MEKKE ANTLAŞMASI

Hani bir söz vardır; “Durdu, durdu Turnayı gözünden vurdu.” Derler ya, ya da;
“Taşı tam gediğine koydu.” diye.

Türkiye Mekke Antlaşması ile tam da bunu yaptı.

Nasıl mı?

Türkiye’nin iki zayıf yanı var, birincisi para, ikincisi ise nükleer silah. İşte Türkiye’nin yaptığı bu antlaşma ile zayıf yanlarını güçlendirecek, nükleer silah boşluğunu da dolduracaktır.Suudi yönetiminde para, Pakistan’da ise nükleer silah var.

Türkiye’nin böyle bir antlaşmaya gereksinimi vardı, çünkü hem tarihi, hem de coğrafi konumu dolayısıyla etrafı tamamen hasım devletler ile çevrilmiş durumda. Rusya, Ermenistan, İran, Yunanistan, Sırbistan, itrail ve G. Kıbrıs RY vb. devletlerle hem tarihten gelen, hem de coğrafi konumu itibariyle, zaman zaman şiddeti artan problemler ve husumetler yaşamaktadır.

Ege, Akdeniz ve Karadeniz’de mavi vatan, doğalgaz sahaları ve kıta sahanlığı gibi projelerimizle anlaşmazlığa düştüğümüz devletler bunlar.

Ayrıca Güneydoğu’muzda bir PKK terörü ve hiçbir fırsatı kaçırmayan, her konuda karşımıza çıkan, Müslüman dünyanın baş belası katil itrail devleti var.

Tüm bunlar yaşadığımız coğrafyada rahat olmadığımız, her an her şeyin olabileceği gerçeği ile karşı karşıya bırakıyor bizleri.

Bunun için güçlü olmak, caydırıcı silahlar geliştirmek, zayıf yanlarımızı güçlendirmek, sü’nün uyuyup düşmanın uyumadığı gerçeğini unutmamak durumundayız. Bu açıdan yaptığımız bu Mekke Antlaşması oldukça gerekli ve bir o kadar da önemli bir antlaşmadır.

Birde bu anlaşmaya Mısır, Katar, Kuveyt, Malezya, Endonezya ve Türki Cumhuriyetlerinin girdiğini düşünün. Gene, bu antlaşmanın lideri, mucidi, planlayıcısı Türkiye’nin diğer devletler gözündeki konumunu düşünün. Artık bize husumet besleyecek devletlerin önceki ve sonraki davranışlarının nasıl değişeceğini hayal edin.

Bütün bunlar, bu antlaşmanın ne kadar önemli, gerekli, barış adına ne kadar hayati olduğunu gösterdiği gibi mazlum Müslümanların rahat nefes alabilecekleri bir ortamı da sağlamış olacaktır.

Bu antlaşma ile bırakın küçük devletlerin bize karşı tutumlarını, dünyanın belli başlı devletleri olan Amerika, Rusya, AB, Çin ve Japonya gibi devletlerinde tutumunda önemli değişiklikler olacağı neredeyse kesindir.

Artık Türkiye söz konusu olduğu zaman bir kere değil, iki kere düşünmek zorunda kalacaklardır.

Bu anlaşma bizim için çok önemlidir, geliştirilmeli ve genişletilmelidir, bunları hayata geçirdiğimiz zaman da 21. Yüzyılın ‘Türk ASRI’ olacağından hiç kuşkum olmayacaktır.

Emeği geçenlere teşekkürler, teşekkürler…