KAPADOKYA YÖRESİNDE TARİHE KARIŞAN KADIN FESLERİ

Doç. Dr. Faruk GÜÇLÜ

Çocukluk yıllarımda köy düğünlerinde neredeyse tüm kadınların ve genç kızların başlarında süslü ve takılı feslerle düğünü geldikleri günleri anımsıyorum. Şimdilerde hepsi tarihe karıştı.

Kapadokya Anadolu Bölgesi'nde kadın fesleri; rengarenk kumaşlar, altın ve gümüş işlemeler, oyalı yemeni (yazmalar) ve genellikle feshin ön kısımdaki paralarla zenginleştirilmiş, takanın konumunu (evli/bekar olma durumu gibi) ve estetiği yansıtan geleneksel başlıkların temelini oluştururdu.

Fesin üzerine yerleştirilen bombe veya konik yapıdan dolayı "semerli fes" olarak da anılır. Alın kısmına dizilen altınlar, gümüş tepelikler ve çemberlerle süslenirdi.

Tepelik: Fesin üzerinde bulunan, genellikle gümüş veya altın kaplama, kenarları pullu ve işlemeli yuvarlak takılardır.

Yemeni/Yazma: Fesin üzerine dolanan,fesi kısmen kapatan veya altından sarkan, kenarları yöresel oya ve boncuklarla işlenmiş tülbentlerdir.

Çıngıl ve Alınlık: Fesin alın veya kulak hizasına gelen kısımlarına sallanan, ses çıkaran zincirli takılardır.

Feslerin özellikleri;

Evlilik ve Bereket ifade ederler: Gelinin başlıkları genellikle kırmızı ve beyaz gibi evlilik ve saflığı temsil eden renklerle süslenir. Bu renkler yeni bir hayata başlayan gelinin mutluluğunu ve bereketli bir evlilik dileğini ifade eder.

Toplumsal Konum: Başlığın boyutu, kullanılan özellikler ve ayrıntılar, kadınların sosyal statülerini gösterir. Zengin ailelere mensup gelinlerin simgeleri daha gösterişli ve değerli taşlarla süslenirken diğer orta halli ailelerin gelinlerinin ise sade bir şekilde süslenir.

Koruma: Başlığın gelini nazarlardan ve kötü enerjilerden koruduğuna inanılır. Özellikle boncuklar, göz boncuğu gibi nesneler bu amaçla kullanılır.

Doğurganlık: Bazı süslemeler özellikle doğa ile ilgili motifler kadının doğurganlığını temsil eder.

Aitlik: Gelinin hükümdarlığını, kadının ait olduğu topluluğa ve bağlılığını gösterir. Başlıktaki motif ait olduğu bölgeye özgü kültür ögelerini yansıtır.

Fesin kökeni Fas'ın Fes şehrinden adını almıştır ve 1829'da II. Mahmud tarafından Osmanlı modernleşmesinin bir parçası olarak kabul edilmiştir.

Fes Türk kültür tarihinde önemli bir yere sahip olup şarkılara, türkülere girmiştir. Devrin şair ve yazarları eserlerinde eğri giyilen, kaşa düşürülen feslerden bahsetmişler, çocuk feslerine nazarlık, muska ve ziynet altını takıldığını yazmışlardır. Başta fes olmadan fotoğraf çektirmenin ise ayıp sayıldığı dönemler olmuştur.

Ara Güler tarafından 1952 de Mahmut Makal’ın Demirci Köyü’nde çekilmiş bir kadın resimi

Yararlanılan Kaynak

Kültür ve Turizm Bakanlığı Halk Kültürü Bilgi Yönetimi portalı

TDV: İslam Ansiklopedisi

R. Ekrem Koçu, Türk Giyim, Kuşam ve Süslenme Sözlüğü, Ankara 1967