bir daire satın aldık. Para yetişmedi; bir kamu bankasından 10 bin TL kredi alıp ekledik ve eve  sahip olduk.

Pahalılık elbette o günlerde de en önemli şikayet konusuydu. Fakat, günümüzdeki boyutlarda değildi. Çarşı Pazar yakıp kavurmuyordu yurttaşı. Alış verişlerimizi kredi kartıyla yapıyor, günü geldiğinde bankaya karşılığını ödüyorduk.

Göre’de, Ankara’da, Nevşehir’de, Ürgüp’te, Zara’da, Kadışehri’nde, Elazığ’da, Diyarbakır’da 60 yıl boyunca biriken kitaplarımız fakültedeki odamda ve evimizdeydi. Bunları taşımak pek yorucu oldu. Biraraya getirince gördük ki, 4 odalı yeni evimizin 2 odası tıklım tıklım doldu. Kitaplar, dergiler, dosyalar, diyapozitif kutuları, CD-DVD albümleri, video kasetler, ses kasetleri, özel bir koleksiyon olarak duvar  takvimleri, rulo halinde haritalar…Tek bir sayfayı boşa çıkarmadan tümünü taşımayı başardık. Bunun için 1976 doğumlu oğlum Mutlu’nun yorulmak bilmez gayreti, çabası önem kazandı.

Geriye dönüp bakıyorum da aradan 10 yıl geçmiş. Rüzgar gibi…Anarşi-terör yine yakıp kavurmağa devam etti bu süre içinde. Hemen her gün yurt içinde, Irak’ta, Suriye’de şehid verdik. 2016 temmuzunda bir ihanetle vurulduk. 2017’de oğlum, ailesini alıp Çanakkale’ye taşındı; biz kaldık Diyarbakır gurbetinde. Torunlarımızı özleyerek…2019 sonlarına doğru bir salgın hastalık yaşadık, eve kapanıp kaldık, 2023’te maddi hasarlı olmasa da, depremlerrle sarsıldık.

10 yıl geçip gitti. 60 yılda biriktirdiklerimiz düzenlendi. ‘’Şimdi vakit yok, ilerde emekli olunca okurum, dediğim kitapları taradım, tümünü ya da içinden bir bölümünü okudum. Her gün ajandama günce-günlük yazdım. Semt pazarlarını gezip fotoğraflar çekip Whatsapp’ta, Facebook’ta paylaştım… Marifet iltifata tabidir, demiş eskiler. İlgi gördükçe onlar, biz  de mutlu olduk.

Her gün gazetelerimizi okuduk. Ya doğrudan ya da internetten. Haftada 2 dergiyi izledik. Eski koleksiyonlarımız kitaplarla, gazete kesikleriyle büyümeğe, varsıllaşmağa devam etti.

Bu arada, emekli olunca, ‘’Nasıl olsa, artık jüri üyesi olamayacak, öyleyse niye ilgi göstereyim ! ‘’ diyen meslekdaşlar da çıkmadı değil. Sağlık olsun !

10 yıl içinde tek bir kitabımız çıkmadı. Yayınevleri istemiyor artık kitap basmayı. Gerekçeleri hazır : Ne öğretim üyesi kitap okuyor, ne de öğrenci. Buna da bir ‘’sağlık olsun ! ‘’ diyelim. Bakalım hele, gittiği yere kadar, gider.