ÇAĞDAŞ DÜNYA İNSANI OLMANIN BİR BEDELİ VAR.
Kalorifer peteğini ilkin Nevşehir Devlet Hastanesi'nde gördüm. 1955 olmalı.
Yılın yarısında ısınmak için ocak, soba yakmak zorunda olan bizler için bu ne büyük bir yaşam kolaylığı idi.
Kalorifer peteğine sahip olmakla her işin bittiğini düşünmüştüm. Yakıt masrafı yoktu düşüncemde.
Elektriği, düğmesini çevirerek yakıp söndürmeyi Kayseri'de Zümrüt Palas Otelinde gördüm. Odada tavandan sarkan bir kablonun ucunda ampul vardı ya, tamam. Başka bir masraf olmaz sanırdım.
Otomobil almayı düşünen de, çoğu kez, masrafları düşünmez. Depoya yakıtı bir kez koydun mu, tamam, ömrünün sonuna dek kullanırsın aracını. Ne antifriz, ne akümülatör değiştirme, ne yıpranan lastikler... düşünülmez. Hele yıllık vergiler, kasko , şu bu...Hiç akla gelmez.
Telefon ( tuşlu-akıllı ) için de aynı...Ne kadar süreyle konuşursan konuş, ilk ödediğin paranın içinde...Kazın ayağı öyle değil...Faturalar gelince uyandı insanlar...Saniyesini hesaplıyor firmalar...
Bir köyde suyu elde etmenin yolu nedir ? Mahallelerde çeşmeler vardır. Herkes kap kacağını, testisini, bakracını oradan doldurur, evine taşır. Belediye örgütü kurulup da evlere borular çekilip musluklardan su akıtınca da belde halkı bunu önceleri anlayamadı. '' Allahın suyuna da mı para ödeyeceğiz ! '' demeğe başladılar. Her konforun, rahatlığın bir bedeli vardır. Belediye su düzeneğinin bakımı, onarımı için masraf ettiğine göre, bir ödeme yapmak gerkir.
Kömür, akaryakıt yerine doğal gaz için de aynı durum söz konusu oldu. Isıtmada, mutfakta, banyoda doğal gaz büyük bir rahatlıktı ama, dışalımla geliyordu bu gaz, devlet bir ödeme yapıyordu satın alınan ülkeye. Öyleyse tüketicinin de ortak olması gerekiyordu ödemelere.
Örnekleri çoğaltma olanağı var.
Değişen yaşam koşulları, yeni tüketim alışkanlıkları... İnternet bağlantısı olacak...Önceleri, bunlardan haberdar değildik. Bağlantı kurmanın , kullanmanın bir bedeli olduğunu faturalar gelmeğe başlayınca öğrendik.
1960 ortalarında computer yerine electronic brain ( elektronik beyin ) tanımı kullanılıyordu. Gazetelerin teknoloji sayfalarında, bilim ve teknik içerikli dergilerde haberler , makaleler yer alıyordu. Okudukça imreniyorduk. Biz ne zaman kullanmağa başlayacağız ?
İlk bilgisayarımı almak için 3 aylığımdan taksitler ayırdım.
Bilgisayar aldık diyelim. Bunun bir kurulum-işletim- çevrim durumu var. Daktilo değil ki bu. Bir ödeme yapman gerekecek.
Fakat bilgisayarı, çocuklarım bir süre kullandılar, sonra usanıp bıraktılar...Şimdi Budapeşte'de yaşayan 1973'lü oğlum mimar Umut, bir bilgisayar dergisinden formülleri ardarda yazdı yazdı ve '' Bak baba, şimdi dinle ! '' dedi. Bir tuşa bastı. Bir lokomotif düdüğü... '' Oğlum, onca zamanı bu düdük sesi için mi harcadın, '' dedim.
Bilgisayar önceleri modern klavyeli bir daktilo idi...Yazıcı da varsa, anında dökümünü elde edebiliyorsun. İnternet bağlantısı kurulduktan sonra koca evren okullarımıza, evlerimize geldi. Dünyanın tüm verileri artık elimizdeydi.

Elbette, bunun bir bedeli olacak...Dakikasını , hatta saniyesini hesaplıyor operatör firmaları...Cep telefonuyla bağlı olarak kullanmanın bedeli de ağır. Kablolu internet, kablosuz internet...Sayısız olanaklar...Kıyasıya bir rekabet var dünyada ve ülkemizde...
İnterneti olumlu yönde kullanırsak tüm bilgi kanalları buyruğumuzda. Daha bir 20 yıl önce Facebook yoktu, Twitter yoktu, Chrom yoktu, YouTube yoktu...Yapay zeka da yoktu ( Artifical intelligence-AI ) …Bir ansiklopediden diyelim bir ülke hakkında bilgi edineceğiz. Haritası var, iki de fotograf...Bugün sayısız yolla o ülke içinde yolculuk yapar gibi, o ülkenin yurttaşı gibi her yönünü öğrenebiliyoruz. Ben her gün bir ülkeyi tarıyorum. 5 dakika ile bir saat arasında değişen açıklamalar, videolar-vloglar...Seç seç izle ! Bugün Aden'i inceledim. Yemen...Karşısında Cibuti ( Eski Fransız Somalisi ) ve daha önce Etiyopya'nın bir bölümü olan Eritre, Asmara... Dün sonu -istan ile biten Orta Asya Türk Devletlerini seyrettim, dinledim, öğrendim ( Türkmenistan , Tacikistan, Kırgızistan, Özbekistan, Kazakistan )... Bu son ülkenin eski başkenti Almaata ( Almatı ) ne kadar güzel bir kentmiş. Yenisi Astana ( Asitane= Payitaht, başşehir ) gittikçe gelişen milyonluk nüfusuyla çağdaş bir metropol, magapol...
Rahmetli Barış Manço'nun '' 7'den 77'ye'' adlı programlarını nasıl sever, yayın başlayınca tv karşısında yerimizi alırdık, günümüzde onları YouTube'de izleme olanağı var. Bu olağanüstü yararlı kurum dünyanın en büyük arşivi, repertuvarı olma özelliğine sahip.
Yazımızın başında, konforlu yaşamanın bir bedeli olduğundan sözettik.
İnternet kullanımı, bilgisel donanımlı olmanın da elbette bir karşılığı olacaktır.
( Bir iki yıl sonra bu yazının hiçbir kıymet-i harbiyesi kalmayacak. Okuyanlar, küçümseyecekler. Çünkü, teknoloji-uygulayımbilim yerinde durmuyor. Çin'den Kanada'ya; Avustralya'dan Finlanda'ya çağdaş dünyada laboratuvarlar sürekli çalışıyor, deneyler yapılıyor. Bundan 10 yıl önce Vietnam'ı hala ABD ile savaşın yıkıntılarını bile temizleyememiş ülke gibi görüyorduk. Gelen bilgilere göre Vietnam artık güçlü bir GD Asya ekonomisi. Üniversitelerinde Nobel ödüllü bilim adamları ders veriyor. YHT yapıp kuzeyden güneye daha önce günlerce süren kara yolculuklarını birkaç saate indirmeyi başarmışlar. Hayal gücünü zorlayan, olamaz diye baktığımız nice olayın gerçekleştiğini gelecek yıllarda -yaşarsak- göreceğiz. )
--------------------
23 Nisan 2026