DOYUMSUZ AÇGÖZLÜLÜK

Biz Eflatun diyoruz; dünya Onu Platon adıyla biliyor. Doyumsuz açgözlülüğün karşılığı p l e o n e x i a...

İnsanlık tarihi kadar eski mal mülk edinme hırsı.

Bir yudum su, bir sokum ekmek...Doyurur mu insanı ?

Soğuktan, sıcaktan koruyan giysiler ? El adama ne der ? Servetin anlaşılsın giysilerinle.

Başını sokacağın bir göz dam, bir odan var mı ? Oda nedir; apartman dairesi, villa, köşk, malikane...Lafı mı olur ? Yazlık, kışlık...

..................

38 plakalı BMW'ler, Bentley, Mercedes, Toyota, TOGG, hafif ticari araçlar...

Hisarcık, Erkilet, Hacılar, Gesi, Reşadiye-Akçakaya-Zincidere, Talas, Kıranardı bitti. İçine villa yapılmadık bağ , bahçe kalmadı. Sıra geldi İncesu’ya, Ürgüp’e…

Topuz Dağı'nın Erciyes’e, Kayseri'ye bakan yamaçları yağmalanıyor.

Doymak bilmez bir hırs...

Sabah gözlerini açınca ilk gördüğün dağ Erciyes...

Sabah namazı için camiye giderken, komşunla selamlaşmadan önce Erciyes Baba'yı minnetle, şükranla anmalısın.

Üzüm bağı...İçinde zerdali, kayısı, vişne ağaçları...

Önceleri soğuktan, doludan, sağanaklardan kurtulmak için bir alaçık ( evcik, elevcik ) vardı bağın şibiğinde. Aksalurlu Hacı Ömer Ağa'nın bir ayağı Kayseri'de. Sattı bağını mobilyacı Selim Sabit Bey'e.

'' Oğlum Abdurrahman için, gelinim Sibel için canım feda. Daha neler yaptıracağım onlar için. ''

'' Babacım, boşuna zahmet ! Biz yılda kaç gün gidip de yaylada vakit geçireceğiz, niye kendini hırpalıyorsun böyle ! Mersin'deki köşk ne güne duruyor? Deniz önemli, deniz !.. ''

'' Torunlarım bilecek değerini...Siz bilmezsiniz de. ''

'' Aman babaa! Ellerinde tablet varken, yaylada ev, villa, tripleks daire...Ne umurlarında onların. ''

Kayseri'nin en merkezi yerinde, otomobilin asansörle en üst kata çıkarıldığı koca apartmanda , birleştirilmiş yanyana, üstüste dupleks mi, tripleks mi, koca dairede, içinde at koştur, topu topu 6 kişi yaşıyor...

Ve Kayseri'ye atanmış öğretmen, kirası uygun ev bulamıyor.

.....................

'' Bu barajı kim yaptı ? ''

'' Kayserililerin bir şirketi. ''

'' Yeni yeni meyve bahçeleri meydana getiriliyor. ''

'' Şirket daha sonra göl kıyısındaki toprakları da köylüden satın aldı. ''

'' Göre'de bakıyorum birçok apartman ortaya çıkmış. 1960'larda avukat vardı, neydi adı, Dilaver Bey, parası bol, durmadan bahçesini genişletirdi. ''

'' Şimdi de Nevşehirli esnaf kentten kaçıyor. Avanos yolu dolayları, Gülşehir yolu çevresi, Aksaray yolu boyunca Boğaz, Tepeköy muhiti ... Eski üzüm bağlarını satın alıp ev yapıyorlar, yılda belki bir hafta bile yaşayamayacağı villalara 10 milyon, 15 milyon parra ayırabiliyorlar. ''

'' Bu hışır arazide bu lüks, bu gösterişli evler ne böyle ! ''

'' Nevşehir-Ürgüp yolundan ayrılan Uçhisar-Çardak arasındaki yolun çevresi son 10 yılda çok rağbet görmeğe başladı. Kardelen Koleji de burada açılmıştı. Yapı firmaları sürekli ikinci konut yapıyor. Bakmayın esnafın hep şikayet ettiğine. Vay para kazanamıyoruz, iflastayız falan. Bu evleri milyon milyon verip yaptıranlar, satın alanlar kim ? ''

'' Çat'a doğru da bağlarda yeni yeni, yer yer gecekondumsu binalar görüyorum.''

'' Çat'ın ünlü parmak üzümünün yetiştiği bağlar birer ikişer satılıyor. Alanlar arasında emekli öğretmenler de var. Ya da babasının, dedsinin toprağı...Burası da giderek Nevşehir'in seyrek dokulu bir mahallesi oluyor. Kasım ortasına değin kalanlar olsa da, birçok kişi haftada bir gün gidip kebap, mangal yapıp dönüyor. ''

....................

40 yıl, 45 yıl devlet dairelerinde ömür geçirmiş bir emekli memur bugün mütevazı bir ev sahibi olamıyor. Karıkoca çalışmış olsalar da, tutumlu bir yaşam sürdürseler de, birikimleri yetmiyor kullanışlı bir daire almaya.

Bunca konut üretimi olsa da, ilimize atanmış kamu görevlisi kiralık ev bulmakta da zorlanıyor.

Facebook'ta dikkati çeken paylaşımlar var. Tek maaş ile ev sahibi olunurken, çift maaşla kira ödenemeyen ülke olduk , deniliyor.

Bu doymazlık, bu kanaatsizlik, bu mal biriktirme hırsı varken enflasyon da düşmez, hayat pahalılığı da önlenmez.

Grek filozofu Sokrates'ın ünlü sözünü yazınca Adalet Bakanlığı'ndan bu fakire bir ''çağrı'' gelir mi ?

Hatırlatalım; Sokrates Milattan önce 470 ile 399 arasında yaşadı.

'' Aşırı zenginlikle aşırı yoksulluğun yanyana olduğu bir toplum, artık tek bir toplum değildir. ''

Neydi ? Doyumsuz açgözlülük... Demeli pleonexia...

---------------