1920' LERDE ANADOLU, ANKARA, KUVAYI MİLLİYE
Britanya tersanelerinde Osmanlı Bahriye Kuvvetleri için zırhlı harp gemileri yapıldı. Hazinemiz tamtakır kuru bakır. Abdülmecid, Abdülaziz Avrupa'dan aldıkları borçlarla saraylar, köşkler, kasırlar, konaklar yaptırmıştı. Sultan Hamid de evhamı yüzünden varolan harp gemilerini Haliç'in çamurunda çürütmüş, Bahri Sefid adalarına yardım gönderilemediği için onlar birer birer İtalyanların, Yunanların eline geçmişti.
Osmanlı bahriye zabitlerinden bir küme, harp gemilerini teslim almak için İngiltere'ye gideceklerdi ki Seferberlik ilan edildi. Osmanlı Devleti de Almanya'nın yanında yer aldı. Britanya karşı cephedeydi. Birbirimize savaş ilan ettik. Borçlarını ödediğimiz halde harp gemilerini bize teslim etmedi Britanya Harbiye Nezareti.
Seferberlikte harp gemilerimiz, dretnotlarımız, tahtelbahir gemilerimiz olsaydı, onbinlerce şehid verdiğimiz Çanakkale-Gelibolu Yarımadası Savaşları belki daha erken sona erebilirdi.
Harp gemilerimizin yeterli olmaması nedeniyle asker taşımada, destek hizmetlerinde, silah ve gıda maddeleri taşımada her cephede 5 yıl boyunca sonsuz güçlüklere göğüs gerdik.
Mütareke'de Marmara kıyılarındaki kentler ve limanlar Britanya'nın, Fransa'nın, Yunan Ordusunun işgali altındaydı. Boğaziçi sıkı denetleniyordu. İstanbul'daki işgal ordularının depolarını basan, silahlara el koyan Kuvayı Milliye yiğitleri Karadeniz'in fırtınalarıyla boğuşarak onları İnebolu'ya taşıyorlardı. Britanya Deniz Kuvvetleri'nin harp gemileri de sık sık Zonguldak'ı, İnebolu'yu bombalıyordu.
Ulusal Bağımsızlık Savaşı başladığı zaman yerel olarak birçok yerde Kuvayı Milliye örgütleri çalışıyordu. Gözüpek Karadeniz uşakları binbir tehlikeye aldırmadan Rus ve Yunan gemilerine saldırarak onları ele geçiriyorlardı. Averof Zırhlısı bu yolla yakalandı. Bir Rus limanından Yunanistan'a silah, mühimmat, altın taşıyordu. Ele geçirilmesiyle TBMM Karadeniz Grubu Kumandanlığı büyük bir güç kazanmış oldu.
.........................
Telgraf subayı elindeki belgeyi Fevzi Paşa'ya ulaştırıyor.
'' Mağlup olmak üzereyiz. Cepane gönderin ! ''
Fevzi Paşa telgrafa yanıt bilgisini subaya yazıp veriyor.
'' Bir vagon cepane gönderiyorum. Dayanın, zafer TBMM ordularınındır. ''
Milli Müdafaa Vekili Fevzi Paşa'nın gönderebileceği cepane ancak 2 sandık mermidir.Telgraf elbette Yunan Başkumandanlığınca öğrenilecektir. Maksat, düşmanın moralini bozmaktır. Miralay İsmet Bey'e , İnönü'de Yunan ordusuyla çarpışan ordumuza mermiler trenle ancak iki gün sonra yetiştirilir.
..................................
Yunan Ordusu Menderes Irmağı kuzeyinde mevzilenmiştir. Vadiyi çevreleyen dağlarda efeler küme kümedir. 15 Mayıs 1919 gününe dek birbiriyle vuruşan efeler artık ortak düşman karşısında birleşmişlerdir.
Yunan Ordusunun tayyareleri vardır. Britanya Devletinin hediyesi...Efe kümelerinin her hareketini havadan izleyip İzmir ‘deki Yunan Başkumandanlığına rapor verirler.
