PATATES- Solanum Tuberosum

STRATAJİK BİTKİLERİMİZ

Patates insanoğlunun en temel gıdalarından biridir. Temel gıda maddelerinden olmasının ana nedeni yumrularındaki nişasta oranı ve doyuruculuğudur. Kütlesel olarak iri yumruları için tarlada, bostanda hatta bahçelerde bile yetiştirilmesi mümkün olan patates aynı zamanda bir endüstri bitkisidir. Nişastası, unu, cipsi, yemeği yapıldığı gibi bitki yumrularından pudra, glikoz, yapıştırıcı ve etil alkol de üretmek mümkündür. Piyasada değerlendirilemeyen yumruları hayvan yemi olarak kullanılmaktadır.

Ekmek gibi patateste en zenginin sofrasından fakir fukaranın sofrasına kadar bulunması temel gıda olarak kabul edilmenin başka bir yoludur. Patates yumrusunun dış kabuk rengine göre; Beyaz, sarı, kırmızı olarak adlandırıldığı gibi yumru etli kısmının rengine göre de beyaz ve sarı olarak ayrılsa da günümüzde pek çok patates çeşidi bulunmaktadır.

Patatesin ana vatanının Güney Amerika olduğu ve insanoğlunun bu bitkiyi 7000 yıldır tanıdığına dair kanıtlar bulunmaktadır. 1540 Yılında İspanya’ya gelen patates, kısa zaman içerisinde Fransa’da tarımı yapılmaya başlanmış ve neticesinde tüm dünyaya yayılmıştır.

Öyle ki, 1845 İrlanda’sında Patates kıtlığı patlak vermiş. Bir mantar türü, patates yumrularının yok olmasına neden olmuştu. Halkın temel gıdası olan patatesin yok olması nedeniyle 1.000.000 insana yakın can kaybı meydana gelmişti. Yedi yıl içerisinde % 20-25 nüfusu azalan İrlanda’nın içinde Birlikçiler ve Ulusalcılar diye oluşan siyasi uçurumların da çıkmasına patatesin yokluğu neden olmuştur. Yine bu kıtlık İrlandalıların Amerika’ya göçlerini tahrik etmiştir. Bu göç sırasında 5000 den fazla insan da denizlerde boğularak ölmüşlerdir.(Kaynak: Patates kıtlığı Aralık 2012 NTV tarih (47).

PATATESİN YÖREMİZDEKİ DURUMU

Toprağın kumul olması, suyun bulunması patates tarımının yöremizde ilerlemesine yardımcı olmuştur. Kıraca ekilen patatesler bile toprağın yumuşak ve hışırlı (Ponza kırığı) olması baharın yağan yağmurların sularını depolama özellikleri ve toprağı serin tutması patatesin büyümesine yetmektedir. Geniş vadilerle kaplı yörelerimizde ise su zaten bulunmaktadır. Son tahlil patates toprağımızı sevmişti. Suyun kuyulardan çıkarılmasıyla birlikte, başta Misli Ovası olmak üzere tüm yöreye dağılmaya başlamıştı. Patates tarımını doğal ve yapay ambarların olması destekleyici bir durumdur.

Toprak ve suyla çok iyi anlaşan patates çoğaldıkça çoğalıyor, su çekildikçe kuyular derinleşiyor, toprak fakirleştikçe fenni gübreler toprak dopingi yapıyordu. On yılda 1 Milyon tona yakın fenni gübre (Azot, üre, nitrat v.s.) toprağa verilmiştir. Neticede süzeğen olan toprak ne verirsen kabul eder.

