DEVRİM Mİ, DEVİRMEK Mİ?
Yıl 1789 Paris, Fransa
Olaylar başlıyor, kurulu düzen halk kitleleri tarafından yerle bir ediliyor. Halk iktidari ele geçiriyor, “meclis” kuruluyor, krallık yıkılıyor.
Yıllardır krallığın baskısı altında yaşayan milyonlar sokakları, şehirleri, kurumları ve makamları ele geçiriyor. Öyle bir alt-üst yaşanıyor ki kelimelerle anlatılamaz.
Meydanları ele geçiren kitleler azgın bir sel gibi önüne çıkan her şeyi sürüklüyor, deviriyor, yok ediyor. Kim dost, kim düşman, kim kimden yana bilmenin imkanı yok. Adeta can pazarı kurulmuş, can alınıp can satılıyor.
Giyotin denilen ölüm aracı bir değirmen misali insan canı öğütüyor, kan olup gibi akıyor, insan kelleleri bir bir düşüyor giyotinin sepetine.
"Bunun adı Devrim, devirdik, yıktık, astık, kestik, öcümüzü aldık!" diyorlar.
Eski krallık yönetimini mumla aratacak yeni diktatörler ortaya çıkıyor; Robespierre, Danton, Marat vb. gibi. Bunlar her ağızlarını açtıklarında binlerce baş gövdesinden ayrılıyor, hak, hukuk, adalet bunların elinde birer oyuncak adeta.
Çok sürmüyor, “aydınlanma” çığırtkanlığı adı altında maneviyata, dine, dinlere savaş açılıyor.
“Dur!” diyecek, “aman!” çığlıklarını işitecek kimse yok. İnsanoğlunun tüm hayvansal içgüdüsü ortaya çıkmış saldırıyor, parçalıyor, dağıtıyor, yok ediyor.
Giyotin, idam, ölüm, işkence sıradanlaşmış, normal karşılanıyor.
Halk bir o yana bir bu yana savruluyor, güçlü zayıfı yutuyor, eziyor.
Bu durumu anlatmak için kullanılabilecek “kaos” kelimesi bile iyimser kalır yaşanılanların yanında.
Yeni diktatörler boş durmuyor, “karşı-devrimci” yaftası altında kendilerine karşı çıkan-çıkmayan erkek, kadın, yaşlı, genç, ihtiyar vb. kim olursa yok ediyor, ezip geçiyor.
Kan durmuyor, kural ve kanun yok, isteyen istediğini yapıyor, dünyanın o güne kadar görmediği-yaşamadığı kanlı olaylar sürüp gidiyor.
İnsanlar tek tek ya da toplu olarak katledilmeye devam ediyor. Merhamet, sevgi, vicdan, yardım etme düşüncesi ayaklar altında, ortalıkta esamesi bile görünmüyor.
Tüm bunlardan sonra artık devrim, kendi liderlerini de yemeye başlıyor, bunlar tek tek giyotini boyluyor. Robespierre, Danton ve Marat'da yürüyor giyotin denen canavara…
Tam her şey duruldu derken bir başka diktatör çıkıyor ortaya, Napolyon.
Artık her şey Napolyon’un iki dudağı arasında, milyonlar savaşa sürülüyor, Mısır, Suriye ve Rusya’ya saldırıyor Napolyon. Yok ediyor, öldürüyor, sürüyor, kan akmaya devam ediyor.
Ve devrim, bu güne kadar insanoğlu tarafından oluşturulan tüm değer yargılarını siliyor, parçalıyor, un-ufak ediyor,
Acımasızca…