OL'DURMAYA ÇALIŞMAK...

Ol'durmaya çalışan Öl'dürür.

Mutluluğu Ol'durmaya çalışan mutluluğun katili, düzen ve temizliği Ol'durmaya çalışan bunun katili, İyiliği Ol'durmaya çalışan iyiliğin katilidir. İnsan bunları Ol'duran değil bunlara ancak şahit olandır. Mutluluğa, iyiliğe ve düzene ne kadar şahit olursak o kadar mümkün olacaktır.

Şahit olmadığımız hiçbir şey olmayacaktır.

İnsan hayatta sürekli bir çaba içerisinde bir şeyleri düzeltmek, değiştirmek, geliştirmek için Ol'durmaya çalışır. Çoğu zaman bu çabalar çok uzun süreçlerde verilen emeklerle bir neticeye varır. Bunun için uzun ve bilinçli bir şekilde stratejik bir müdahale gerekirken bazen biz kendi kaygılarımızı bastırmak ya da ihtiyaçlarımızı gidermek amacıyla dürtüsel ve kontrolsüz çabalarla bir şeyleri Ol'durmaya çalışırız. Ve elbette netice de hüsranla sonuçlanır.

Peki neden genelde hüsran ile sonuçlanır?

O kadar emek verilmiştir oysa, o kadar iyi niyet ve çaba neden boşa çıkar ?

Hep hayat mıdır zor olan ya da insan mıdır nankör ?

Yoksa bizim yaptığımız stratejik bir bakış açısı sorunu mu vardır acaba?

Örneğin bir anne-baba evladı için elinden gelenin fazlasını yapmaya çalışır, geleceği iyi olsun ister mutlu olsun der, bunun için hep Ol'durmaya çalışır.

Ya da bir eş, sürekli eşini memnun etmeye çalışır, onun gözündeki beni konumlandırmaya ona yetmeye çırpınır, onu memnun etmek için Ol'durmaya çalışır.

Bazen bir iş yerinde çalışan eleman, üstünü memnun etmek için gereğinden fazla mesai yapar ya da iş yükü altına girerek Ol'durmaya çalışır.

Bazen de evde evin düzenli ve temiz durması konusunda Ol'durmaya çalışır insan, onca yaşantıya ve çoluk çocuğa rağmen. Sürekli Ol'durmaya çalışır ve huzursuzluk yaşar ve yaşatır bunu yaşarken, çünkü Ol'durmaya çalışılan şey hiçbir zaman Olmayacak, Olsa bile öyle kalmayacaktır.

Peki o zaman hiç bir şey yapmamak mıdır çözüm? Elbette değil.

İnsan elbette edip eyleyen varlıktır, ancak yapsa da Ol'duran insan değildir.

Ol'durmak Allah 'a mahsustur. İnsan Ol'duramaz. İnsan sadece çabalar, insan sadece fark edebilir ya da belki fark ettirebilir, Ol'duramaz. Ne yaparsak yapalım Ol'duran biz değil Allah'tır. Dolayısıyla eylemlerimiz ve söylemlerimizde duracağımız yeri bilmemiz, dış gerçekliğe gereğinden fazla anlam yüklemeden (faniliğini unutmadan) salt oluşumunu görmeye çalışarak hareket edebilirsek, hayatın akışına uygun ilerlemiş oluruz. Aksi halde her Ol'durma çabası hayatın akışının tersine gidip sonucu daha da kötüye çevirecektir. İşte bırakabilmek budur. Duracağı yeri bilmek ve bırakabilmek.

İnsan duracağı yeri bildiği anda verilmeye başlar nimetler. Duracağı yeri bilmeyip sürekli Ol'durmaya çalıştığımızda sadece yorulduğumuzla kalırız.

İnsan eksik ve acizdir. Hiçbir zaman tam olamaz ve tamamlanamaz. Ancak sürekli tam olmaya çabalar. Tamamlanmak bu dünyada mümkün değildir. Bu dünya her zaman bir şeylerin eksik olacağı ve ne yaparsak yapalım eksik kalacağımız yerdir. Tam olan ise insanı yaratandır.

Kendi benliğimizde, çocuklarımızda, eşlerimizde ve işlerimizde aradığımız tamlık kişinin kendine ve etrafına yaptığı en büyük zulümdür.

Hayatta tam olma ihtiyacı bir yanılsamadır.

İnsan oraya varsa bile orada kalamaz.

Tamamlanıp orda kaldığımız tek yer ise Ölüm'dür.

İnsan sadece şahit olan, eyleyen ve söyleyendir, ve söylediği ve eylediği her şeyden sorumludur.

Sonuç ise takdir i ilahidir.

Psikoterapist & Aile Danışmanı

Fatma Çalışkan