Fenni gübrenin yöremizde yaygın bir şekilde kullanım hikâyesi de oldukça enteresandır. Her yetiştirdiği ürün organik olan köylümüz bu maddeyi tarlasına dökmek istemez, araya hatır gönül girer ve adamı tarlasının bilinen kısmını bu gübre ile gübrelemesine ikna edilir. Bu arada bütün köylünün gözü de bu yeni gübrelenen yerdedir. Köylü sonucu ne kadar heyecanla bekliyorsa tüccarda sonucu bildiğinden kazanacağı paraları hesap ediyordu. Hiç fenni gübre görmemiş bakir toprak köylünün dâhi hesap edemeyeceği kadar çok verim verdi. Tüccar elbette kazanmıştır. Fenni gübre yöremize böyle girdiği hikâye edilirdi.

Yöremiz patates üreticileri 80.000 dekar tarladan 430.650 ton patates üretmektedir. Bu Türkiye üretiminin % 10 ‘u demektir. (Nevşehir Ticaret ve sanayi odası) Patates tarımı ve ürün her yıl artarak artmıştır. Bu rakamlar oldukça ciddi rakamlardır. Patates konusunda yeteri kadar araştırma ve uygulama yapılmadığı kanaatindeyim. Zira tatlı patatesin yöremize en son giren patates cinsidir. Büyük ölçülerde alımlar yapabilen Cips fabrikalarından başka bir yatırım göze çarpmamaktadır. Yine alkol üretiminde değerlendirilse vatandaşın elinde patatesin kalacağını sanmıyorum. Patates üretiminden önce ihracat gibi satış bağlantıları yapılması üreticiyi rahatlatacaktır. Patatesli ekmeğin yaygınlaştırılması ve tanıtımı ve gerekirse yasalarla desteklenme konusu hem sağlık hem de üreticiler açısından çok yararlı olacaktır. Zira her yıl değişen bedellere mal olan patatesin zararına satışı veya elde kalması tüm yöremize zarar vermektedir.

Tarlalarda Nevşehir’in içme suyu olarak kullandığı su potansiyelini azaltırken, zor şartlarda ve pahalı ürettiğimiz elektrikte yerine göre sarf edilmektedir. Yukarıda da bahsettiğimiz fenni gübrelerin su potansiyeline zarar verme riski de göz ardı edilmemelidir.

Türkiye patates tarımı ile yöremizi karşılaştıracak olursak, çok su isteyen bu tarım, yer altı su haznelerini azaltırken, kuyulardan su çekilmesiyle maliyete elektrik tüketimi katılmaktadır ve her geçen gün yer altı suyu azalmaya devam etmektedir. Tek düze bir tarımın yapılması toprağın yapısına da zarar vermektedir. Neticede bazı bölgelerde patates tarımının yasaklanması tesadüf olmasa gerektir. Yöremizin en büyük avantajı kaya ambarlarının olmasıdır. Bu ambarlarda yöremiz ürünü olmayan Limonda depolanmaktadır. Bu bize ambarların kendine özgü bir ekonomisi olduğunu da göstermektedir. Bir deyişle ambarlar kendine münhasır başka amaçlarda değerlendirile bilir. Son yıllarda bu tarımı yapa bilmek için kredilerin çekildiğini de duymaktayız. Patatesin her yıl kazandırmadığını hesap edersek, tarımın bu kesimiyle uğraşan kişilerin zarar ettiklerini de düşüne biliriz. Alternatif tarım ürünlerinin yetiştirilmesi yöremizde stratejik önem arz etmektedir. Yer altı suyunun korunması, civar dağ ve suyollarından gelen taban suyunun azalması bir yana beklide birikip çoğalması sağlanabilir. Ayrıca yer altı suyunu çıkartmak için harcanan elektrik tasarruf edile bilir. Toprak tek düze tarımdan kurtulunca aynı bir nadas gibi dinlenmeye çekilip, evsaf güçlendirile bilir. Patates yetiştirticicileri akar kokar ve çabuk bozulmaya meyyal bu ürün yerine daha ergonomik tarıma geçip; Daha az emek, daha çok kazanç elde edebilirler. Ambarlar ise Türkiye’de monopole yakın bir durum sergiledikleri için kazanmaya devam edeceklerdir.

