ALLAH, AHİRET ve İNSAN ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ
   Dünyadayız!
   ‘Niçin dünyada olduğumuza dair’ bir fikriniz var mı?
   Çoğunluk bu soruya, büyük bir cesaretle ‘var’ der ve kendi şartlarına uygun cevaplar verir. Verilen bu cevap çoğunluk için yeterlidir, arkasını da takip etmez.
   Yüzyıllardır insan düşüncesini meşgul eden bu soruya cevap vermek ya da cevap bulmak kolay değildir.
   Elbette düşünmeden el sallayıp geçebiliriz, ama sonradan aklımıza gelen, gelecek olan kimi düşüncelerin rahatsızlığı ile kıvranıp dururuz, bu rahatsızlık hep devam eder gider, bundan kurtulmak da mümkün değildir.
   Aslında bu sorunun cevabı ‘gerçek anlamda yoktur.’ Bu durum bizim için GAYP’tır. Yani sadece bize iletilene inanırız, inanmak zorunda kalırız.
   Aynen ahiret gibi
   Aynen kendimizin kim olduğunu bilememek gibi
   O halde insan ne yapmalıdır? Soru sormayacak, düşünmeyecek, hiç aklına getirmeyecek ya da aklına gelse bile peşine düşmeyecek, bu konuda çok ileri gitmeyecek mi?
   Kimilerimizin yaptığı bu
   Yaşayıp gitmek!
   Şu bir gerçek ki, insan düşüncesinin gücü sınırlıdır, ışın ve ışık gibi yerinde ayrıldıktan sonra sürekli olarak gezip durmaz, bir sınırı vardır, bir yere gelir takılır kalır, artık daha ötesin de yoktur.
   Bu şartlar altında ‘çok düşünmek’ problemi çözmez, problemi artık ‘inanmak, biat etmek, kul olmak’ çözecektir.
   Eğer inanmıyorsa,
   Kul olmayı kabul etmiyorsa, 
   Allah’ın varlığı konusunu inkâr ediyorsa,
   ‘Vay onun haline!’
   Allah’a sığınmak, güvenmek, dayanmak insan için muazzam bir güçtür.
   Bu gücün farkında olmayanlar, inkâr edenler, inanmayanlar kaybetmeye mahkûmdurlar, kazanmış olduklarını sansalar dahi.
   Haydi, o zaman ‘Allah demeye!’ inanmaya, o muazzam güce ulaşmaya…
   Var mısınız?