Yunan Ordu Kampları çok sıkı korunsa da, Efeler avuçlarının içi gibi bilirler bölgeyi. Bir gün baskın yaparlar. Tayyarelere pilotlarıyla birlikte el koyarlar. İki tayyare böylece Yunan pilotlarının enselerine dayanmış silahların zoruyla İtalyan işgal bölgesindeki Söke'ye uçurulur. Pilotlar tutsaktır. Yunan Başkumandanlığı İtalyanlardan onların teslimini ister. İtalya ile Yunanistan'ın arası açılmıştır. İtalya bu isteği reddeder ve o tayyareler sökülür, efelerin gözetiminde, gece gündüz köyden köye gizli yollardan Akşehir'e ulaştırılır. Orada parçalar birleştirilerek TBMM Ordularının hava gücüne katılırlar.
............................
Kazım Karabekir Paşa, Halit Paşa ile Doğubeyazıt yöresinde teftiştedir. 1917 öncesinde Rus Çarlığı'nın yaptığı tren yolunu incelerler. Ray aralığı Türk tren yollarına uymamaktadır. Gümrü-Nahcivan hattından ayrılan tali demiryolu kilometrelerce batıya doğru ilerlemektedir. Ne yapmalı ? Lokomotifler de paslanıp kalmıştır. Derhal karar verilir. Bu raylar sökülecek, demirci işliklerinde kılıç yapılacaktır. Mehmetçik mermisi biten tüfeğini kullanamaz; fakat kılıcını kullanmayı iyi bilir.
Bu raylar katırlarla, öküz arabalarıyla , yol, iz yokken, köylümüzün yardımıyla Erzurum, Erzincan, Sivas, Yozgat üzerinden Ankara'ya, Polatlı'ya taşınır. Aylar sürer bu iş. İmalat-ı Harbiye'nin yiğit ustaları, gözüpek işçileri bu rayları kılıca dönüştürür...İlk yaptıkları kılıcı, binbir zorlukla elde ettikleri bir kın içinde TBMM Orduları Başkumandanı Kemal Paşa'ya armağan ederler.
...................................
'' Vekil efendi, İnebolu'ya her gün, her saat muazzam cepane yığılıyor. Kağnı kollarıyla bunları Sakarya'ya taşıyoruz. Küre Dağları, Ilgaz Dağları, Çankırı stepleri...Yol yok, iz yok. Ormanların içinde yer yer çamura saplanıyor kağnılar. Uçurumlar da çok tehlikeli. Halkımızın cefakeşliğini düşündükçe ağlıyorum. Yol amelelerine yevmiyelerini veremiyoruz. Yol İşleri Umum Müdürü olsam da verimli iş üretemiyorum. Bu beni pek mustarip ediyor. Tahsisat ayırsanız da fedakar amelemize paralarını ödesek.''
TBMM Hükümeti, Saltanat idaresinin nazırlarına benzemesin diye İcra Vekilleri Heyetinin üyelerine Vekil adını vermiştir. Avludaki çardakta , asma gölgesinde oturan Maliye Vekili dalgın dalgın yanıt veriyor.
'' Kapı açık. Odama gir. Kasa da açık. İçinde ne varsa al ' ''
Maliye Vekili, Kale eteklerinde eski bir Ankara evinde birkaç vekille birlikte çalışmaktadır. Büro olarak sadece bir oda ayrılmıştır. Tek bir masa, üzerinde bir telefon. Duvarın dibinde bir testi...Kasada sadece 15 Lira vardır. Yol İşleri Umum Müdürü gözyaşlarını tutamaz. Elleri titreyerek aldığı banknotları yerine bırakarak vekil beyin odasından çıkar.
.............................
1920'lerin Ankara'sının ulusal savaşa inanmış kumandanları, bürokratları 2020 yılında, parasının tamamını ödediğimiz halde ABD’nin F 35 Jet Bombardman Uçaklarını vermeyeceğini düşünebilirler miydi ? Havacı subaylarımızın artık gidip de uçakları getirme hazırlığı içinde olduğu bir dönemde, böyle bir ''sabotaj, ihanet, ortaklığa sığmaz hareket '' insana neyi düşündürür ?
Cumhuriyet 2 yaşındayken Kayseri'de Tayyare Fabrikası kurmak gibi dahiyane bir planın 1950 sonrasında yürürlükten çıkarılması, NATO' üyesi olmanın zorunluluğu olarak ABD'nin her isteğine boyun eğmek, emperyalizme karşı , 1919-1922 arasında ağır savaşlardan utkuyla çıkmış bir Türkiye için övünülecek bir olay mıdır ?..
---------------------------
21 Ocak 25