PATATESİN KULLANIM AMAÇLARI VE YARARLARI

100 gram patateste; 76 Kalori, 17,1 gram karbonhidrat, 2,1 gram protein, 0,1 gram yağ, B1, B2, B6 ve C vitaminlerinin yanı sıra; Çinko, bakır, fosfor, magnezyum, potasyum içermektedir. (Akdeniz Ün. Diyet uz. Evren KAKAN)

Pilava, çorbaya, ekmeğe alternatif olduğu gibi bu yiyecekler patatesten de üretilebilmektedir. Örneğin ekmekten kalorisi daha düşüktür. Bu yüzdendir ki; Kilo vermek isteyenler de, kilo almak isteyenlerde patatesi gayet rahatlıkla tüketebilmektedir. Patates günümüzün rahatsızlığı olan diyabet hastalığında da ara öğün olarak kullanıla bilmektedir. Zira kan şekeri kontrolünde harika bir besin olduğu kayıtlardadır.

Kalp hastalığından korunmada, kanserden korunmada, mide rahatsızlıklarında, bağırsak hastalıklarında, özellikle de ishalde haşlanmış veya közlenmiş patates kullanılmaktadır. İdrar söktürücü tesiri yanı sıra patatesin bünyesinde bulunan glutathion asidi vücudun savunma sistemini güçlendirmektedir. Ayrıca kandaki kolesterolün oksitlenip toksin etki yapmasına da mani olmaktadır.

Haşlanmış ve dilimlenmiş patatesin içine; Çiğ soğan, domates, sirke, bol maydanoz ve yeşilbiberden oluşmuş salata ile 15 gün yapılacak diyet sizleri hem fazla kilolarınızdan kurtarırken hem de kan şekeri değerinizin düzelmesine yardımcı olacak nefis bir saltadır. Oysa kontrolsüz patates yemek kan şekerini oldukça yükseltmektedir.

Amerikalı bir araştırmacı; Bir tabak patates ve arpa ekmeğinin beyni takviye edebileceğini açıklamıştır. Yapılan araştırmalarda karışık karbonhidrat tüketenlerin az karbonhidrat tüketenlere göre zekâ testlerinde daha başarılı olduklarını belirtmektedir.

Patatesin cilde de yararları bulunmaktadır. En yaygın olanlardan birisi patatesin tahriş olmuş gözlere tampon yapılmasıdır. Özellikle elektrik kaynağının gözü almasıdır. Yine ince dilimlenmiş patatesle yüze masaj yapılmasının dinlendirici etkisi kadar cilt tazeleyici olduğunu da bilmemizde yarar vardır. Ciltteki lekeler için rendelenen patatesin suyu ile cilt temizlenmektedir. Geri kalan patates rendesi de yüze maske olarak uygulanmaktadır. Bu maske ile günün yorgunluğu bir nebze de olsa çıkarılmaya çalışılır.

Patates hakkında her geçen gün bir şeyler çıkıyor ve çıkmaya da devam edecektir. Patates çillendiği zaman kullanılmaması gerekmektedir. Zira çillenen patates çillenen tohum konumuna geçen yumruyu korumak için bir takım alkaloit üretmektedir. Sağlık açısından risk taşıyan bu durumu da halkımızla paylaşmak isterim.

Eskiden okuduğum, çok aramama rağmen kaynağını bulamadığım patatesle alakalı hikâyemi sizlerle paylaşmak isterim.

PATATES BÖCEĞİ

Tarımda haşarat çiftçinin korkulu rüyasıdır. Aşar vergisi alır gibi sermayesiz ortağıdır. Çiftçinin geliri, ürünü olduğu için gözünün yaşına bakmaz ürünü ilaçlar hem parası gider hem ürün ve doğa kirlenir. Bu sayede günahsız birçok böcek ölürken besin zincirinde olan kuşlarda o toprakları terk ederler. Güvercinlik köyünden bir dostum: leyleklerin tarlada insandan kaçmadığını, tarla sürülürken leyleklerin böcek topladığını söylemişti. Leyleklere kırmızı-turuncu ve uzun bacaklarından dolayı “ Apoletliler” derlermiş. Kaç zamandır Nevşehir merkezde leylek görünmemektedir.

