GÜVEN DUYMAK, İNANMAK
Üniversite bizi Britanya eğitim fakültelerinde öğretmen yetiştirme konusunda inceleme (!) yapmak için Leeds kentine gönderdi. Bir haftada neyi, nasıl inceleyeceksin ! Laf ola, beri gele. En az 2 dönem izlemek gerek işleyiş düzenini.
Pek sınırlı idi bize verilen döviz.Gerçi her gittiğimiz yer belli bir izlenceye göre önceden belirlenmişti; otele, yeme içmeye pound ( sterling- İngiliz lirası ) harcamadık, fakat örneğin gezdiğimiz yerlerde indirimli kitap satışı yapılıyordu. Mesleki bazı kitapları almak isterdik. Adı indirimli, bize göre yine pahalıydı.
Dönüp geldik. Bol bolamat harcamadığımız için dövizi, ilk bilgisayarı alma kararına vardık. Gerçi Fakülte'de kullanıyorduk, ama evde olursa oğullarımız da değerlendirir diye düşündük.
Günümüzde dünya markası bilgisayarlar 1998'de daha Türkiye'd yoktu. ZET marka bir bilgisayarı uygun gördük.Hasel Elektronik adlı firma ... Anlaşmayı imzaladık. Senetlere imzayı attık. İlk ödemeyi yaptık. Tamamdır; alıp götürebiliriz artık masaüstü bilgisayar kutusunu. Hayır. Niyeymiş ? O anda yokmuş. Bir hafta, 10 gün içinde teslim edilecekmiş. Önceden söyleseler ya. Müşteri kaçar, başka yere gider. Niye söylesinler !
O gün bilgisyarı alamadık ama, bir yazıcı ( printer ) sahibi olduk. Ne işe yarayacaksa. Mutlu gülerek taşıdı kutuyu eve.
On gün sonra bir yazı, firmanın şubesinin camlarında: % 30 indirim. Biz eski fiyattan ödemişiz. Hem bilgisayarı, hem yazıcıyı yüksek bedel ödeyerek almışız.
Dürüstlük mü bu ?
Desene '' Bir hafta içinde fiyatlar düşecek. Bilgisayarınızı teslim ettiğimiz gün ödemeyi yaparsınız. ''
Niye zarar etsinler !
Geçmiş olsun !
.............................

Gazeteler, dergiler ek verirdi 2000'e değin. İşe yarayan ekler...Düzenli biriktirirsen, arada boşluk kalmazsa, ciltletirsen bir kitap sahibi oluyorsun.
Bu bir ansiklopedi olabilir, bir almanak, bir dünya tarihi, illerimiz, komşu ülkelerin coğrafyası.
Bu eklerin verilmesi, toplanması cilt işini canlandırıyor, ciltçilere, basımevlerine para kazandırıyordu.
AnaBritannica fasikül fasikül satın aldığımız bir ansiklopedi. Cilt kapakları da hazır.Özenle sıraya koydum, bir naylon torba içinde Ofis Semti'nde bir ciltçiye götürüp teslim ettim.
Fakülteden çıkışta uğrayıp bakıyordum; yok, yapılmamış.
Sıcaklar bastırmış, kimse çalışmak istemiyor. Herkes uyukluyor.

Sonra yıllık dinlence için Ürgüp'e gidiyoruz. 5 hafta sonra dönüp geliyoruz. İlk işim ciltçiye uğramak oluyor. Rafta hazır. Ciltlenmiş, iyi güzel; ala ve rana...Bedelini ödüyorum, çantama koyup evime gidiyorum. Akşam, inceliyorum cildi. Görünürde nitelikli bir iş çıkarılmış. Ödediğim paraya değmiş diye düşünürken ...İnceleyince görüyorum ki, fasiküllere su damlamış, sonra kurumuş; eğri büğrü sayfalar...Kirli parmaklarla açmışlar, kömür karası iz kalmış.
Ertesi gün , dersim saat 10'da başlıyordu. Ciltçiye uğradım.Geç geldi. Çantamdaydı ansiklopedi. Çıkarıp gösterdim.
'' Bu fasiküller bana ait değil. Başka birinin bu. ''
Bozuldu. Bir sayfayı açtı. Adımı yazmış. Demek, önceden itiraz edeceğimi düşünerek hazırlık yapmış.
'' Bu yazı da benim değil. Sen kendin yazmışsın adımı. ''
Küstü, hırçınlaştı, bakışları yabanıl...Bir daha da yüzüme bakmadı. Biz de kuzu kuzu ( pardon koyun koyun ) çıktık oradan.
.....................

Dürüstlük...Güven duyulacak bir ortamda yaşamanın güzelliği... Kimsenin başka birine saygısızlık etmediği, sevmese de saygı duyduğu bir yerde yaşamak...Güven içinde, aldanmadan, aldatmadan; kandırılmadan yaşamak... Budur güzel olan, yaşama değer katan.
----------------------------
14 Nisan 2026