YILBAŞI KUTLAMALARI VE PİYANGO


Hüsrev Öndegelen

Hüsrev Öndegelen

Okunma 25 Aralık 2019, 17:36

YILBAŞI KUTLAMALARI VE PİYANGO

Yılbaşı, yeni miladi yılın ilk gününden ibaret olan sıradan bir gündür. Yılbaşı kutlamaları, Hristiyan kültürüne ait tahrif edilmiş dini bir kutlamadır. Müslümanlar bundan kaçınmalıdır. Müslüman Türk toplumunun tarih ve kültüründe yılbaşı dolayısıyla günümüzdekine benzer özel eğlenceler düzenlendiği görülmemiştir. Üstelik bu eğlencelerde dinimizin yasakladığı içki, kumar gibi haram fiil ve davranışların geniş ölçüde yer aldığı da hepimizce malumdur.

Yılbaşı eğlenceleri tarih ve kültürümüze ait değildir.

Noel babalar, Noel ağaçları, o geceye özel hindiler, yiyecek ve içecekler…

Sokaklarda, işlek caddelerde ışıl ışıl mağaza vitrinlerinde Noel baba kuklaları boy göstermekte ve tüm televizyon kanallarının yılbaşı özel eğlence programları hazırladıklarına şahitlik etmekteyiz.

Anaokulu ve kreşlere varıncaya kadar eğitim kurumlarında yılbaşı dolayısıyla çocuklara özel eğlence programları hazırlanmakta, yılbaşına özel hediye çekilişleri yapılmakta… Yetmezmiş gibi “Milli” bir eğitimle çocuklarımızı donatmasını beklediğimiz eğitim yuvalarını Noel baba giysili bazı kimseler ziyaret etmektedirler.

Kabul etmemiz gerekir ki, saydığımız bu yılbaşı eğlenceleri bize ait değildir. Ve bizim toplumumuza Batı’dan geçmiştir.

Hangi gayri müslim bizim değerlerimize sahip çıkıp önem verir?

Bizim önemli günlerimizde bizlere destek olup bizimle aynı şekilde bir kutlama içerisinde bulunan bir Hristiyan, Yahudi, Budist, Hindu gördünüz mü?

Müslümanların ne bayramlarına ne mevlit ve kandil gecelerine ne de diğer önemli günlerine hangi gayri müslim itibar etmektedir?

O halde bizlere ne oluyor ki İsa (as)'ın doğumu ile uzaktan ve yakından bir alakası bulunmayan şenliklere katılıyor, bu tarz günleri kutluyor ve kendimizden geçiyoruz?

Lütfen kendimize gelelim! Lütfen Müslüman olarak, iman ehli olarak ne yaptığımızı, ne yapmamız gerektiğini düşünüp meselenin muhasebe ve muhakemesini güzelce yapalım.

Yılbaşı eğlenceleri manevi değerlerimizi tahrip etmektedir.

Yılbaşı, batılı anlamda bütün uygulama ve eylemleriyle insanın ruh yüceliğini silmeye, bedenî zevk ve şehvetler girdabında manevî değerleri boğmaya yönelik bir hareket olarak her geçen yıl dozunu ve tahribatını artırmaktadır.

Dinimiz kendi inanç ve kimliğimizi korumamızı ister.

Kur ’an-ı Kerim ayetlerinin ve Hz. Peygamber (sav) Efendimiz ’in hayatı boyunca üzerinde durduğu en önemli konulardan birisi de Müslümanların fert ve toplum olarak belli bir kimlik (İslam kimliği) kazanmaları, kendi inanç ve şahsiyetlerini korumaları ve kendilerine güven duymaları olmuştur. Kur’an-ı Kerim Müslümanlara ısrarla birlik ve bütünlük içinde olmalarını, kâfir ve münafıkları dost ve arkadaş edinmemelerini emretmektedir. Bu hususta Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

Ey İman edenler! Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin. Bunu yaparak Allah’a, aleyhinize apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?”(Nisa,144)

Yılbaşı gecesi için özel hazırlık yapmak doğru değildir.

Yeni bir miladi yıla girildiği için tebrikleşmekte bir sakınca yoktur. Ancak bir Müslümanın yılbaşı gecesi için özel yemek ve eğlenceler hazırlayarak Hristiyanların örf ve geleneklerini taklit etmesi uygun değildir." (Din İşleri Yüksek Kurulu) Şüphesiz her dinin ve her milletin kendine mahsus bir medeniyeti ve onu diğerlerinden ayıran ayırıcı vasıfları vardır. İslâm dininin ve İslâm ümmetinin de hiçbir dini ve hiçbir milleti taklide ihtiyacı olmayan üstün değerleri ve medeniyeti vardır. "Su kaybolursa onu derede, rüzgâr kaybolursa onu da tepede" bulabileceğimizi anlatan bir atasözümüz vardır. Fakat bir millet, örfünü, âdetini, ulvî değerlerini yitirirse onu bulabileceği bir yer yoktur. Bunu akıldan çıkarmamalıyız. (Diyanet Dergisi, Aralık,1992)

Tükenip giden ömrünün muhasebesini yapması gereken insan, sanki hiç ölmeyecekmiş gibi dünyanın aldatıcı cazibelerine kapılarak “bir defadan bir şey olmaz”, “bu devirde de piyango günah mı olur canım”, “ben sadece yılbaşında içiyorum” gibi safsatalarla kendini aldatıp içki, kumar ve haramların girdabına kapılması, sırf eğlence ve kutlamayla izah edilebilir mi?