Haşarat sadece patatese zarar vermiyor. Yöremizde de gıfır dediğimiz zararlı 1940’lı yıllarda üzümlerimizi harap etmiş, Nevşehir’e çok zararlar vermişti. Tarım zararlıları tüm dünyanın başına bela yaratıklardır.

Amerika Birleşik devletlerin in bir yerinde patates üreticileri aniden çoğalıp her tarafı saran patates böceği ile mücadeleye girişirler. 1950’li yılların başında geçen bu olay ile ne yapsalar baş gelemezler. O zamanın teknolojilerini kullanırlar, patates böceği yayılmaya devam eder.

Bunun sonunda civar kasabaların tüm çiftçileri toplanır ve patatesten vaz geçmeye karar verirler. Başka bir ürün seçerler. Bu seçecekleri ürünün hem sanayide kullanılmasına hem de patates böceğinin ilgisini çekmeyen bir bitki olmasına karar verirler. Yalnız bu karara tüm üreticiler kesintisiz uymuştur.

Devamlı ekilen ürünün toprağın bir tarafını zayıflattığı, yeni ürünün yeni bir güç olacağı avantajlarını da kullanan üreticiler hayal bile edemeyeceği kârlar yapmış, zengin olmuşlar. Patates böceğine şükranlarını kasaba meydanlarına heykellerini dikerek göstermişlerdir.

ESKİ FOTOĞRAFLARIMDAN ÖRNEKLER

Eski hapishane yani Meryem ana kilisesi bahçesinde sıra dışı görüntü kadrajıma yakalanmıştı. Büyük ihtimal bir af sonrası salıverilenler burada kullandıkları kilitleri betona gömmüşler. Enteresan.

Çok işlek bir yol. Pencerenin önündeki saksılar kara mizah gibi durmaktadır. Ufak bir hareketle saksıların düştüklerini düşünün. Neyse böyle bir şey olmadı. İnsanların feraset güçlerini de kullanmalarını dilerim.

Yaşanmış böyle bir olayı da sizlerle paylaşayım. Beş yaşından küçük bir çocuk yine çok işlek bir yolun kenarında bisiklete biniyor. Anne iyice dalmış bir şekilde elindeki telefonla ilgileniyordu. Çocuk kör noktada bisikleti taksinin altına çeviri vermişti. Tabii fren sesi, annenin çığlığı ortamı sarmıştı. Taksideki yaşlı adam bayana; “ Çocuk olduğu için önlemimi almıştım kızım. Korkacak bir şey yok. Lâkin çocuğunla ilgilenmeni tavsiye ederim.”

19.Yüz yılda Nevşehir. Fotoğraf Bu günkü Cumhuriyet Mahallesini göstermektedir. Evlerin sıklığını ve taş evlerin yapı güzelliğini dikkatinize sunarım. Günümüzde buralar boş arazi görünümü sunmaktadır.

Kale Mahallesi evler yıkıma uğramadan evvel çekilmiş bir fotoğraf. Yaşım 70 e dayandı. Unutmasam da, zaten bende unutulacağım. Kaya şehirde demek ki böyle oluşumlar nedeniyle unutuldu. Aynı tahtaravali gibi Kaya şehrin açığa çıkması için bu dokunun yıkılması mı gerekiyordu. Torunlarımızın buraları hatırlaması mümkün olmayacak. Buradaki yaşanmışlıklar hep yazısız tarihimizde geçerdi. O da havaya yazılmış ve rüzgârlarla uçup gittiler.