BİR TEST BİN KORKU
Türkiye birkaç gün önce bir füze denemesi daha yaptı.
Her zaman yapıyorlar, ne var ki bunda?
Biz de öyle sanmıştık, her zaman yaptıkları bir deneme, üstelik Yıldırımhan Füzesi ile menzil sorunu da bitmişti.
Şimdi yaptıklarının ne farkı var, diye düşünüyorduk ki, meğer öyle değilmiş.
Bunu kimi devletlerin ve Avrupalı dostlarımızın(!) yaptıkları panik yayınlardan öğrenmiş olduk.
Meğer iş başka imiş.
Bu en son denemesi yapılan füzenin ismin Tayfun Blok 3 füzesi, daha önce Tayfun ve Tayfun Blok 2’nin de test denemesi yapılmıştı.
Şimdi bu Tayfun Blok 3 füzemiz Avrupalı dostlarımızı niçin endişelendirmiş acaba?
Evet, öğrendiğimiz kadarı ile endişeleri hiç de boşa değilmiş. Bu güne kadar ürettiğimiz tüm füzelerin yakıtı sıvı yakıt idi. Katı yakıt ile bir füzeyi çalıştırmak çok daha ileri bir teknoloji istiyordu, işte Türkler bu füze ile bahsedilen ileri teknolojiyi yakalamışlar.
“En sonunda başardılar, korkup duruyorduk, nihayet Türkler bunu da yaptılar!” diye gözleri fal taşı gibi açılmış garibanların.
Keşke bir yakıtla bitse bu iş, bitmiyor.
Dahası da var.
Bu füzemiz hipersonik bir füze. Yaklaşık olarak ses hızının tam 10 katı bir hız yapabiliyor, yani durdurulması imkânsız gibi.
Keşke sorun bu olsaydı, belki bunu da anlayışla karşılarlardı.
Ama sorun bu değil ki.
Bu Tayfun Blok 3 füzemiz meğer bu hız ile gördüğü hareketli bir hedefi (su üzerinde ileri doğru hızla giden, üstelik de zikzak çizen bir gemiyi) vurmuş.
Hem de tam 12’den.
İşte böyle hareketli bir hedefi vuran füzeyi dünyada sadece Amerika, Çin ve Rusya yapıyormuş, şimdi buna bir de Türkiye eklenmiş.
İşte bu dostlarımızı asıl endişelendiren mesele de bu imiş.
Anlaşıldı.
Gerçekten endişelenmekte haklılar.
Nasıl endişelenmesinler ki;
Yaklaşık 100 yıl önce bir Osmanlı İmparatorluğu gerçeği vardı, işte bu gerçek ortada dururken, bir de Türklerin böyle üst düzey teknolojiyi yakalamaları akıllarına geldikçe "yeni bir imparatorluk korkusu" kâbus gibi çöküyor üstlerine.
Korkuyorlar.
15 yıldır Türkiye’yi izliyor, Türklerin yaptıkları bu gibi çılgınlıklarla(!) kahrolup duruyorlar.
Her gün yeni bir kâbus, her gün yeni bir korku.
Tam birini hazmetmişlerken bir yenisi daha ortaya çıkıyor, adamlar 15 yıldır hazımsızlık sorunu yaşıyor.
Yunanistan ve itrail’den hiç söz etmiyorum bile.
Artık onların rahat bir uyku uyuduklarını, rahat nefes aldıklarını hiç sanmıyorum, üstelik tehlike bu kadar yakınken ve her gün yenilenirken.
Galiba onları uykusuz çok gece bekliyor...