Piyango kumardır ve dinimizce haramdır.

Ömrü bitirip zayi eden, aileleri yıkıp yuvaları dağıtan kumar illeti piyango adı altında sanki meşru bir uygulama gibi lanse edilmektedir. Oysa kumar dinimizce haram kılınmıştır. Müslümanlar, bu haksız kazanç türünden men edilmiştir. “Şans faktörüne dayalı olan piyango, toto, loto, iddia, müşterek bahis, ganyan gibi tertip ve oyunlar kumardır ve haramdır. Bu tür kumarlara geniş kitlelerin iştirak etmesiyle zararı daha da yaygınlaşmaktadır”(Din İşleri Yüksek Kurulu).

Kumar, alın terine ve helâl kazanca dayanmayan kolay bir kazanç kapısıdır. Bu noktada dinimiz helâl kazanca büyük önem vermiş, Allah Teâlâ, “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hâli müstesna; mallarınızı, bâtıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda (alıp vererek) yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir” (Nisâ – 29) buyurmuştur.

Dinimiz helal rızkın ve alın terinin önemine vurgu yapmıştır.

Allah Resûlü de birçok sözünde helâl rızkın, alın terinin önemine vurgu yapmış, “Hiç kimse elinin emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir rızık asla yememiştir” (Buhârî, Büyû’,15) buyurmuştur.

Kur'an ve sünnette içki ve kumarın birlikte zikredilerek yasaklanmış olması, bu iki kötü alışkanlığın birbirini besleyen yönüne dikkat çekmektedir. Oysa bu tür eğlencelerde içki içmek ve kumar oynamak ortak mekânlarda birbirini tamamlayıcı mahiyette icra edilmektedir.

İçki ve kumar akıl ve ruh sağlığını bozmaktadır.

İki kötü alışkanlık da fertlerin psikolojik ve fizyolojik dengelerini bozmakta, akıl ve ruh sağlıklarını tehdit etmektedir. İçki ve kumar, fertlerin olduğu kadar, birlikte yaşadıkları ailelerinin, akrabalarının ve toplumun huzurunu yok etmektedir. Bunlar neticesinde ailenin temelleri sarsılmakta, masum ve günahsız yavrular anne-baba şefkatinden mahrum bırakılarak sokaklara itilmektedir.

Bu durum genç nesillerin başıboş vaziyette; eğitim, sevgi ve şefkatten yoksun yetişmesine, zararlı alışkanlıkların pençesine düşmesine yol açmakta, toplumun geleceğe güvenle bakmasına mâni olmaktadır.

Kumardan elde edilen kazanç helâl olmadığı gibi kaybedilen paranın her kuruşunda da çoluk çocuğun, fakirlerin ve toplumun hakkı vardır. Ayrıca kumar; içki, yalancılık, hırs, kin, intikam, cinayet gibi kötülükleri de beraberinde getirir. Aile hayatında düzensizliklere, anlaşmazlıklara, ihmallere sebep olur.

Aşırılıklar ve hurafelerle dolu bu kutlamalar israfında kaynağıdır.

İki yılı birbirine bağlayan bu zaman köprüsünde cinnet geçirmişçesine işlenen yanlışlara, hatalara ve yapılan lüks harcamalara anlam vermek mümkün değildir. Aşırılıklar ve hurafelerle dolu bu tür kutlamalar israf ve lüzumsuz harcamalarla bütçeleri de ciddi anlamda sarsmaktadır.

İçki ve kumarın bu kadar kötü olduğu belirtildiği halde çeşitli TV kanallarında kutlama ve eğlence adı altında bu tür lehviyatın reklamları yapılmakta, gençlerimiz ve çocuklarımız günaha ve harama özendirilmektedir.

Bir gecede yapılan israf, acaba kaç tane fakiri doyuran bir lokma olur! Rabbimiz :“Yiyin, için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez”(A'râf, 31) buyurmaktadır.

Ömrümüzden bir yılın daha gittiği, ölüme bir sene daha yaklaştığımız bu gecede, hata ve günahlarımızı düşünerek onlardan vazgeçtiğimize dair Rabbimize söz verelim, tövbe edelim. Kendimize çeki düzen verelim, nefis muhasebesi yapalım. Rabbimizin bizlere takdir ettiği ömür sermayesini O’nun istediği istikamette değerlendirip günahlardan vazgeçelim. Zira helal dairesi keyfe kâfidir.

Yeni miladi yılın insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesini Yüce Yaradan’ımızdan niyaz eder, sağlık ve esenlikler dilerim.

HÜSREV ÖNDEGELEN

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.